Tarih Podcast'leri

İnceleme: Cilt 41

İnceleme: Cilt 41

  • Birinci Dünya Savaşı
  • Askeri Tarih
  • 18. Yüzyıl Tarihi
  • İkinci dünya savaşı
  • Roma imparatorluğu
  • İspanyol sivil savaşı

Devletler son yıllarda benzeri görülmemiş sayıda kürtaj kısıtlaması getirdi.[1] Bu kısıtlamalar, kürtajla ilgili yaşam öncesi yasakları, “bilgilendirilmiş onam” prosedürlerini, zorunlu bekleme sürelerini ve hatta zorunlu ultrasonları içerir.

21. yüzyılda ayrımcılık giderek bilinçaltı, bilinçdışı ve yapısal hale geldi. Yine de, ayrımcılığı ele alan yasal çerçeve, bu değişimi görmezden geldi, kasıtlı ayrımcılığa odaklanmaya devam etti ve uygulama sonrası uygulamaya dayandı.


Cilt 41 - Sayı 2 - Yaz 1982

Nesne

Genç Radikaller ve Bağımsız Devlet: Ukrayna Ulus-Devleti Fikri, 1890-1895

Pek çok modern siyaset kuramcısı için ortak bir varsayım, ulus-devletin ulusal hareketlerin doğal hedefi olduğudur. Ancak on dokuzuncu yüzyıl Doğu Avrupa'sının sular altında kalan halkları için, bağımsız devlet olma hedefinin formüle edilmesi, ideolojik gelişimde özünde kültürel ve toplumsaldan açıkça siyasi milliyetçiliğe doğru bir sıçramayı gerektiriyordu. Bu makalede, özellikle genç aydınların bir ulus-devlet hedefinin formüle edilmesinde oynadığı rolle, Ukraynalılar tarafından atılan ideolojik sıçramayla ilgileniyorum. Argümanımın üç aşaması vardır: Mevcut tarih yazımındaki yanlış anlamaları düzeltmek ve bağımsızlık hedefinin radikal entelijansiya içindeki bir kuşak çatışması bağlamında ortaya konduğunu göstermek için tasarlanmış olayların anlatısal bir açıklaması. genç ve yaşlı radikaller ve genç radikallerin neden Ukrayna devleti talebini formüle edebildiklerinin ve üst düzey çağdaşlarının yapamadığının bir açıklaması.

1891 Mahsul Yetersizliği: Toprak Tükenmesi, Teknolojik Gerilik ve Rusya'nın “Tarım Krizi”

On dokuzuncu yüzyılın son on yıllarındaki Rus köylü çiftçiliği teknikleri genellikle teknolojik olarak geri olarak kabul edilir. Hangi Rus tarihi öğrencisi, tarımdaki üç tarla sisteminin, gübre eksikliğinin ve ağırlıklı olarak Rus köylüleri tarafından kullanılan yetersiz ahşap sabanın korkunç etkilerini okumamıştır? Köylünün düşük üretkenliği, geleneksel olarak, toprağın tükenmesine ve dolayısıyla Rus köylülüğünün yoksullaşmasına katkıda bulunanlar olarak görülen bu geri yöntemlere atfedilir. Toprak tükendiği için köylüler yaşam standartlarını koruyamıyor ve artan vergi yükünü karşılayamıyorlardı. Teknolojik gerilik ve toprağın tükenmesi, bu nedenle, on dokuzuncu yüzyıl sona ererken Rus köylülüğünün ekonomik refahının kötüleştiğini belirten “kriz hipotezi” için önemli göstergelerdir. Bununla birlikte, 1891'deki ürün yetersizliğinin nedenlerine ve 1891-92'deki ürün yetersizliği ve kıtlığından sonra Rus hasadının kalitesine ilişkin bir araştırma, açıkça şunu ortaya koymaktadır: (1) hasat kalitesinin kritik belirleyicisi toprak nemiydi (2) Kara toprak bölgesinin çoğunda ve genel olarak tahıl arazilerinde iklim ve toprak koşulları göz önüne alındığında, köylü yöntemleri açık bir şekilde “geriye doğru” isyan etti ve hatta uygun olabilirdi ve (3) Rus tarım arazileri, özellikle topraklarda tükenmiyordu. merkezi kara toprak bölgesinin açlık illeri denir. Oldukça basit, havanın iniş çıkışları Çarlık Rusya'sında hasadı belirledi.

Kristijonas Donelaitis, Bir Litvanya Klasiği

Kristijonas Donelaitis (1714-80) ilk büyük Litvanyalı şairdi ve Litvanya mektuplarında tüm zamanların önde gelen isimlerinden biriydi. Doğu Prusya'da (Litvanya Minor) küçük bir köyde doğdu, hayatının çoğunu böyle bir yerin, Tolminkiemis adlı bir cemaatin Lutheran papazı olarak geçirdi. Hayatının anlatıları, cemaatine hem Almanca hem de Litvanca dilinde etkili bir şekilde vaaz verdiğini, müzik aletleri - klavikor ve piyano - yaptığını ve bunları çaldığını, komşu mülkle bucak toprakları üzerinde savaştığını ve çeşitli dostane meselelerde diğer bakanlarla mektuplaştığına tanıklık ediyor. Litvanya şiirinin yazımı da dahil. Donelaitis öldüğünde, onun edebi mirası birkaç fabl ve muhtemelen 1765 ile 1775 arasında yazılmış, ancak 1818'e kadar yayınlanmayan kırsal destan Metai'den (Mevsimler) oluşuyordu. Metai, Litvanya edebiyatının bir kilometre taşı olarak duruyor. O dildeki ilk kapsamlı şiirsel metin (2.969 satır altıgen) ve içsel kalite ve kalıcı etkiye sahip bir eserdi. Donelaitis'in başarısı, son yıllarda sadece Litvanya'da değil, yurtdışında da giderek daha fazla tanınmaktadır. On sekizinci ve on dokuzuncu yüzyılın başlarında Litvanya'daki Protestan din adamlarının ve bazı batı Litvanyalı ülke soylularının Litvanyaca'yı edebi bir dil olarak kurmaya yönelik öncü çabalarının arka planına karşı, onun konumu daha da dikkat çekici görünüyor. Destansı yeteneğinin aniden ortaya çıkışı, görünüşe göre kendi kültürel çevresinden veya Litvanya geleneğinde daha önceki herhangi bir zamandan yeterli destek almadan, Donelaitis'in etrafında şairleri, bilim adamlarını ve kahramana tapanları kendine çeken bir gizem havası yarattı.

Rusya ve “Baskı Devrimi”: Notlar ve Gözlemler

Son yıllarda Batı Avrupa'daki erken matbaacılık tarihi, yalnızca matbaanın içsel evrimini aydınlatmakla kalmayıp, aynı zamanda bu gelişmenin genel olarak tarih için uygunluğunu göstermeye de ilgi duyan bilim adamlarının yeniden dikkatini çekti. Gerçekten de, bazı matbaa tarihçileri artık taşınabilir yazı tipinin ortaya çıkışının, Rönesans ile Fransız Devrimi arasındaki yüzyılların önemli bir dönüm noktası olduğunu savunuyorlar. Bu önerme, Gutenberg sonrası dönemde bir “basım” veya “tipografik” devrimin Avrupa kültürünü gözle görülür şekilde değiştirdiği yönündeki daha da cesur hipotezin doğmasına yol açmıştır.

Batılı bilim, erken modern Avrupa'da matbaaya önemli ölçüde dikkat çekse de, Batı dışındaki iletişim tarihi nispeten gözden kaçmıştır. Avrupa deneyiminin çeperinde yer alan Rusya, Bizans, Balkanlar gibi toplumları bile dikkate almamak, özellikle şaşırtıcıdır, çünkü bu toplumlar birçok yönden Avrupa kültürünün bir parçasıdır. En azından Rusya örneğinde, teorik konuların ihmal edilmesi, yayınlanmış bilgi eksikliğinden kaynaklanmaz, çünkü Rus kitabının incelenmesi, Rus ve Sovyet bibliyografları ve edebiyat tarihçileri arasında uzun ve zengin bir geçmişe sahiptir.

Maiakovskii'nin Lenin'i: Bir Bolşevik Bylina'nın Üretimi

Roman Jakobson'un Maiakovskii'nin son, yurttaşlık odaklı şiirleri pahasına söylediği tek bir esprili söz, Rus Bolşevizminin devrim sonrası ozanı karşısındaki Batılı tutumların bir ölçüsü olarak hâlâ alıntılanabilir: “Çok iyi, ama Mayakovski kadar iyi değil.” Kuşkusuz, Rusya'nın en Sovyet, büyük şairinin pek çok Batılı takdircisi, Maiakovskii'nin müziğinin büyük bir bölümünü akort etti. Maiakovskii'nin şiirsel kariyerini karakterize eden lirik ve sivil dürtüler arasındaki bu uzun salınımda, Batılı izleyiciler, halk şiirinin ve anlatı şiirinin geniş uzantılarına dikkat çekecek kadar az ilgi veya sabır gösterdiler. Batı kulağının bu önyargısı gözden kaçmadı. Bir Sovyet yorumcu kendi esprisiyle yanıt verdi: “Bu umutsuz bir iş - şarkı sözlerini 'ruh' ve 'Sovyet' olarak ikiye ayırma girişimi.” Yine de seçici dinleme, Batı eleştirisinin tekelinde. Sovyet kahraman şarkılarını gururla ilan eden propagandacının Batı tefsirinde olduğu gibi, Maiakovskii üzerine Sovyet bursu, hayattan daha büyük bir benliğin önlenemez şarkıcısı tarafından utandırılmıştır. Maiakovskii'nin abartılı mizacı ve şiirsel ve politik devrimciliğin tuhaf kombinasyonları göz önüne alındığında, çalışmalarının farklı bölümlerinin farklı okuyucular tarafından “Mayakovski kadar iyi olmadığı” için ayrımcılığa uğraması muhtemelen kaçınılmazdır. Ancak edebi eleştirinin görevi, hem onun lirik dizelerinin politik yankılarına hem de en partizan şarkılarının şiirsel yankılarına karşı sağırlığın üstesinden gelmektir.

Tolstoy'da Ölüm Maskeleri

Tolstoy ölümün doğru ve şiirsel tanımını çözülmesi gereken edebi bir sorun haline getirdi: Bir yazar, yaşayanların asla tam olarak kavrayamayacağı bir deneyim olan gerçek ölüm hissini tanımlamak için dilin kaynaklarını nasıl kullanır? Belirsizlik yaratmak ve kullanmak için çeşitli dilsel araçlarla deneyler yapan Tolstoy, Çocukluk, Sivastopol Masalları, "Üç Ölüm", Savaş ve Barış, "Bir Delinin Notları" ve II. İvan'ın Ölümü'nde uzun yıllar bu soruna bir çözüm bulmaya çalıştı. 'İh. Bu alandaki başarısının neredeyse emsalsiz olduğunu düşünen eleştirmenler var, dünya edebiyatında ölüm üzerine yeni bir kitap, Tolstoy'a diğer yazarlardan daha fazla ilgi ve övgü veriyor.

Tolstoy'un kurgusundaki tüm ölüm sahnelerinin en güçlüsü, Savaş ve Barış'ta Prens Andrei Bolkonskii'yi canlandıran sahnedir. Andrei'nin bir rüyada gördüğü ölüm hayaleti, ölüm korkusunun bir kanıtı, sadece nötr zamir ono (o) tarafından belirlenir. Konstantin Leont'ev, ölümün kendisiyle özdeşleştirilebilecek kadar korkunç ve gizemli olduğunu hissettiği bu ono karşısında çok etkilenmişti. Ono'yu bu kadar hemen çarpıcı kılan şey, nötr bir form olmasına rağmen, bir dişil isim olan smert' (ölüm) kelimesine doğrudan atıfta bulunmak için kasıtlı olarak (altı çizilerek) kullanılmasıdır.

Vladimir Odoevskii Opera Eleştirmeni olarak

Vladimir Odoevski'nin kurgu ve gazetecilik eserlerinde ele aldığı konuların çeşitliliği etkileyici. İlgi alanları, bugün sosyal bilimler, doğa bilimleri ve beşeri bilimlerin az çok ayrı kategorileri olarak düşündüğümüz şeyi kucakladı. Tanıdıkları onu “Rus Faust” olarak adlandırdı. Eserinde önemli bir müzik eleştirisi var ve gerçekten de, haklı olarak Rusya'nın ilk müzik eleştirmeni olarak kabul edilebilir. Odoevskii'nin opera eleştirisi, kuşkusuz dar bir konu, bu makalenin konusudur.

Odoevskii'nin opera hakkındaki yazılarına odaklanmak için iyi bir neden var. Opera meraklısı için, müzik okuryazarlığı olan bir dinleyicinin Mozart, Gluck, Rossini, Bellini, Verdi, Wagner ve diğerlerinin o zamanlar çağdaş ya da neredeyse çağdaş başyapıtlarına tepkilerini paylaşmanın dolaylı bir zevki (ve ara sıra küçük düşürmesi) vardır. Daha az içsel bir düzeyde, Odoevskii'nin opera eleştirisini tanımak, Odoevskii'nin on dokuzuncu yüzyıldaki Rus kültür tarihinin yanı sıra tam edebi çıktısının altında yatan geniş kalıpları genel olarak takdir etmemizi sağlar.

Tataristan'da Kültürlenme: Sabantui Festivali Örneği

Hiçbir kültür, bileşen özelliklerinin mükemmel bir bütünleşmesine veya statik bir dengesine sahip değildir. Kültürün özelliklerinin yayılması, sürekli ve çok önemli bir dinamik süreçtir. Yakın temasta bulunan farklı kültürlerin karşılıklı etkisinin hakim olduğu bir değişim süreci olarak kültürleşme, özellikle disiplinler arası incelemeye uygundur. Kültürlenme çalışması, kültürel değişimin süreçleri ve biçimlerini, kültürel bütünleşmeyi ve kültürlerin seçici alıcılığının nedenlerini araştırmakla ilgilenen dilbilimci, etnograf, antropolog ve tarihçi için eşit derecede zorlayıcıdır.

Sosyoekonomik ve ideolojik homojenliğinin arka planına karşı Sovyet toplumunun çokuluslu karakteri, özellikle kültür, kültürel değişim ve entegrasyon açısından birlik ve çeşitlilik arasındaki dinamik gerilime özel bir nitelik kazandırmaktadır. Sonuç olarak, daha geniş etnik süreçlerin bir bileşeni olarak kültürleşmenin araştırılması sadece haklı değil, aynı zamanda zorunludur.


O. A. C. Review Cilt 41 Sayı 4, Aralık 1928

Yayın tarihi 1928-12-01 Kullanım Atıf-GayriTicari-Türetilemez 2.5 Kanada Konular OAC İncelemesi, Üniversite haberleri, başyazı, tarım, haraç, ölüm ilanı, türkiye, kısa öykü, çiçek aranjmanı, Japonya, ikebana, Kanada Bacon, domuz eti endüstrisi, tarih, kârlılık, soya fasulyesi, Kraliyet Kış Fuarı, OAC No. 211, kampüs fotoğraflar, OAC kampüsü, patatesler, Dampingle Mücadele Yasası, kümes hayvanları gösterisi, yıkama, fakülte, Hayvancılık Bölümü, çiftlik hayvanları yargılaması, Yıl 1926 Anma Dersi, Haham Isserman, Hıristiyan Öğrenci Derneği, Hıristiyan Öğrenci Hareketi, Albay JB MacLean, gazetecilik, OAC Filarmoni Toplum, Union Literary Society, tartışmalar, IODE Masquerade, Dairy Club, Poultry Club, Bahçıvanlık Kulübü, Dr. GI Christie, hisse senedi hakimleri, College Royal, Conversat, Conversazione, şiir, atletizm, futbol, ​​hokey, basketbol, ​​boks, güreş, Yaşlılar Toronto Gezisi, düğün duyuruları, ölüm ilanı, 1924 Reunion, 1928 Reunion, Macdonald Hall, Macdonald Enstitüsü, mezunlar, yerel haberler, kişisel bilgiler, mezunlar, Guelph, reklam Yayıncısı Ontario Agricultura l Kolej Koleksiyonu oac_review University_of_guelph ontario_council_university_libraries toronto Sayısallaştırma sponsoru University of Guelph - University of Toronto Libraries Katılımcı Literary Society of the Ontario Ziraat Koleji, University of Guelph Language English

Cilt 41, No.1 (2020)

“Büyük şehirde binlerce hikaye vardır,” Brian Nash

ŞİİR
JOANNA KLINK itibaren Gece gökyüzü
EMILY JUNGMIN YOON Başka Yerde [SES]
ZACH LINGE Aniden Bir Orman Olarak Sunuldu [SES] / Şubeler
VANDANA KHANNA Nasıl Talipler Woo / Penelope Hamamında
MAURA STANTON Venedik Bacaları /
Benim Fantezi Tabutum
COREY VAN LANDINGHAM Reader, ben [Virgil'e göre öyleydim] / Reader, [adımı sakladım] .
JAY DESHANDE Çimler İçin Bir Çocuk Rehberi
SU CHO Su Nasıl Söylenir /
West Lafayette, Indiana'da ESL için Abecedarian
OLIVER BAEZ BENDORF Herkes Çayırımdan Biraz İstiyor
RODNEY GOMEZ Gösteri / Çeviri
PHILIP METERS Cennetteki Yılan Gibi Trompet Asmadır
CAMPBELL McGRATH Kurbağa Göleti
PATRICK PHILLIPS Elegy, Masa Testere ve Örümcek Ağları ile
JOHN FREEMAN Columbine ve Rue [ses]ALESSANDRA LYNCH Gidiyor [SES]

KURGU
LINDSAY STARCK Baykal
MAUD CASEY Şehrin Kendisi
CHRISTINE SNEED Swami Buchu Trungpa
NANDINI DHAR Karısı
DAVID ALLAN CATES Konumda
ELIN HAWKINSON Bu Sadece Biraz Zaman Alacak

kurgusal olmayan
yansımalar
JULIA COHEN Aradaki Tüm Uzay Sudur
MICHAEL BOGAN Beş Dakikalık Mil

American Places'ten Raporlar
ROBERT LOPEZ Hiçbir Yerden Gelmiyor [SES]

Gizli Tarihler
Asyalı Amerikan Edebiyatı Festivali'nden
JENNIFER CHANG + LAWRENCE-MINH BÙI DAVIS Giriş
KAZIM ALİ Shreela Ray: Bir Giriş
JENNIFER CHANG, Wong May'i Arıyor
CHING-IN CHEN Mark Aguhar için Nefes Aldı

Çeviriler
MAX FRISCH Bir Alman Yolculuğunun Küçük Günlüğü
trans. Linda Frazee Baker [SES]

yeniden keşifler
WALT WHITMAN Amerikan Demokrasisinin Yeni Dünyasını Hayal Etmek


Irkçılık, Sağlıkta Eşitsizliklerin Temel Bir Nedeni mi?

Daha önce sosyoekonomik durumun (SES) sağlık eşitsizliklerinin temel bir nedeni olduğunu ve bu nedenle sağlıkta SES eşitsizliklerinin herhangi bir zamanda onları üreten hastalıklar, riskler ve müdahalelerdeki radikal değişikliklere rağmen zaman içinde devam ettiğini öne sürmüştük. SES gibi, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ırkın da sağlık ve ölüm oranıyla kalıcı bir bağlantısı var. Buradaki hedeflerimiz, sistemik ırkçılığın sağlık eşitsizliklerinin temel bir nedeni olması nedeniyle bu bağlantının devam edip etmediğini değerlendirmek ve bunu yaparken, sağlık sonuçlarındaki ırksal farklılıklar, sağlık riskleri ve sağlığı geliştirici kaynaklar gibi çok çeşitli ampirik verileri gözden geçirmektir. para, bilgi, güç, prestij, özgürlük ve faydalı sosyal bağlantılar gibi. Sağlıkta ırksal eşitsizliklerin, öncelikle ırkçılığın SES'teki ırk farklılıklarının temel bir nedeni olması ve SES'in sağlık eşitsizliklerinin temel bir nedeni olması nedeniyle sürdüğü sonucuna varıyoruz. Bununla birlikte, bu güçlü bağlantılara ek olarak, büyük ölçüde güç, prestij, özgürlük, komşuluk bağlamı ve sağlık hizmetlerindeki eşitsizlikler yoluyla ırkçılığın SES'ten bağımsız olarak sağlıkla da temel bir ilişkisi olduğuna dair kanıtlar vardır.


Paylaş

Soyut

İklim değişikliğinin ekonomik, sosyal ve çevresel etkileri Filipinler'de giderek daha belirgin hale geldikçe, afet riskinin azaltılması ve yönetimine (DRRM) yönelik toplum temelli yaklaşımlar, katılım, güçlendirme ve dayanıklılık anlatılarıyla çerçevelenen yeni ortodoks haline geldi. Kentli yoksullar arasında, devlet onaylı risk azaltma müdahaleleri genellikle ev sahibi dernekleri aracılığıyla kolaylaştırılır ve kadınlar bu alanlarda taban eyleminin kritik itici güçleri olarak hizmet eder. Bu makale, toplum temelli bu seferberliklerin riske karşı kırılganlıkların temelini oluşturan toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizlikleri ele almaya veya şiddetlendirmeye hizmet edip etmediğini sorguluyor. Tabandan gelen “direnç oluşturma” ve toplum temelli DRRM'nin uygulamada kesinlikle cinsiyete dayalı olduğunu ve bu faaliyetlere katılımın cinsiyete dayalı eşitsizlikleri ve güç farklılıklarını pekiştirirken aynı zamanda kadın üyeler arasında olumlu kişisel dönüşümleri kolaylaştırdığı karmaşık dinamikleri ortaya koyduğunu savunuyorum. Bu çalışmanın bulguları, kapsayıcı DRRM ve “direnç oluşturma” stratejilerinin geliştirilmesinde toplumsal cinsiyet rollerinin, gücün ve failliğin sosyo-mekansal tezahürlerini anlamanın önemini pekiştiriyor.

Referanslar

Albert, J. R. G. ve Vizmanos, J. F. V. (2017) 'Filipinler'deki kadın ve erkekler eşit ekonomik fırsatlara sahip mi?' (Politika Notları), April, Manila, Filipin Kalkınma Araştırmaları Enstitüsü.

Allen, K. A. (2006) 'Topluluk temelli afet hazırlığı ve iklim adaptasyonu: Filipinler'de yerel kapasite geliştirme', Disasters , 30(1), 81–101.

Bankoff, G. (2007) 'Tek başına ilerlemenin tehlikeleri: Filipinler'de sosyal sermaye ve topluluk esnekliğinin kökenleri', Süreklilik ve Değişim , 22(2), 327-55.

Barrett, C.B. ve Constas, M.A.(2014) 'Uluslararası kalkınma uygulamaları için bir esneklik teorisine doğru', Proceedings of the National Academy of Sciences, 111(40), 14625–30.

Beard, V. A. ve Cartmill, R. S. (2007) 'Endonezya'da toplumsal cinsiyet, toplu eylem ve katılımcı kalkınma', International Development and Planning Review, 29(2), 185–213.

Bradshaw, S. (2013) Toplumsal cinsiyet, kalkınma ve afetler , Cheltenham, Edward Elgar Yayıncılık.

Bradshaw, S. (2015) 'Kalkınma ve felaketlere yol açma', Afetler , 39(S1): S54–S75.

Chambers, R. (1994) 'Paradigma kaymaları ve katılımcı araştırma ve geliştirme uygulaması' (Çalışma Belgesi No. 2), Brighton: Kalkınma Araştırmaları Enstitüsü.

Chant, S. (2008) “Yoksulluğun feminizasyonu” ve yoksulluk karşıtı programların “feminizasyonu”: revizyon için yer mi?’, The Journal of Development Studies , 44(2), 165-97.

Chant, S. (2014) 'Küresel Güney'in gecekondu mahallelerinde kadınların çalışması ve ev tabanlı girişimleriyle ilgili olarak “yoksulluğun feminizasyonunu” keşfetmek”, International Journal of Gender and Entrepreneurship , 6(3), 296-316.

Chant, S. (2016) 'Kadınlar, kızlar ve dünya yoksulluğu: güçlendirme, eşitlik mi yoksa özcülük mü?', International Development and Planning Review , 38(1), 1–24.

Chant, S. ve Mcilwaine, C. (1995) Daha az maliyetli kadınlar: kadın emeği döviz ve Filipin kalkınması , Londra, Pluto Press.

İklim Değişikliği Komisyonu (2010) 'İklim değişikliğine ilişkin ulusal çerçeve stratejisi 2010–2022', http://www.climate.gov.ph/index.php/en/documents/category/27-nfscc (erişim tarihi: 28 Kasım 2017).

Filipinler Kongresi (2010) 'Cumhuriyet Yasası 10121: Filipin Afet Riskini Azaltma ve Yönetim Yasası', http://www.senate.gov.ph/republic_acts/ra10121.pdf (erişim tarihi: 28 Kasım 2017).

Cooke, B. ve Kothari, U. (2001) 'Zorbalık olarak katılım davası', B. Cooke ve U. Kothari (eds) Katılım: yeni tiranlık? Londra, Zed Kitapları, 1-15.

Cornwall, A. (2002) 'Locating Citizen katılımı', IDS Bulletin , 33(2), 49-58.

Cornwall, A. (2003), 'Kimin sesleri? Kimin seçimleri? Toplumsal cinsiyet ve katılımcı kalkınma üzerine düşünceler’, World Development , 31(8), 1325–42.

Cornwall, A. ve Rivas, A.-M. (2015) “Cinsiyet eşitliği” ve “kadınların güçlendirilmesi”nden küresel adalete: toplumsal cinsiyet ve kalkınma için dönüştürücü bir gündemin geri alınması”, Third World Quarterly , 36(2), 396–415.

Delica, Z. (1998) 'Kırılganlık ve kapasiteyi dengeleme: Filipinler'de kadın ve çocuklar', E. Enarson ve B. Morrow (eds) The cinsiyete dayalı felaket alanı , New York, Praeger, 109–14.

Dill, B. (2009) 'Dar es Salaam'da toplum temelli katılımın paradoksları', Development and Change , 40(4), 717–43.

Eerdewijk, A. Van, Wong, F., Vaast, C., Newton, J., Tyszler, M. ve Pennington, A. (2017) Beyaz kitap: kadın ve kız çocuklarının güçlendirilmesine ilişkin kavramsal bir model , Amsterdam, Royal Tropical Enstitüsü (KIT).

Fernandez, G., Uy, N. ve Shaw, R., (2012) 'Filipinler'in toplum temelli afet risk yönetimi deneyimi', G. Fernandez, N. Uy ve R. Shaw (eds) Toplum temelli afet risk azaltma (Topluluk, Çevre ve Afet Risk Yönetimi, Cilt 10), Bingley, Emerald Group Publishing Limited, 205–31.

Gaillard, J. C. (2015) Filipinler'de insanların afetlere tepkisi: kırılganlık, kapasiteler ve dayanıklılık, Afet Çalışmaları, New York, Palgrave Macmillan.

Gaventa, J. (2002) 'Vatandaşlık, katılım ve hesap verebilirliği keşfetmek', IDS Bulletin , 33(2), 1–11.

Gaventa, J. (2004) 'Temsil, topluluk liderliği ve katılım: mahalle yenileme ve yerel yönetişime vatandaş katılımı', https://assets.publishing.service.gov.uk/media/57a08cd8ed915d3cfd001664/JGNRU.pdf (30 Ekim'de erişildi) 2017).

Henkel, H. ve Stirrat, R. (2001) 'Seküler tabiiyet olarak manevi görev güçlendirme olarak katılım', Cooke ve Kothari (eds), 168-84.

Hickey, S. ve Mohan, G. (2005) 'Radikal bir kalkınma politikası içinde katılımı yeniden konumlandırmak', Development and Change , 36(2), 237-62.

Holland, J., Jones, S. ve Kardan, A. (2015) 'Akılınma katılımı: bir çerçeveye doğru', International Development and Planning Review , 37(1), 77-94.

Joseph, J. (2013) ' Gömülü neoliberalizm olarak esneklik: bir yönetimsellik yaklaşımı', Esneklik , 1(1), 38-52.

Kabeer, N. (1999) 'Kaynaklar, faillik, başarılar: kadınların güçlendirilmesinin ölçümüne yansımalar', Development and Change , 30(3), 435-64.

Kabeer, N. (2001) 'Kadınların güçlendirilmesinin ölçülmesi üzerine düşünceler', A. Sisask'ta (ed.) Kadınların güçlendirilmesinin tartışılması: teori ve uygulama , Stockholm, İsveç Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı, 17-57.

Mackinnon, D. ve Derickson, K. D. (2012) 'Dayanıklılıktan becerikliliğe: dayanıklılık politikası ve aktivizminin bir eleştirisi', Progress in Human Geography , 37(2), 253-70.

Manyena, S. B. (2006) 'Dayanıklılık kavramı yeniden ziyaret edildi', Disasters , 30(4), 433–50.

Maskrey, A. (1989) Afet azaltma: toplum temelli bir yaklaşım , Oxford, Oxfam.

Maskrey, A. (2011) 'Topluma dayalı afet risk yönetiminin yeniden gözden geçirilmesi', Çevresel Tehlikeler, 10(1), 42–52.

Miraftab, F. (2004) 'Davetli ve icat edilmiş katılım alanları: neoliberal vatandaşlık ve feministler' siyasetin genişletilmiş nosyonunu', Wagadu , 1(Bahar), 1–7.

Mohan, G. ve Stokke, K. (2000) 'Katılımcı gelişme ve yetkilendirme: yerelliğin tehlikeleri', Third World Quarterly , 21(2), 247-68.

Palmer, I. (1992) 'Uyum programlarında toplumsal cinsiyet, eşitlik ve ekonomik verimlilik', H. Afshar ve C. Dennis (eds) Women and uyum politikaları in the Third World , Basingstoke, Macmillan, 69-83.

Parreñas, R. S. (2003) 'Kadınların pahasına', Müdahaleler , 5(1), 29-44.

PCW (Filipin Kadın Komisyonu) (2010) Kadınların Magna Carta'sı: uygulama kuralları ve yönetmelikleri , RA9710, Manila, Filipin Kadınlar Komisyonu.

PSA (Filipin İstatistik Kurumu) (2015) '2015 tam yıl yoksulluk istatistikleri', https://psa.gov.ph/content/poverty-incidence-among-filipinos-registered-216-2015-psa (15 Ekim 2017'ye erişildi) .

PSA (Filipin İstatistik Kurumu) (2016) 'denizaşırı Filipinliler hakkında 2015 anketi', https://psa.gov.ph/content/2015-survey-overseas-filipinos-0 (erişim tarihi 21 Ağustos 2017).

PSA (Filipin İstatistik Kurumu) ve ICF International (2014) 2013 Filipinler ulusal nüfus ve sağlık araştırması: temel bulgular , Manila ve Rockville, MD, PSA ve ICF International.

Rigon, A. (2014) 'Yerel yönetişimin inşası: Kenya'da gecekondu iyileştirmesine katılım ve elit ele geçirme', Development and Change , 45(2), 257-83.

Swyngedouw, E. ve Heynen, N.C. (2003) 'Kentsel politik ekoloji, adalet ve ölçek siyaseti', Antipode , 35, 898-918.

WEF (World Economic Forum) (2016) 'Küresel cinsiyet farkı endeksi', http://reports.weforum.org/global-gender-gap-report-2016/economies/#economy=PHL (erişim tarihi: 21 Ağustos 2017).

Welsh, M. (2014) 'Dayanıklılık ve sorumluluk: karmaşık bir dünyada belirsizliği yönetmek', Geographical Journal , 180(1), 15–26.

Dünya Bankası (2014) Filipinler Cumhuriyeti toplumsal cinsiyet ve kalkınmayı ana akımlaştırma: ülke cinsiyet değerlendirmesi 2012 , Filipinler ve Washington, DC, Dünya Bankası.


Kitap açıklaması

Oşinografi ve deniz biyolojisine ilgi ve bunun küresel çevre sorunlarıyla ilgisi artmaya devam ederek, son araştırmaları özetleyen yetkili incelemelere yönelik bir talep yaratmaktadır. Oşinografi ve Deniz Biyolojisi: Yıllık İnceleme, 40 yılı aşkın bir süre önce merhum Harold Barnes tarafından kuruluşundan bu yana bu talebi karşılamıştır. Gelecekteki ciltlerde uygun olduğunda belirli konulara geri döndüğü ve ortaya çıktıkça yeni konular eklediği, deniz araştırmalarının temel alanlarının yıllık bir değerlendirmesidir. Tüm ciltlere verilen olumlu tepki, dizinin çok gerçek bir ihtiyacı karşıladığını gösteriyor: hem incelemeler hem de satışlar memnuniyet verici. 41. cilt, önceki ciltlerin amaçlarını ve üslubunu yakından takip ederek, deniz bilimlerini - çeşitli yönleriyle - bir birim olarak görmeye devam ediyor. Bu baskı, Akdeniz'deki egzotik yumuşakçalar, yunusların beslenmesi ve diğer konular hakkında yorumlar ekliyor. Uzmanlar deniz biliminin fiziksel, kimyasal ve biyolojik yönlerini ele alır. Seri, deniz biliminin tüm alanlarında ve ilgili konularda araştırmacılar ve öğrenciler için önemli bir referans metni olup, deniz istasyonları ve enstitülerinin yanı sıra üniversitelerin kütüphanelerinde de kendine yer bulmaktadır. Bilimsel Bilgi Enstitüsü tarafından derlenen atıf endekslerinin deniz biyolojisi kategorisinde sürekli olarak en üst sıralarda yer almaktadır.


İçindekiler

Carr Londra'da orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi ve Londra'daki Merchant Taylors' School ve Cambridge'deki Trinity College'da eğitim gördü ve burada 1916'da Klasikler alanında Birinci Sınıf Derecesi aldı. [1] [2] Carr'ın ailesi Kuzey İngiltere'de doğdu ve atalarından ilk söz, 1450'de Newcastle Şerifi olarak görev yapan bir George Carr'dı. [2] Carr'ın ebeveynleri Francis Parker ve Jesse (kızlık soyadı Hallet) Carr'dı. [2] Başlangıçta Muhafazakarlardı, ancak 1903'te serbest ticaret konusunda Liberalleri desteklemeye başladılar. [2] Joseph Chamberlain serbest ticarete karşı olduğunu ve İmparatorluk Tercihi lehinde olduğunu ilan ettiğinde, Carr'ın tüm tarifelerden tiksindiği babası siyasi sadakatini değiştirdi. [2]

Carr, Merchant Taylors School'daki atmosferi şöyle anlattı: "Okul arkadaşlarımın %95'i ortodoks Muhafazakar evlerden geliyordu ve Lloyd George'u şeytanın bir enkarnasyonu olarak görüyorlardı. Biz Liberaller küçük, hor görülen bir azınlıktık." [3] Carr, ebeveynlerinden, ilerlemenin dünya meselelerinde durdurulamaz bir güç olduğuna dair güçlü bir inancı miras aldı ve hayatı boyunca Carr'ın düşüncesinde tekrar eden bir tema, dünyanın giderek daha iyi bir yer haline geldiğiydi. [4] 1911'de Carr, Cambridge'deki Trinity College'a katılmak için Craven Bursunu kazandı. [2] Cambridge'de, Carr, profesörlerinden birinin Greko-Pers Savaşlarının Herodot'u, Tarihler. [5] Carr bunu büyük bir keşif olarak buldu - tarihçinin zanaatının öznelliği. Bu keşif daha sonra 1961 tarihli kitabını etkileyecekti. Tarih Nedir? [5]

Kendi neslinin çoğu gibi, Carr da 1914'ten önce bildiği dünyayı yok ettiği için I. tıbbi nedenlerle askerlik. [4] İlk olarak, Almanya'ya ablukayı uygulamaya çalışan Dışişleri Bakanlığı'nın Kaçak Departmanına atandı ve daha sonra 1917'de, diğer alanların yanı sıra Rusya ile ilişkilerle ilgilenen Kuzey Departmanına atandı. [2] Bir diplomat olarak, Carr daha sonra Dışişleri Bakanı Lord Halifax tarafından "kendisini yalnızca sağlam öğrenme ve siyasi anlayışla değil, aynı zamanda idari yetenekte de farklı kılan" biri olarak övüldü. [6]

İlk başta, Carr Bolşevikler hakkında hiçbir şey bilmiyordu. Daha sonra, "Lenin ve Troçki'nin devrimci görüşleri hakkında belirsiz bir izlenime" sahip olduğunu, ancak Marksizm hakkında hiçbir şey bilmediğini hatırladı. [7] 1919'a gelindiğinde, Carr, Bolşeviklerin kaderinin Rus İç Savaşı'nı kazanmak olduğuna ikna olmuştu ve Başbakan David Lloyd George'un Savaş Bakanı Winston Churchill'in Bolşevik karşıtı fikirlerine muhalefetini şu gerekçelerle onaylamıştı: reelpolitik. [7] Daha sonra, 1919 baharında "Fransızların Almanya'ya taviz vermesini sağlamak için [Lloyd George] Rus sorununda (kısmen) boyun eğdiğinde hayal kırıklığına uğradığını" yazdı. [8] 1919'da Carr, Paris Barış Konferansı'ndaki İngiliz heyetinin bir parçasıydı ve Versailles Antlaşması'nın Milletler Cemiyeti ile ilgili bölümlerinin hazırlanmasında yer aldı. [1] Konferans sırasında, Carr, Müttefiklerin, özellikle Fransızların Almanlara karşı muamelesine çok kırıldı ve barış konferansındaki Alman heyetinin "'On Dört Nokta' yüzünden aldatıldığını ve her türlü küçük aşağılanmaya maruz kaldığını" yazdı. [7] Versailles anlaşmasının Milletler Cemiyeti ile ilgili bölümleri üzerinde çalışmanın yanı sıra Carr, Almanya ve Polonya arasındaki sınırların belirlenmesinde de yer aldı. Başlangıçta, Carr Polonya'yı tercih etti ve Şubat 1919'da bir notta İngiltere'nin Polonya'yı hemen tanımasını ve Alman şehri Danzig'in (modern Gdańsk, Polonya) Polonya'ya bırakılmasını istedi. [9] Mart 1919'da, Carr Polonya için bir Azınlıklar Antlaşması fikrine karşı savaştı ve Polonya'daki etnik ve dini azınlıkların haklarının en iyi şekilde uluslararası toplumu Polonya'nın içişlerine dahil etmemekle garanti altına alınacağını savundu. [10] 1919 baharına gelindiğinde, Carr'ın Polonya delegasyonu ile ilişkileri karşılıklı düşmanlığa dönüşmüştü. [11] Carr'ın Almanların iddialarını Polonyalılar pahasına destekleme eğilimi, Adam Zamoyski'nin Carr'ın "Doğu Avrupa'nın tüm ulusları üzerinde en olağanüstü ırksal kibirle ilgili görüşlere sahip olduğunu" belirtmesine yol açtı. [12] Carr'ın biyografisini yazan Jonathan Haslam, Carr'ın Alman kültürünün derinden takdir edildiği bir yerde büyüdüğünü ve bunun da hayatı boyunca Almanya'ya yönelik görüşlerini her zaman renklendirdiğini yazdı. [13] Sonuç olarak, Carr ülkenin toprak iddialarını destekledi. Reich Polonya'ya karşı. 1954'te arkadaşı Isaac Deutscher'e yazdığı bir mektupta Carr, o zamanki Polonya'ya karşı tutumunu şöyle anlatıyordu: "Doğu Avrupa'da 1925'e kadar evrensel olan Polonya resmi, güçlü ve potansiyel olarak yağmacı bir güce sahipti." [11]

Barış konferansından sonra, Carr 1921 yılına kadar Paris'teki İngiliz Büyükelçiliği'nde görev yaptı ve 1920'de bir CBE verildi. [2] İlk başta, Carr, hem başka bir dünya savaşını önleyeceğine hem de savaş sonrası daha iyi bir dünya sağlayacağına inandığı Lig'e büyük inancı vardı. [4] 1920'lerde, Carr, 1925 ve 1929 yılları arasında İkinci Sekreter olarak görev yaptığı Letonya'nın Riga kentindeki İngiliz Büyükelçiliğine gönderilmeden önce Milletler Cemiyeti ile ilgilenen İngiliz Dışişleri Bakanlığı şubesine atandı. [1 ] 1925'te Carr, bir oğlu olan Anne Ward Howe ile evlendi. [14] Riga'da (o zamanlar önemli bir Rus göçmen topluluğuna sahip olan) bulunduğu süre boyunca, Carr Rus edebiyatı ve kültürüne giderek daha fazla hayran oldu ve Rus yaşamının çeşitli yönleri hakkında birkaç eser yazdı. [1] Carr, Riga'da bulunduğu süre içinde Rus yazarları orijinalinden okumak için Rusça öğrendi. [15] 1927'de Carr Moskova'ya ilk ziyaretini yaptı. [2] Daha sonra, Alexander Herzen, Fyodor Dostoyevski ve diğer 19. yüzyıl Rus aydınlarının çalışmalarını okumanın, liberal görüşlerini yeniden düşünmesine neden olduğunu yazacaktı. [16] : 80 1929'dan başlayarak, Carr çeşitli İngiliz edebiyat dergilerinde Rus ve Sovyet ile ilgili her şey ve uluslararası ilişkilerle ilgili kitapları incelemeye başladı ve yaşamının sonlarına doğru, Londra Kitap İncelemesi. [17] Özellikle, Carr Times Edebi Eki'1930'ların başlarında Sovyet uzmanıydı, 1982'de öldüğü sırada hâlâ bu görevdeydi. [18] Diplomat statüsünden dolayı (1936'ya kadar), Carr'ın 1929–36 dönemindeki incelemelerinin çoğu ya yayınlandı. anonim olarak veya "John Hallett" takma adı altında. [17] 1929 yazında, Carr, Fyodor Dostoyevski'nin biyografisi üzerinde çalışmaya başladı ve Dostoyevski'nin hayatını araştırırken, Carr, o sırada Britanya'da yaşayan bir Rus göçmen alimi olan Prens D. S. Mirsky ile arkadaş oldu. [19] Uluslararası ilişkiler üzerine çalışmaların yanı sıra, Carr'ın 1930'lardaki yazıları Dostoyevski (1931), Karl Marx (1934) ve Mikhail Bakunin'in (1937) biyografilerini içeriyordu. Carr'ın Sovyetler Birliği'ne artan hayranlığının erken bir işareti, Baron Pyotr Wrangel'in anılarının 1929'da gözden geçirilmesiydi. [20]

Dergide yayınlanan "Akıl Çağı" başlıklı bir makalede seyirci 26 Nisan 1930'da Carr, Fransız yazar Marcel Proust'u suçladığı Batı'da hakim olan karamsarlık kültürü olarak gördüğü şeye saldırdı. [21] 1930'ların başlarında, Carr, Büyük Buhran'ın neredeyse Birinci Dünya Savaşı kadar derinden sarsıcı olduğunu buldu. [22] Carr'ın liberalizmin yerini alacak bir ideolojiye olan ilgisinin daha da artması, Ocak 1931'de Cenevre, İsviçre'deki Milletler Cemiyeti Genel Kurulu'ndaki tartışmaları ve özellikle Yugoslavya arasındaki serbest ticaretin esasları hakkındaki konuşmaları dinlemesine verdiği tepkiydi. Dışişleri Bakanı Vojislav Marinkovich ve İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Henderson. [6] Carr, Sovyetler Birliği'ne hayran olmaya bu dönemde başladı. [22] Lancelot Lawton'ın 1932 tarihli bir kitap incelemesinde Sovyet Rusya'nın Ekonomik TarihiCarr, Lawton'ın Sovyet ekonomisinin bir başarısızlık olduğu iddiasını reddetti ve İngiliz Marksist iktisatçı Maurice Dobb'un Sovyet ekonomisine ilişkin son derece olumlu değerlendirmesini övdü. [23]

Carr'ın erken dönem siyasi görüşü anti-Marksist ve liberaldi. [24] 1934 tarihli Marx biyografisinde Carr, konusunu son derece zeki bir adam ve yetenekli bir yazar olarak sundu, ancak yetenekleri tamamen yıkıma adanmış biriydi. [25] Carr, Marx'ın tek ve tek motivasyonunun akılsız bir sınıf nefreti olduğunu savundu. [25] Carr, diyalektik materyalizmi anlamsız ve emek teorisini doktriner ve türev değer olarak etiketledi. [25] Kolektifin bireyden daha önemli olduğunu vurguladığı için Marx'ı övdü. [26] Daha sonra bir tür yarı-Marksizme dönüşmesi göz önüne alındığında, Carr pasajları şu kitapta bulacaktı. Karl Marx: Fanatizm Üzerine Bir Araştırma Marx'ı son derece utanç verici olmakla eleştirdi ve kitabın yeniden yayınlanmasına izin vermeyi reddetti. [27] Carr daha sonra ona en kötü kitabı diyecekti ve bunu yalnızca yayıncısının, yazdığı Bakunin biyografisini yayınlamak için bir Marx biyografisini bir ön koşul haline getirdiği için yazdığından şikayet etti. [28] gibi kitaplarında Romantik Sürgünler ve Dostoyevski, Carr, deneklerine son derece ironik yaklaşımıyla dikkat çekti ve hayatlarının ilgi çekici olduğunu, ancak çok önemli olmadığını ima etti. [29] 1930'ların ortalarında, Carr özellikle Bakunin'in hayatı ve fikirleriyle meşguldü. [30] Bu dönemde, Carr, Bakunin tipi bir Rus radikalinin Viktorya dönemi Britanya'sını ziyareti hakkında bir roman yazmaya başladı. [30] Roman hiçbir zaman tamamlanmadı veya yayınlanmadı. [30]

1930'larda bir diplomat olarak, Carr, 1930'daki Amerikan Smoot-Hawley Yasası'nın neden olduğu dünyanın rakip ticaret bloklarına bölünmesinin, Almanya'nın artık ihracat yapamadığı için dış politikadaki savaşmasının başlıca nedeni olduğu görüşündeydi. malları ucuza ithal etmek veya hammadde ithal etmek. Carr'ın görüşüne göre, eğer Almanya'ya Doğu Avrupa'da hakim olması için -İngiliz İmparatorluğu'nun tercih ettiği ekonomik bölge, Amerika'daki ABD doları bölgesi, Fransız altın bloğu bölgesi ve Japon ekonomik bölgesi ile karşılaştırılabilir- kendi ekonomik bölgesi verilebilseydi, o zaman dünya barışı garanti altına alınabilirdi. [31] Şubat 1933'te gazetede yayınlanan bir makalede İki Haftada Bir Gözden GeçirmeCarr, Adolf Hitler'in yakın zamanda iktidara gelmesinden cezalandırıcı bir Versailles anlaşması olarak gördüğü şeyi suçladı. [31] Carr'ın yatıştırma konusundaki görüşleri, üstü Daimi Müsteşar Sir Robert Vansittart ile çok fazla gerginliğe neden oldu ve Carr'ın 1936'da Dışişleri Bakanlığı'ndan istifa etmesinde rol oynadı. [32] Yayınlanan "Bir İngiliz Milliyetçisi Yurtdışında" başlıklı bir makalede Mayıs 1936'da seyirci, Carr şunları yazdı: "Tudor hükümdarlarının İngiliz ulusunu yaratırken kullandıkları yöntemler, Almanya'daki Nazi rejimininkilerle birçok karşılaştırmaya davet ediyor". [33] Bu şekilde, Carr Britanya'daki insanların Nazi rejiminin insan hakları sicilini eleştirmesinin ikiyüzlülük olduğunu savundu. [33] Carr'ın Almanya'ya haksızlık olarak gördüğü Versailles Antlaşması'na karşı güçlü düşmanlığı nedeniyle, Carr, 1936'da Rheinland'ın yeniden askerileştirilmesi gibi hareketlerle Nazi rejiminin Versay'ı yok etme çabalarını çok destekliyordu.[34] 1930'lardaki görüşleri, Carr daha sonra şunları yazdı: "Şüphesiz, çok kördüm." [34]

1936'da Carr, University College of Wales, Aberystwyth'de Woodrow Wilson Uluslararası Politika Profesörü oldu ve özellikle uluslararası ilişkiler teorisine yaptığı katkılarla tanınıyor. Bir diplomat olarak Carr'ın son tavsiyeleri, İngiltere'nin Balkanlar'ı Almanya için münhasır bir etki alanı olarak kabul etmesini isteyen bir nottu. [22] Ayrıca, yayınlanan makalelerde Hıristiyan Bilim Monitörü 2 Aralık 1936'da ve Ocak 1937 baskısında İki Haftada Bir Gözden GeçirmeCarr, Sovyetler Birliği ve Fransa'nın toplu güvenlik için değil, "Büyük Güçlerin iki zırhlı kampa bölünmesi" için çalıştığını savundu, İspanya İç Savaşı'na müdahale edilmemesini destekledi ve Belçika Kralı III. 14 Ekim 1936'daki tarafsızlık beyanı ile barışa doğru büyük bir adım. [35] Carr üzerinde 1930'ların ortalarında iki büyük entelektüel etki Karl Mannheim'ın 1936 tarihli kitabıydı. İdeoloji ve Ütopyave Reinhold Niebuhr'un ahlakı gerçekçilikle birleştirme ihtiyacı üzerine çalışmaları. [36]

Carr'ın Woodrow Wilson Uluslararası Politika Profesörü olarak atanması, konumunu Milletler Cemiyeti'ni eleştirmek için kullanmaya başladığında bir heyecan yarattı; bu bakış açısı, Cemiyet'in güçlü bir destekçisi olan velinimeti Lord Davies ile çok gerginliğe neden oldu. [37] Lord Davies, Carr'ın Lig karşıtı derslerinde yaşadığı üzüntüyü açıklamaya yardımcı olan, sevgili Birliğine halk desteğini artırmak amacıyla 1924'te Wilson Kürsüsü'nü kurmuştu. [37] Carr, 14 Ekim 1936'daki ilk dersinde, Lig'in etkisiz olduğunu belirtti. [38]

1936'da Carr, milliyetçilik üzerine bir rapor hazırlamakla görevli bir çalışma grubuna başkanlık ettiği Chatham House için çalışmaya başladı. Rapor 1939'da yayınlandı. [39]

1937'de Carr, Sovyetler Birliği'ni ikinci kez ziyaret etti ve gördüklerinden etkilendi. [40] : 60 Carr, ziyareti sırasında istemeden arkadaşı Prens D. S. Mirsky'nin ölümüne neden olmuş olabilir. [41] Carr, Leningrad sokaklarında (bugünkü Saint Petersburg) Prens Mirsky'ye rastladı ve Prens Mirsky'nin onu tanımıyormuş gibi yapma çabalarına rağmen, Carr eski arkadaşını onunla öğle yemeği yemeye ikna etti. [41] Bu, zirvenin zirvesinde olduğu için YezhovshchinaNKVD, Prens Mirsky'yi bir İngiliz casusu olarak tutukladı [41] ve iki yıl sonra Magadan yakınlarındaki bir Gulag kampında öldü. [42] Carr'ı 1937'de Sovyetler Birliği'ne götüren aynı gezinin bir parçası olarak Almanya'yı ziyaret etti. 12 Ekim 1937'de Chatham House'da bu iki ülke hakkındaki izlenimlerini özetleyen bir konuşmada Carr, Almanya'nın "neredeyse özgür bir ülke" olduğunu bildirdi. [43] Görünüşe göre Prens Mirsky'nin kaderinden habersiz olan Carr, tesadüfi karşılaşmaları sırasında Carr'ı tanımıyormuş gibi davranmaya çalışmak için ilk başta çok çaba sarf eden eski arkadaşının "garip davranışından" bahsetti. [43]

1930'larda Carr, yatıştırmanın önde gelen bir destekçisiydi. [44] İngiliz gazetelerinde uluslararası ilişkiler üzerine yazılarında Carr, Çekoslovak Devlet Başkanı Edvard Beneš'i, ülkesinin kaderinin Alman nüfuz alanında olmak olduğunu kabul etmek yerine, Fransa ile ittifaka bağlı kaldığı için eleştirdi. [35] Aynı zamanda, Carr Polonya Dışişleri Bakanı Albay Józef Beck'i Fransa, Almanya ve Sovyetler Birliği arasındaki dengeleyici davranışından dolayı şiddetle övdü. [35] 1930'ların sonlarında, Carr, Büyük Buhran sırasında kapitalizmin başarısızlıklarıyla belirgin bir tezat oluşturan Beş Yıllık Planların başarılarından çok etkilendiği için Sovyetler Birliği'ne daha da sempati duymaya başladı. [16]

Ünlü eseri Yirmi Yıl Krizi 1919 ve 1939 yılları arasındaki uluslararası ilişkiler konusunu ele alan Temmuz 1939'da yayınlandı. Bu kitapta Carr, tek gerçekçi politika seçeneği olduğu gerekçesiyle yatıştırmayı savundu. [45] Kitap 1939 yazında yayınlandığında, Neville Chamberlain Almanya'ya yönelik "sınırlama" politikasını benimsemişti ve Carr'ın daha sonra kederli bir şekilde kitabının daha yayımlanmadan önce tarihli olduğu yorumunu yapmasına yol açtı. 1939 baharında ve yazında, Carr, Chamberlain'in 31 Mart 1939'da yayınlanan Polonya bağımsızlığı "garantisi" konusunda çok şüpheliydi. [46]

İçinde Yirmi Yıllık KrizCarr, uluslararası ilişkiler üzerine düşünürleri ütopyacılar ve gerçekçiler olarak adlandırdığı iki ekole ayırdı. [25] Milletler Cemiyeti ile ilgili kendi hayal kırıklığını yansıtan [47] Carr, Birliğin etrafında yeni ve daha iyi bir uluslararası yapının inşa edilebileceğine inanan Norman Angell gibilere "ütopyacılar" olarak saldırdı. Carr'ın görüşüne göre, Versay'da kurulan tüm uluslararası düzen kusurluydu ve Lig, hiçbir zaman pratik bir şey yapamayan umutsuz bir rüyaydı. [48] ​​Carr, uluslararası ilişkilerde ütopyacılık ve gerçekçilik karşıtlığını diyalektik bir ilerleme olarak tanımladı. [49] Realizmde ahlaki bir boyutun olmadığını, dolayısıyla bir realist için başarılı olanın doğru, başarısız olanın ise yanlış olduğunu savundu. [45]

Carr, uluslararası ilişkilerin ekonomik olarak ayrıcalıklı "güçlere sahip" ve ekonomik olarak dezavantajlı "güçlere sahip olmayan" güçler arasında bitmeyen bir mücadele olduğunu iddia etti. [45] Uluslararası ilişkilerin bu ekonomik anlayışında, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Fransa gibi "sahip" güçler, mutlu statüleri nedeniyle savaştan kaçınmaya eğilimliyken, Almanya, İtalya ve Japonya gibi "sahip olmayan" güçler, savaşa eğilimliydiler. kaybedecekleri bir şey yoktu. [50] Carr, Münih Anlaşması'nı, güç dengesindeki değişikliklerin gecikmeli olarak tanınması olarak savundu. [45] İçinde Yirmi Yıl KriziCarr'ın sadece kendisi için iktidarla ilgilenen basit bir oportünist olarak tanımladığı Winston Churchill'i oldukça eleştiriyordu. [45]

Carr hemen takibe aldı Yirmi Yıllık Kriz ile birlikte İngiltere: Versailles Antlaşması'ndan Savaş Salgınına Bir Dış Politika İncelemesi, Dışişleri Bakanı Lord Halifax'ın bir önsözünü içeren iki savaş arası dönemde İngiliz dış politikası üzerine bir çalışma. Carr, son derece yüksek sesle dile getirdiği yatıştırma desteğini sona erdirdi. Yirmi Yıllık Kriz, Churchill'in 1936'dan 1938'e kadar olan konuşmalarının bir koleksiyonunu içeren bir kitabın olumlu bir incelemesiyle, Carr'ın Almanya hakkında "haklı" alarmcı olduğunu yazdı. [51] 1939'dan sonra, Carr uluslararası ilişkiler hakkında yazmayı çağdaş olaylar ve Sovyet tarihi lehine büyük ölçüde terk etti. Carr, 1939'dan sonra uluslararası ilişkiler hakkında sadece üç kitap daha yazacaktı. Ulusların Geleceği Bağımsızlık mı, Karşılıklı Bağımlılık mı? (1941), İki Dünya Savaşı Arasında Alman-Sovyet İlişkileri, 1919–1939 (1951) ve İki Dünya Savaşı Arasında Uluslararası İlişkiler, 1919–1939 (1955). Dünya Savaşı'nın patlak vermesinden sonra, Carr, Nazi Almanyası hakkındaki savaş öncesi görüşlerinde biraz yanıldığını belirtti. [52] 1946 tarihli gözden geçirilmiş baskısında Yirmi Yıllık KrizCarr, Alman dış politikasını değerlendirirken, 1939'daki ilk baskıda olduğundan daha düşmanca davrandı.

Carr'ın yazılarının ana temalarından bazıları değişim ve toplumdaki düşünsel ve maddi güçler arasındaki ilişkiydi. [14] O, toplumsal bir güç olarak aklın büyümesini tarihin ana teması olarak gördü. [14] O, tüm büyük toplumsal değişimlere, her ikisinin de Carr'ın toplumsal değişimi gerçekleştirmenin gerekli ama nahoş araçları olarak gördüğü devrimler veya savaşlardan kaynaklandığını savundu. [14]

İkinci Dünya Savaşı sırasında, Carr'ın siyasi görüşleri sola doğru keskin bir dönüş yaptı. [49] Sahte Savaş'ı Dışişleri Bakanlığı'nın propaganda bölümünde katip olarak çalışarak geçirdi. [53] Carr, İngiltere'nin Almanya'yı yenebileceğine inanmadığı için, 3 Eylül 1939'da Almanya'ya savaş ilan edilmesi onu oldukça depresyona soktu. [54]

Mart 1940'ta Carr, Dışişleri Bakanlığı'ndan istifa etti. Kere. [55] Carr, 21 Haziran 1940'ta yayınlanan ve "Alman Rüyası" başlıklı ikinci liderinde, Hitler'in "Fetih yoluyla birleşmiş bir Avrupa" teklif ettiğini yazdı. [55] 1940 yazında bir lider olarak Carr, Baltık Devletlerinin Sovyetler tarafından ilhak edilmesini destekledi. [56]

Carr yardımcı editör olarak görev yaptı Kere 1941'den 1946'ya kadar, bu süre zarfında liderlerinde ifade ettiği Sovyet yanlısı tutumlarıyla tanındı. [57] Haziran 1941'den sonra, Carr'ın Sovyetler Birliği'ne zaten güçlü olan hayranlığı, Sovyetler Birliği'nin Almanya'yı yenmedeki rolüyle daha da arttı. [16]

5 Aralık 1940 tarihli "İki Bela" başlıklı bir liderde, Carr, yalnızca işsizlik "belasını" ortadan kaldırarak, savaşın "belasını" da ortadan kaldırabileceğini yazdı. [58] "İki Bela"nın popülaritesi o kadar fazlaydı ki, Aralık 1940'ta bir broşür olarak yayınlandı ve 10.000'lik ilk baskısının tamamı tükendi. [59] Carr'ın solcu liderleri, gazetenin editörüyle biraz gerginliğe neden oldu. Zamanlar, Carr'ın aldığını hisseden Geoffrey Dawson Zamanlar Carr'ın bir süre için sadece dış politika üzerine yazmakla sınırlandırılmasına yol açan çok radikal bir yönde. [60] Mayıs 1941'de Dawson'ın devrilmesinden ve yerine Robert M'Gowan Barrington-Ward'ın getirilmesinden sonra, Carr'a dilediğini yazması için serbest bir dizgin verildi. Buna karşılık, Barrington-Ward, Carr'ın dış ilişkilerdeki liderlerinden birçoğunun beğenisine göre fazla radikal olduğunu görecekti. [61]

Carr'ın liderleri, uluslararası bir planlama kurulunun kontrolü altındaki sosyalist bir Avrupa ekonomisini savunmaları ve savaş sonrası uluslararası düzenin temeli olarak bir İngiliz-Sovyet ittifakı fikrine verdiği destekle dikkat çekti. [22] Savaş zamanı Britanya'sındaki birçok çağdaşının aksine, Carr Almanya ile Kartaca barışına karşıydı ve Almanya'nın savaş sonrası sosyalist çizgide yeniden inşasını savundu. [14] [62] Dış ilişkiler konusundaki liderlerinde Carr, 1941'den sonra, savaş sona erdikten sonra Doğu Avrupa'nın kaderinin Sovyet nüfuz alanına girmek olduğunu savunmakta çok tutarlıydı ve herhangi bir çabanın, tersi hem boş hem de ahlaksızdı. [63]

1942 ve 1945 yılları arasında Carr, Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nde Anglo-Sovyet ilişkileriyle ilgili bir çalışma grubunun Başkanıydı. [64] Carr'ın çalışma grubu, Stalin'in Rus milliyetçiliği lehine Komünist ideolojiyi büyük ölçüde terk ettiği, Sovyet ekonomisinin savaştan sonra Sovyetler Birliği'nde daha yüksek bir yaşam standardı sağlayacağı ve İngiltere için hem mümkün hem de arzu edilir olduğu sonucuna vardı. savaş sona erdikten sonra Sovyetlerle dostane bir anlaşmaya varmak. [65] 1942'de Carr, Barış Koşulları, bunu takiben Milliyetçilik ve Sonrası 1945'te savaş sonrası dünyanın nasıl görünmesi gerektiğine dair fikirlerini özetlediği. [1] Kitaplarında ve onun Zamanlar Carr, ABD'ye karşı Sovyetler Birliği ile uyumlu olacak bir İngiliz-Alman ortaklığının demirlediği sosyalist bir Avrupa federasyonunun yaratılması için çağrıda bulundu. [66]

1942 tarihli kitabında Barış KoşullarıCarr, İkinci Dünya Savaşı'na neden olanın kusurlu bir ekonomik sistem olduğunu ve başka bir dünya savaşını önlemenin tek yolunun Batılı güçlerin sosyalizmi benimsemesi olduğunu savundu. [14] Fikirler için ana kaynaklardan biri Barış Koşulları 1940 kitabıydı Savaş ve Devrimin Dinamikleri Amerikalı Lawrence Dennis tarafından. [67] Bir incelemede Barış Koşulları, İngiliz yazar Rebecca West, Carr'ı Dennis'i kaynak olarak kullanmakla eleştirdi: "Ciddi bir İngiliz yazarın Sir Oswald Mosley'den alıntı yapması ne kadar garip". [68] 2 Haziran 1942'de Lordlar Kamarası'nda yaptığı bir konuşmada Vikont Elibank, Carr'a, Barış Koşulları Almanya ile cömert bir barıştan ve İngiltere'nin savaştan sonra tüm kolonilerini uluslararası bir komisyona devretmesini önerdiği için. [62]

Ertesi ay, Carr'ın Polonya hükümetiyle ilişkileri, 1940'ta Rus NKVD tarafından işlenen Katyn katliamının keşfedilmesinin neden olduğu fırtına nedeniyle daha da kötüleşti. 28 Nisan 1943'te "Rusya ve Polonya" başlıklı bir liderde, Carr Polonyalıları patlattı. Hükümetin Sovyetleri Katyn katliamını işlemekle suçladığı ve Kızıl Haç'ın soruşturmasını istediği için. [69]

Carr'ın 1936'da Wilson Başkanlığını üstlendiği andan itibaren Carr'dan son derece mutsuz olan Lord Davies, 1943'te Carr'ın kovulması için büyük bir kampanya başlattı; hala profesörünün maaşını alıyor. [70] Lord Davies'in Carr'ı kovdurma çabaları, güçlü Galli siyasi düzenbaz Thomas Jones tarafından desteklenen Aberystwyth personelinin çoğunluğu Carr'ın yanında yer aldığında başarısız oldu. [71]

Aralık 1944'te, Atina'da Yunan Komünist cephe örgütü ELAS ile İngiliz Ordusu arasında savaş patlak verdiğinde, Carr Zamanlar lider, Yunan Komünistlerinin yanında yer aldı ve Winston Churchill'in Avam Kamarası'na yaptığı bir konuşmada onu mahkum etmesine yol açtı. [66] Carr, Yunan EAM'nin "Yunanistan'daki en büyük organize parti veya parti grubu" olduğunu iddia etti ve "neredeyse tartışılmaz bir yetki kullanıyor gibi görünüyordu" ve İngiltere'ye EAM'yi yasal Yunan hükümeti olarak tanıması çağrısında bulundu. [72]

EAM/ELAS'a verdiği desteğin aksine, Carr sürgündeki meşru Polonya hükümetini ve onun Armia Krajowa (İç Ordu) direniş örgütünü şiddetle eleştiriyordu. [72] 1944'te Polonya konusundaki liderlerinde Carr, İngiltere'nin Londra hükümetiyle diplomatik ilişkilerini kesmesini ve Sovyet destekli Lublin hükümetini Polonya'nın yasal hükümeti olarak tanımasını istedi. [72]

Mayıs 1945'te bir liderde Carr, Anglo-Amerikan "özel ilişkisinin" barışın başlıca kalesi olacağını hissedenleri gaza getirdi.73 Carr'ın liderlerinin bir sonucu olarak, Zamanlar Dünya Savaşı sırasında üç peni olarak tanındı Günlük işçi (fiyatı Günlük işçi bir kuruş olmak). [22] Carr'ın Sovyet yanlısı liderleri hakkında yorum yapan İngiliz yazar George Orwell, 1942'de "bütün yatıştırıcılar, örneğin Profesör E. H. Carr, bağlılıklarını Hitler'den Stalin'e çevirdiler" diye yazdı. [17]

Carr'ın liderlerine duyduğu tiksintiyi yansıtarak ZamanlarDışişleri Bakanlığı Daimi Müsteşarı İngiliz memur Sir Alexander Cadogan günlüğüne şunları yazdı: "Umarım birileri Barrington-Ward ve Ted Carr'ı birbirine bağlayıp onları Thames'e atar." [66]

başlıklı bir 1945 konferans serisi sırasında Batı Dünyası Üzerindeki Sovyet Etkisi1946'da bir kitap olarak yayınlanan Carr, "Bireycilikten uzaklaşıp totaliterliğe doğru eğilimin her yerde apaçık olduğunu", Sovyet endüstriyel büyümesi ve Kızıl Ordu'nun rolüyle kanıtlandığı üzere Marksizmin açık ara en başarılı totalitarizm türü olduğunu savundu. Almanya'yı yenerek ve sadece "kör ve tedavi edilemez bu eğilimleri görmezden geldi". [74] Aynı dersler sırasında, Carr, Batı dünyasındaki demokrasiyi, kapitalist bir yönetici sınıfın çoğunluğu sömürmesine izin veren bir sahtekarlık olarak nitelendirdi ve Sovyetler Birliği'ni gerçek demokrasi sunduğu için övdü. [66] Carr'ın önde gelen ortaklarından biri olan İngiliz tarihçi R. W. Davies, daha sonra, Carr'ın Batı Dünyası Üzerindeki Sovyet Etkisi oldukça parlak ve idealize edilmiş bir resimdi. [66]

1946'da Carr, 1964 yılına kadar nikahsız eşi olarak kalacak olan Joyce Marion Stock Forde ile yaşamaya başladı. [14] 1947'de Carr, Aberystwyth'deki görevinden istifa etmek zorunda kaldı. [75] [ niye ya? ] 1940'ların sonlarında, Carr giderek Marksizm'den etkilenmeye başladı.[16] Adı, George Orwell'in İşçi Partisi hükümeti tarafından Dışişleri Bakanlığı'nda kurulan bir propaganda birimi olan Bilgi Araştırma Departmanı için Mart 1949'da hazırladığı Orwell'in listesindeydi. Orwell, bu insanların komünizm yanlısı eğilimleri olduğunu ve bu nedenle IRD için yazmanın uygun olmadığını düşündü. [76] 1948'de Carr, 1946'da İngilizlerin Amerikan kredisini kabul etmesini, İngiliz bağımsızlığının fiilen sona erdiğinin işareti olarak kınadı. [77] Carr, Britanya için en iyi yolun Soğuk Savaş'ta tarafsızlık aramak olduğunu ve "her ne pahasına olursa olsun barış, İngiliz politikasının temeli olmalıdır" diye yazmaya devam etti. [78] Carr, 1948'deki Sovyet-Yugoslav bölünmesinden büyük bir umut aldı. [79]

Mayıs-Haziran 1951'de Carr, İngiliz radyosunda bir dizi konuşma yaptı. Yeni ToplumBu, kitle demokrasisine, eşitlikçi demokrasiye ve ekonominin "kamu denetimi ve planlamasına" bağlılığı savundu. [80] Carr, çok az kişinin iyi tanıdığı münzevi bir adamdı, ancak yakın arkadaş çevresi Isaac Deutscher, A.J.P. Taylor, Harold Laski ve Karl Mannheim'ı içeriyordu. [81] Carr, özellikle Deutscher'e yakındı. [16] : 78-79 1950'lerin başında, Carr Chatham House'un yazı kurulunda oturduğunda, sonunda Komünist Otokrasinin Kökenleri Leonard Schapiro, Sovyetler Birliği'nde baskı konusunun bir tarihçi için ciddi bir konu olmadığı gerekçesiyle. [82] Komünizm konusuna olan ilgi arttıkça, Carr bir çalışma alanı olarak uluslararası ilişkileri büyük ölçüde terk etti. [83] 1956'da Carr, Sovyetlerin Macar Ayaklanmasını bastırması hakkında yorum yapmadı ve aynı zamanda Süveyş Savaşı'nı kınadı. [84]

1966'da Carr, Forde'dan ayrıldı ve tarihçi Betty Behrens ile evlendi. [14] Aynı yıl, Carr bir makalesinde, "liberalizmin ilan edildiği ve bir dereceye kadar uygulandığı Hindistan'da, milyonlarca insanın Amerikan hayırseverliği olmadan öleceğini yazdı. Liberalizmin reddedildiği Çin'de, insanlar bir şekilde besleniyor. Hangisi? daha zalim ve baskıcı rejim mi?" [85] Carr'ın eleştirmenlerinden biri olan İngiliz tarihçi Robert Conquest, Carr'ın yakın Çin tarihine aşina görünmediğini, çünkü bu yoruma bakılırsa, Carr'ın açlıktan ölen milyonlarca Çinliden habersiz göründüğü yorumunu yaptı. Büyük İleri Atılım sırasında. [85] 1961'de Carr, arkadaşı A. J. P. Taylor'ın tartışmalı kitabı hakkında isimsiz ve çok olumlu bir inceleme yayınladı. İkinci Dünya Savaşı'nın Kökenleri, bu çok tartışmaya neden oldu. 1960'ların sonlarında, Carr, Britanya'da sosyalist bir devrim yaratacağını umduğu Yeni Sol öğrenci protestocularını destekleyen birkaç İngiliz profesörden biriydi. [86]

Carr, Sovyet çalışmaları ve uluslararası ilişkiler alanında geniş etki yaptı. Carr'ın etkisinin kapsamı 1974'te görülebilir. festival onuruna, başlıklı E.H.'nin Onuruna Yazılar araba ed. Chimen Abramsky ve Beryl Williams. Katkıda bulunanlar arasında Sir Isaiah Berlin, Arthur Lehning, GA Cohen, Monica Partridge, Beryl Williams, Eleonore Breuning, DC Watt, Mary Holdsworth, Roger Morgan, Alec Nove, John Erickson, Michael Kaser, RW Davies, Moshe Lewin, Maurice Dobb ve Lionel Koçan. [87]

1978'de yapılan bir röportajda Yeni Sol İncelemeCarr, Batı ekonomilerini "çılgın" ve uzun vadede ölüme mahkûm olarak nitelendirdi. [88] 1980'de arkadaşı Tamara Deutscher'e yazdığı bir mektupta Carr, Margaret Thatcher hükümetinin Britanya'daki "Sosyalizm güçlerini" "tam bir geri çekilmeye" zorladığını hissettiğini yazdı. [89] Deutscher'e yazdığı aynı mektupta Carr, "Sosyalizm, reformizm yoluyla, yani burjuva demokrasisi mekanizmasıyla elde edilemez" diye yazmıştı. [90] Carr, soldaki bölünmüşlüğü kınamaya devam etti. [91] Carr, 1970'lerin sonlarında Çin'de Maoizm'in terk edilmesini gerici bir gelişme olarak görse de, fırsatları gördü ve 1978'de borsacısına şöyle yazdı: Çin ile ticaretin açılması. Bir fikriniz var mı?" [92]

Tartışma, Carr'ın bir Yahudi karşıtı olup olmadığı sorusunu çevreler. [13] Carr'ı eleştirenler, onun art arda iki anti-Semitik diktatörün (Hitler ve Stalin) savunucusu olduğuna, İsrail'e ve Carr'ın Sir Geoffrey Elton, Leonard Schapiro, Sir Karl Popper, Bertram Wolfe gibi rakiplerinin çoğuna muhalefetine işaret ediyor. , Richard Pipes, Adam Ulam, Leopold Labedz, Sir Isaiah Berlin ve Walter Laqueur, Yahudi. Jonathan Haslam gibi Carr'ın savunucuları, Carr'ın birçok Yahudi arkadaşı olduğunu (Berlin ve Namier gibi eski entelektüel fikir tartışması ortakları dahil), son karısı Betty Behrens'in Yahudi olduğunu ve onun desteğinin olduğunu belirterek, anti-Semitizm suçlamasına karşı savundular. 1930'larda Nazi Almanyası ve 1940'larda 1950'lerde Sovyetler Birliği için, bu devletlerdeki anti-Semitizmden ziyade, buna rağmen oldu. [13]

Savaştan sonra, Carr, 1953'ten 1955'e kadar Oxford'daki Balliol College'da Siyaset alanında öğretim üyesi ve öğretmendi. Sovyet Rusya Tarihi birlikte Tarih Nedir?.

1944'ün sonlarına doğru Carr, Sovyetler Birliği'nin Alman işgaline nasıl direndiğini açıklamak için 1917'den itibaren sosyal, politik ve ekonomik tarihin tüm yönlerini içeren eksiksiz bir Sovyet Rusya tarihi yazmaya karar verdi. [93] Ortaya çıkan eser, 14 ciltlik Sovyet Rusya Tarihi (14 cilt, 1950–78), hikayeyi 1929'a kadar aldı. [94] Diğerleri gibi, Carr da Rusya'nın geri bir köylü ekonomisinden önde gelen bir endüstriyel güce yükselişinin 20. yüzyılın en önemli olayı olduğunu savundu. . [95] İlk bölüm Sovyet Rusya Tarihi başlıklı üç ciltten oluşan Bolşevik Devrimi, 1950, 1952 ve 1953'te yayınlandı ve 1917'den 1922'ye kadar Sovyet tarihinin izini sürdü. Güç Mücadelesi, 1922-28'i kapsayan, ancak Carr bunun yerine etiketli tek bir cilt yayınlamaya karar verdi. fetret 1923–24 olaylarını ve başlıklı dört cilt daha kapsıyordu. Tek Ülkede Sosyalizm, hikayeyi 1926'ya kadar götürdü. [97] Carr'ın serideki son ciltleri Planlı Ekonominin Temelleri, ve 1929'a kadar olan yılları kapsadı. Carr, diziyi 1941'deki Barbarossa Operasyonu'na ve 1945'teki Sovyet zaferine kadar götürmeyi planlamıştı, ancak projeyi tamamlayamadan öldü. Carr'ın son kitabı, 1982'ler Komintern'in Alacakaranlığı, 1930-1935'te Komintern'in faşizme tepkisini inceledi. Resmi olarak bir parçası olmasa da Sovyet Rusya Tarihi serisi, Carr onu tamamlamak olarak kabul etti. Carr'ın ölümünden önce tamamlayamadığı ve ölümünden sonra 1984'te yayınlanan ilgili bir başka kitap, Komintern ve İspanya İç Savaşı. [98]

Bölümünde yer almayan başka bir kitap Sovyet Rusya Tarihi serisi, aynı arşivlerdeki ortak araştırmalar nedeniyle yakından ilişkili olsa da, Carr'ın 1951'iydi. İki Dünya Savaşı Arasında Alman-Sovyet İlişkileri, 1919–1939. İçinde Carr, 1939 Molotov-Ribbentrop Paktı için İngiltere Başbakanı Neville Chamberlain'i suçladı. [99] 1955'te, Carr'ın Sovyetler Birliği tarihçisi olarak itibarını zedeleyen büyük bir skandal, Carr'ın kitabının girişini yazdığı sırada meydana geldi. Günlük Notları, eski Sovyet Dışişleri Komiseri Maxim Litvinov'un kısa bir süre sonra bir KGB sahtekarlığı olduğu ortaya çıkan sözde anı. [100] [101]

Carr, 1950'lerde Sovyetler Birliği'nin açık sözlü bir hayranı olarak biliniyordu. [5] Arkadaşı ve yakın arkadaşı İngiliz tarihçi RW Davies, Carr'ın Sovyetler Birliği'ni dünyadaki en büyük ilerici güç olarak gören Soğuk Savaş karşıtı tarih okuluna ve Soğuk Savaş'a ait olduğunu yazacaktı. Sovyetler Birliği'ne karşı Amerikan saldırganlığının bir örneği olarak. [40] : 59 Carr'ın ciltleri Sovyet Rusya Tarihi karışık eleştiriler aldı. "Destekçiler tarafından 'Olimpiyat' ve 'anıtsal' olarak ve düşmanlar tarafından Stalin için ince bir özür olarak tanımlandı". [102]

Carr bugün aynı zamanda tarih yazıcılığı çalışmalarıyla da ünlüdür. Tarih Nedir? (1961), Ocak-Mart 1961'de Cambridge Üniversitesi'nde sunulan GM Trevelyan dersleri dizisine dayanan bir kitap. tarih ve RG Collingwood'un idealizmi. [103] Carr, tarihçinin eserinin, kendi emrinde olan "olguların" bir toplamı olduğu şeklindeki ampirik görüşü saçma bularak reddetti. [103] Carr, gerçekleri iki kategoriye ayırdı: "geçmişin gerçekleri", yani tarihçilerin önemsiz gördüğü tarihsel bilgiler ve "tarihi gerçekler", tarihçilerin önemli olduğuna karar verdiği bilgiler. [103] [104] Carr, tarihçilerin "geçmişin gerçeklerinden" hangilerinin "tarihi gerçeklere" dönüşeceğini tamamen keyfi olarak kendi önyargılarına ve gündemlerine göre belirlediklerini iddia etti. [103] [105]

Carr, uluslararası ilişkiler teorisinde şu anda klasik gerçekçilik olarak bilinen şeyin kuruluşuna katkıda bulundu. [106] Carr'ın çalışması tarih üzerine çalıştı (Thucydides ve Machiavelli'nin çalışması) ve İdealizm olarak adlandırdığı şeyle güçlü bir anlaşmazlığı dile getirdi. Carr gerçekçilik ve idealizmi yan yana getirir. [107] Bir realist olan Hans Morgenthau, Carr'ın çalışması hakkında, "Batı dünyasındaki çağdaş siyasi düşüncenin hatalarını en açık ve parlak bir şekilde ortaya koyduğunu" yazdı. Özellikle uluslararası meseleleri ilgilendirdiği ölçüde. [107]


Gözden geçirme

Gözden geçirme

Gözden geçirme

Gözden geçirme

Gözden geçirme

Gözden geçirme

Gözden geçirme

Gözden geçirme

Gözden geçirme

Gözden geçirme

Gözden geçirme


Paylaş

Soyut

Larry Peterson, 'Uluslararası Perspektifte Bir Büyük Birlik: Devrimci Endüstriyel Sendikacılık, 1900-1925', James Cronin ve Carmen Sirianni (eds), Work, Community and Power , Philadelphia: Temple University Press, 1983, s. 49-87 Peter Schöttler, 'Syndikalismus in der europäischen Arbeiterbewegung: Neuere Forschungen in Frankreich, England und Deutschland', içinde Klaus Tenfelde (ed.), Geschichte der Arbeiterschaft und der Arbeiterbewegung, Münih: Oldenbourg, 1985, Marcel van 419 der Linden. ve Wayne Thorpe, 'The Rise and Fall of Revolutionary Syndicalism', van der Linden ve Thorpe (eds), Revolutionary Syndicalism: An International Perspective, Aldershot: Scolar Press, 1990, s. 1-24. Daha eski karşılaştırmalı girişimler şunlardır: Hans Bötcher, Zur Revolutionären Gewerkschaftsbewegung in Amerika, Deutschland und England. Eine vergleichende Betrachtung, Jena: Gustav Fischer, 1922 ve Philip Holgate, 'Aspects of Syndicalism in Spain, Sweden and USA', Anarchy, 1, 2 (1961), s. 56-64 Work, Community and Power 49 87

Erik Olssen, Van der Linden ve Thorpe incelemesi, Revolutionary Syndicalism, International Review of Social History, 37 (1992), s. 107-9, s. 108

Burada, "ideolojik çağırmanın üç temel tarzından" ilham aldım: Göran Therborn, The Ideology of Power and the Power of Ideology, Verso, 1980, s. 18

Bert Altena, "Een broeinest der anarchie". Arbeiders, arbeidersbeweging en maatschappelijke ontwikkeling, Vlissingen 1875-1929 , 2 cilt, Haarlem: Thesis Publishers, 1989. Ayrıca bkz. 605-13 'Een broeinest der anarchie'. Hakemler, hakemler en maatschappelijke ontwikkeling, Vlissingen 1875-1929 2

Anthony Giddens, Toplumun Anayasası , Cambridge: CUP, 1984, s. 41-5, 374-5. Açık anlamlarına rağmen, her iki düzey arasındaki ayrım sorunlu olmaya devam etmektedir. Edward Thompson bir keresinde şöyle demişti: “Denizci denizlerini bilir” (The Poverty of Theory, Merlin, 1978, s. 199), pratik bilinç diye bir şey olduğunu belirtmek için. Ancak Paul Hirst burada şunları kaydetti: 'Tabii ki denizciler yapar, ancak deniz canavarlarından kaçınmak için nereye gitmemeleri gerektiğini de bilirler ve kaderin Atlantik'e yelken açmak için Cathay'a yelken açan zavallı aptalı beklediğini bilirler. Bu şeyler, "deneyim" tarafından yüzlerce kez teyit edilen tek bir "bilgi" oluşturur.' - Paul Q. Hirst, Marksism and Historical Writing, Routledge & Kegan Paul, 1985, s. 73. Anderson, gündelik dilde 'deneyim' kavramının bir muğlaklık içerdiğini belirtir: 'Bir yandan ben sözcüğü, katılımcılar tarafından yaşanırken bir olayı veya olayı, nesnel eylemlerin öznel dokusunu ifade eder […]. Öte yandan, bu tür olaylardan bir sonraki öğrenme sürecini, ardından gelen nesnel eylemleri değiştirme yeteneğine sahip öznel bir değişikliği gösterir. - İngiliz Marksizmi İçinde Argümanlar, Verso, 1980, s. 26. Anderson, ikisi arasındaki ayrımı şu şekilde ifade eder: birinci tip, 'karşılık geldikleri bir dizi yaşanmış olayla "verilmiş" olduğu için bir dizi zihinsel ve duygusal tepkidir" (Sartre'ın l'expérience-qui dediği şey). -comporte-sa-propre-terprétation. - 'Claude Lefort à Tepki', Les Temps Modernes, Nisan 1953, s. 1577-9, 1588-9). İkinci tip, daha sonra belirli bir "toplumsal bilinç" elde etmek için özne tarafından işlenen veya işlenen, "toplumsal varlığın" nesnel bir sektörü olarak deneyimdir. Aynı deneyimi "ele almanın" farklı yollarının olasılığı epistomolojik olarak güvence altına alınmıştır.' Anderson, Arguments, s. 29-30 Toplumun Anayasası 41 5

Almanya hakkında diğerlerinin yanı sıra bakınız: Hans Manfred Bock, 'Anarchosyndikalismus in Deutschland. Eine Zwischenbilanz', Internationale wissenschaftliche Korrespondenz zur Geschichte der deutschen Arbeiterbewegung [bundan böyle IWK olarak anılacaktır], 25 (1989), s. 293-358 Hans Manfred Bock, 'Nachwort zur Neuausgabe 1993', Syndikalismusismus und Links, 1918, ikinci baskı : Wissenschaftliche Buchgesellschaft, 1993, pp. 475-93 Dieter Nelles, 'Syndikalismus und Unionismus: Neuere Ergebnisse und Perspektiven der Forschung', IWK, 31 (1995), s. 348-56 Larry Peterson, Alman Komünizmi, İşçilerin Protestosu, İşçi Sendikaları: Rheinland-Westphalia'da Birleşik Cephe Siyaseti 1920-1924, Dordrecht: Kluwer Academic Publishers, 1993 Hartmut Rübner, Freiheit und Brot: Die Freie Arbeiter-Union Deutschlands. Eine Studie zur Geschichte des Anarchosyndikalismus, Berlin ve Köln: Libertad, 1994. Doğu Avrupa Üzerine: Samuel Goldberger, 'Ervin Szabó, Anarcho-Syndicalism and Revolution in Turn-of-the-Century Macaristan' (PhD Dissertation, Columbia University, 1985) , 603 s. Lucjan Kieszczyhski, 'Syndykalizm Polski' [Polonya Sendikacılığı], Kwartalnik Historii Ruchu Zawodowego, 22, 1/2 (1983), s. 98-108 Jacek Salwiński, 'Krakowscy anarchosyndikalisci Augustyna Wróblewskiegow's ' [Augustyn Wróblewski and the Cracow Anarcho-sendikalists Before World War I], Studia Historyczne, 34 (1991), s. 12 (1992), s. 97-130 Vaclav Tomek, Anarchismus als eigenständige politische Partei oder als breite Gefühls- und Ideenströmung. Dokumente zu einer Diskussion über die Zukunft des tschechischen Anarchismus im Jahr 1914', Archiv für die Geschichte des Widerstandes und der Arbeit, No. 13 (1994), s.

Gérard Noiriel, Les ouvriers dans la société française, XIXe-XXe siècle , Paris: Seuil, 1986, bölüm 3 Les ouvriers dans la société française, XIXe-XXe siècle

Elbette kuralın istisnaları vardır. Örneğin bkz. Michel Pigenet, 'Le métier ou l'industrie? Les Structure d'organisation et les enjeux au tournant du siècle', Cahiers d'histoire de l'institut de recherches marxistes, No. 62 (1996), s. 25-41

Lev Troçki'nin Yazıları (1937-38), New York: Pathfinder, 1976, s. 82

Peter Schöttler, Die Entstehung der 'Bourses du Travail': Sozialpolitik und französischer Syndikalismus am Ende des 19. Jahrhunderts, Frankfurt/Main ve New York: Campus, 1982. Fransızca çeviri: Naissance des Bourses du Travail, Paris: PUF, 1988. Bkz. ayrıca Schöttler'in 'Politique sociale ou lutte des sınıfları: notlar sur le syndicalisme' des bourses du travail', Le mouvement sosyal, No. 116 (1981), s. 3-20 ve 'Zwischen Arbeitsvermittlung und Arbeitskampf: Die Bourses du Travail während der Belle Epoque', içinde: Ulrike Brummert (ed.), Jean Jaurès. Frankreich, Deutschland und die Zweite Internationale am Vorabend des Ersten Weltkrieges, Tübingen: Gunter Narr, 1989, s. 131-60. Artık iş borsalarında da Rolande Trempé, Solidaires. Les Bourses du Travail, Paris: Scandéditions, 1993 Die Entstehung der 'Bourses du Travail': Sozialpolitik und französischer Syndikalismus am Ende des 19. Jahrhunderts

Michel Pigenet, 'Prestations et services dans le mouvement syndical français (1860-1914)', Cahiers d'histoire de l'institut de recherches marxistes, No. 51 (1993), s. 7-28 'Les Finances, une approche des problemler de yapı ve d'oryantasyon de la CGT (1895-1914)', Le mouvement sosyal, No. 172 (1995), s. 53-88 Claude Geslin, 'Les Finances Syndicales en Bretagne avant 1914', Annales de Bretagne et des Pays de l'Ouest, 102, 3 (1995), s. 11-36 'Prestations et services dans le mouvement syndical français (1860-1914)' Cahiers d'histoire de l'institut de recherches marxistes 7 28

Dikkat çekici olan şey, (Schöttler'in çalışması dışında) iş mübadelesinin hemen hemen hiç çalışılmamış olmasıdır.Bu, İtalya için daha da doğrudur, bildiğim tek çalışma yüz yıldan daha eskidir: Werner Sombart, 'Studien zur Entwicklungsgeschichte des italienischen Proletariats: IV, Die Arbeiterkammern (Camere del lavoro) in Italien', Archiv für Soziale Gesetzgebung und Statistik, 8 (1895), s. 521-74

Sorel ile ilgili yayın akışı devam ediyor. Son on yılda, diğerleri arasında aşağıdaki çalışmalar ortaya çıktı: Jacques Julliard, Autonomie ouvrière. Etudes sur le syndicalisme d'action (Paris: Seuil, 1988), s. 231-55 Bas van Stokkom, Georges Sorel: de ontnuchtering van de verlichting, Zeist: Kerkebosch, 1990 Gian Biagio Furiozzi, 'Il mito bolscevico in Sorel', Socialismo Storia, 3 (1991), s. 557-71 EA Samarskaia, 'Zhorzh Sorel': Vechnyi eretik (1847-1922)' [Georges Sorel (1847-1922): The Eternal Heretic], Novaia i Noveishaia Istoria, 1994, 2, pp. 103-24 ve Giovanna Cavallari, Georges Sorel: archeologia di un rivoluzionario, Napoli: Jovene, 1994. Ayrıca Mil neuf cent: Cahiers Georges Sorel dergisine bakın. Özerklik. Etudes sur le syndicalisme d'action 231 55

Joseph White, Tom Mann , Manchester University Press, 1991 Marco Gervasoni, 'Fransa'da Il linguaggio politico del sindacalismo d'azione diretta: la rappresentazione del sociale e la concezione dell'autonomia della CGT di fronte allo stato repubblicano (1895-1914)' , Società e storia, No. 74 (1996), s. 771-820 '"Libertà" ve "autonomia" nell'immaginario delle Borse del Lavoro francesi tra anarchismo e socialismo', Rivista storica dell'anarchismo, 3, 1 (1996) ), s. 5-29 Tom Mann

Örneğin: Edgardo Bilsky, 'Aux Origines de la gelenek sorélienne en Arjantin: le syndicalisme révolutionnaire (1904-1910)', Cahiers des Amériques Latines , 9 (1990), s. 81-95 Susanna De Angelis, 'Sergio Panunzio: rivoluzione e/o stato dei sindacati', Storia contemporanea, 11 (1980), s. 969-87 Paolo Favilli, 'Marxismo e sindacalismo rivoluzionario in Italia', Società e storia, No. 64 (1994), s. 315-59 ve 65 (1994), pp. 559-609 John Laurent, 'Tom Mann on Science, Technology, and Society', Science & Society, 53 (1989), s. 84-93 Mario Sznajder, 'I miti del sindacalismo rivoluzionario', Storia Contemporanea, 24 (1993), s. 21-57 Sándor Vadász, 'A francia anarchoszindikalizmus ideológiája' [Fransız Anarko-Sendikalizminin İdeolojisi], Párttörténeti Közlemények, 1982, 1, s. : Marksizm ve Devrimci Sendikalizm', içinde Marcel van der Linden (ed.), Die Rezeption der Marxschen Theorie in den Niederlanden, Trier: Karl-Marx-Haus, 1992, s. 84- 105 'Aux Origines de la gelenek sorélienne en Arjantin: le syndicalisme révolutionnaire (1904-1910)' Cahiers des Amériques Latines 9 81 95

Wayne Thorpe, 'İşçilerin Kendileri': Devrimci Sendikalizm ve Uluslararası Çalışma, 1913-1922, Dordrecht: Kluwer Academic Publishers, 1989 'İkinci Dünya Savaşından Önce Sendikalist Enternasyonalizm', Van der Linden ve Thorpe, Devrimci Sendikalizm, s. 237-60 . Ayrıca bakınız: Susan Milner, Enternasyonalizmin İkilemleri. Fransız Sendikalizmi ve Uluslararası İşçi Hareketi, 1900-1914, Oxford: Berg, 1990 'İşçilerin Kendileri': Devrimci Sendikalizm ve Uluslararası İşçi, 1913-1922

Salvatore Salerno, Kırmızı Kasım, Kara Kasım: Dünya Endüstri İşçilerinde Kültür ve Toplum , Albany: SUNY Press, 1989, s. 93-115 Kırmızı Kasım, Kara Kasım: Dünya Endüstri İşçilerinde Kültür ve Toplum 93 115

John WF Dulles, Brezilya'da Anarşistler ve Komünistler, 1900-1935 , Austin: Texas University Press, 1973, bölüm 1 Guy Bourdé, Urbanization ve göçmenlik en Amérique Latine: Buenos Aires (XIXe et XXe siècles), Paris: Aubier, 1974, parçalar Brezilya'da 3 ve 4 Anarşistler ve Komünistler, 1900-1935

Erik Olssen, Kızıl Federaller. Devrimci Endüstriyel Sendikacılık ve Yeni Zelanda İşçi Federasyonu 1908-1914, Oxford University Press, 1988 Verity Burgman, Devrimci Endüstriyel Sendikacılık: Avustralya'da IWW, Melbourne: Cambridge University Press, 1996 Peter DeShazo, Şili'de Kentsel İşçiler ve İşçi Sendikaları, 1902 -1927, Madison: University of Wisconsin Press, 1983. Uluslararası IWW faaliyetleri hakkında: Patrick Renshaw, The Wobblies: The Story of Syndicalism in the United States, Eyre & Spottiswoode, 1967, s. 275-93 The Red Feds. Devrimci Endüstriyel Sendikacılık ve Yeni Zelanda İşçi Federasyonu 1908-1914

Norman Caulfield, 'Madencilik ve Petrolde Titreşimler ve Meksikalı işçiler, 1905-1924', International Review of Social History, 40 (1995), s. 51-75 'Madencilik ve Petrolde Sallananlar ve Meksikalı İşçiler, 1905-1924' Uluslararası İnceleme Sosyal Tarih 40 51 75

S. Fanny Simon, 'Güney Amerika'da Anarchism and Anarcho-Sendikalizm', Hispanic American Historical Review, 26 (1946), s. 38-59, burada s. 53 'Güney Amerika'da Anarşizm ve Anarko-Sendikalizm' Hispanik Amerikan Tarihi İncelemesi 26 38 59

Ancak bkz. Michele Battini, 'L'etica dei produttori e le Culture del sindacalismo francese, 1886-1910', Critica Storica, 20 (1984), s. 548-620 veya Salerno, Red November, Black November. 'L'etica dei produttori e le kültür del sindacalismo francese, 1886-1910' Critica Storica 20 548 620

Marshall Sahlins, Culture and Practical Reason, Chicago ve Londra: Chicago University Press, 1976, s. 207 Kültür ve Pratik Neden 207

John Tosh, 'Tarihçiler Erkeklik ile Ne Yapmalı? Reflections on Nineteenth- Century Britain', History Workshop Journal , No. 38 (1994), s. 179-202, burada 180 'Ne Should Historian with Masculinity? Ondokuzuncu Yüzyıl Britanyası Tarih Atölyesi Dergisi Üzerine Düşünceler 179 202

Francis Shor, 'Masculine Power and Virile Syndicalism: A Gendered Analysis of the IWW in Australia', Labour History, No. 63 (1992), s. 83-99 'Masculine Power and Virile Syndicalism: A Gendered Analysis of the IWW in Australia' Emek Tarihi 83 99

Eva Blomberg, Män i Mörker. Arbetsgivare, reformist ve sendikalist. Politik och identitet i svensk gruvindustri 1910-1940 , Stockholm: Almquist & Wickseil International, 1995, özellikle s. 300-45 Män i mörker. Arbetsgivare, reformist ve sendikalist. Politik ve identitet ve svensk gruvindustri 1910-1940

Örneğin, Martha A. Ackelsberg, İspanya'nın Özgür Kadınları: Anarchism and the Struggle for the Emancipation of Women , Bloomington ve Indianapolis: Indiana University Press, 1991 Jacqueline Heinen, 'Espagne (1936-1938): Les femmes dans la guerre Civile' , Annick Mahaim, Alix Holt ve Jacqueline Heinen'de, Femmes et mouvement ouvrier: Allemagne d'avant 1914, Révolution russe, Révolution espagnole, Paris: La Brèche, 1979, s. 131-223 Mary Nash, Mujer y movimiento obrero en Espa Barselona: Fontamara, 1981 Mary Nash, Erkek Medeniyetine Karşı Çıkmak: İspanya İç Savaşında Kadınlar, Denver: Arden Press, 1995 Cornelia Regin, 'Hausfrau und Revolution. Die Frauenpolitik der Anarchosyndikalisten in der Weimarer Republik', IWK, 25 (1989), s. 379-98 Michael Seidman, 'Women's Subversive Individualism in Barcelona 1930s', International Review of Social History, 37 (1992), s. -76 Jeremy Jennings, 'CGT ve Couriau Affair: 1914'ten Önce Fransa'da Kadın Emeğine Sendikalist Yanıtlar', European History Quarterly, 21 (1991), s. 321-37 İspanya'nın Özgür Kadınları: Anarchism and the Struggle for the Emancipation Kadınların

Pieter van Duin, 'Güney Afrika', Marcel van der Linden ve Jürgen Rojahn (ed.), The Formation of Labor Movements, 1870-1914, Leiden: Brill, 1990, cilt. II, pp. 623-52, burada 649. Güney Afrika IWW hakkında bildiğim tek ciddi çalışma şudur: John Philips, 'The South African Wobblies: The Origin of Industrial Unions in South Africa', Ufahuma, 8, 3 ( 1978), s. 122-38 Emek Hareketlerinin Oluşumu, 1870-1914 II 623 52

Örneğin F. F. Ridley, Revolutionary Syndicalism in France , Cambridge University Press, 1970, s. 11-15 Revolutionary Syndicalism in France 11 15

Daniel Bell, "yazarlar terimi kullandığında ulusal karakter olarak sıklıkla bir araya getirilen ve karıştırılan beş farklı öğeyi" ayırt eder. Bunlar: 1. ulusal inanç 2. ulusal imajlar 3. ulusal stil 4. ulusal bilinç 5. modal kişilikler.’ Daniel Bell, “National Character Revisited” (1968), Bell, Sociological Journeys içinde. Denemeler 1960-1980, Heinemann, 1980, s. 167-83, 181'den alıntılar

Gerald C. Friedman, 'Devrimci Sendikalar ve Fransız Emeği: Davanın Arkasındaki İsyanlar veya Neden Devrimci Sendikalizm Başarısız Oldu?', French Historical Studies, 20 (1997), s. 155-81, burada 177 'Devrimci Sendikalar ve Fransız İşçiliği : Davanın Arkasındaki İsyancılar veya Devrimci Sendikalizm Neden Başarısız Oldu?' Fransız Tarih Araştırmaları 20 155 81

Gerald Friedman, 'Strike Success and Union Ideology: The United States and France, 1880-1914', Journal of Economic History , 47 (1988), s. 1-25, burada 10 'Strike Success and Union Ideology: The United States and The United States and Fransa, 1880-1914' İktisat Tarihi Dergisi 47 1 25

Pierre Birnbaum, 'Batı Avrupa'da Devletler, İdeolojiler ve Kolektif Eylem', Ali Kazançigil (ed.), The State in Global Perspective , Aldershot: Gower/UNESCO, 1986, s. 232-49, burada 237-38 The State in Küresel Perspektif 232 49

Birnbaum, "Devletler", s. 238. Ayrıca bkz. Birnbaum's State and Collective Action: The European Experience, Cambridge University Press, 1988, Chapter 4 ve 5

Devlet ile ekonomik olarak egemen sınıf arasındaki ilişkinin de coğrafi bir yönü vardır. 'Anarchism, Revolution and Civil War in Spain: The Challenge of Social History' adlı kısa makalesinde, International Review of Social History, 37 (1992), s. 398-404, 402, Julián Casanova, 'İspanya'da ana sanayi merkezleri (Bilbao ve Barselona) ana siyasi merkezle (Madrid) örtüşmüyordu' bu, anarşistlerin İç Savaş sırasında neden merkezi gücü ele geçirmediklerini kısmen açıklar. Victor Kiernan, Batı Avrupa ve ABD'de başkentin genellikle ekonomik merkezden coğrafi olarak ayrıldığı fikrini öne sürdü (Londra, Paris, Brüksel, Viyana, Madrid, Roma'dan bahsediyor), oysa bu daha farklı bir konu. Doğu. Burada hükümet (ve finans) ve sanayiyi konum olarak birbirine daha yakın görüyoruz, çünkü karşılıklı ihtiyaçlar daha yakın: Devlet, iktidar politikaları için teknolojiye ihtiyaç duyuyor, fabrikalar tarifeler, sübvansiyonlar, emirler talep ediyor, bankacıların veya ticaret şirketlerinin her zaman yaptığı türden bir patronaj. açgözlü gagaları vardı.' Örnekler Budapeşte, Berlin, St Petersburg. Victor Kiernan, 'Victorian London: Unending Purgatory', New Left Review, No. 76 (1972), s. 73-90, s. 79. Belki de bu tür gözlemleri daha sonraki analizlerimize dahil etmeliyiz.

Van der Linden ve Thorpe, "Yükseliş ve Düşüş", s. 18. Ayrıca bkz. Marcel van der Linden, “Vorläufiges zur vergleichenden Sozialgeschichte des Syndikalismus”, Heribert Baumann, Francis Bulhof ve Gottfried Mergner (eds), Anarchismus in Kunst und Politik. Zum 85. Geburtstag von Arthur Lehning, Oldenburg: Bibliotheks- und Informationssystem der Universität Oldenburg, 1984, s. 41-57, s. 53-4'ten alıntı

Örneğin, Altena, 'Een broeinest der anarchie', cilt. 1, s. 418 Rübner, Freiheit und Brot, s. 260-1

Melvyn Dubofsky, Hepimiz Olacağız. A History of the World of the World , Chicago: Quadrangle, 1969, s. 447-8 Hepimiz Olacağız. Dünya Sanayi İşçilerinin Tarihi 447 8

Bu alandaki literatür oldukça geniştir. İlk analiz denemelerinden biri, Festschrift für Carl Grünberg zum 70'de Käthe Leichter, “Vom devrimären Syndikalismus zur Verstaatlichung der Gewerkschaften” idi. Geburtstag, Leipzig: Hirschfeld, 1932, s. 243-81. Ayrıca bkz. Tobias Abse, 'Syndicalism and the Origins of Italian Facism', Historical Journal, 25 (1982), s. 247-58 Ferdinando Cordova, Le Origine dei sindacati fascisti, 1918-1926, Bari: Laterza, 1974 Angelo Oliviero Olivetti, Dal sindacalismo rivoluzionario al corporativismo, Roma: Bonacci, 1984 David D. Roberts, The Syndicalist Tradition and Italian Facism, Chapel Hill: University of North Carolina Press, 1979 John J. Tinghino, Edmondo Rossoni: From Revolutionary Syndicalism to Facism, New York, Peter Lang, 1991. Bir kentsel vaka çalışması için bakınız: Alberto DeBernardi, 'Operai, sindacati e rejim negli anni venti. Il caso di Milano', Società e storia, 40 (1988), 335-78

Erken komünizm ve sendikalizm arasındaki ilişkinin sosyal yönleri çok az araştırılmıştır. Ancak bkz. Kathryn E. Amdur, 'La gelenek révolutionnaire entre syndicalisme et communisme dans la France de l'entre-deux-guerres', Le Mouvement Social, No. 139 (1987), s. 37-50 ve Larry Peterson, 'Revolutionary Winnipeg Grevi Döneminde Sosyalizm ve Endüstriyel Kargaşa: Avrupa ve Kuzey Amerika'da Komünist İşçi Sendikacılığının Kökenleri', Labour/Le Travailleur, No. 13 (1984), s. dans la France de l'entre-deux-guerres' Le Mouvement Social 37 50

Nazi diktatörlüğü sırasındaki sendikalizm deneyimleri hakkında son yıllarda biraz daha fazla şey biliyoruz. Bakınız Wolfgang Haug, "Eine Flamme erlischt". Die Freie Arbeiter-Union Deutschlands (Anarchosyndikalisten) von 1932-1937', IWK, 25 (1989), s. 359-78. Franco yönetimindeki CNT hakkında bkz. José Berruezo, Contribución a la historia de la CNT de España en el exilio, Meksika: Mexicanos Unidos, 1967 Juan M. Molina, El movimiento clandestine en España 1939-1949, Meksika: Mexicanos Unidos, 1976 Walther L Bernecker, 'Die Arbeiterbewegung unter dem Franquismus', Peter Waldmann ve diğerleri, Die geheime Dynamik autoritärer Diktaturen'de. Vier Studien über sozialen Wandel in der Franco-Ära, Münih: Vögel, 1982, s. 61-198 Sebastian Balfour, Diktatörlük, İşçiler ve Şehir. 1939'dan beri Büyük Barselona'da İşçilik, Oxford: Clarendon, 1989 ve Julián Casanova'daki sonsöz, De la calk al frente. El anarcosindicalismo en España, 1931-1939, Barselona: Crítica, 1997, s. 238-46 '"Eine Flamme erlischt". Die Freie Arbeiter-Union Deutschlands (Anarchosyndikalisten) von 1932-1937' IWK 25 359 78


Videoyu izle: YILIN EN İYİ CROSSOVER HİKAYESİ Batman. Ninja Kaplumbağalar Cilt 1 Spoilersız İnceleme (Ocak 2022).