Tarih Podcast'leri

Tet Saldırısı biter

Tet Saldırısı biter

Amerika'nın Vietnam'daki savaş çabası, 22 Şubat 1968'de sona eren Kuzey Vietnam Tet Taarruzu tarafından büyük bir darbe aldı. Başkan Lyndon Johnson'ın taarruzun tam bir başarısızlık olduğu yönündeki iddiaları yanıltıcıydı. Kuzey Vietnam'daki ölü sayısı düşmanlarınınkinin 20 katı olmasına rağmen, daha önce aşılmaz olduğu düşünülen kaleler sarsılmıştı. Amerikan güçlerinin artması ihtimali, savaş karşıtı harekete önemli bir güç kattı ve Johnson'ın yeniden seçilmek için aday olmayacağını açıklamasına yol açtı.


Tet Taarruzu ve Vietnam Savaşı

Amerika'nın Vietnam'a uzun süreli katılımı, yumuşamaya eğilimli Amerikan dış politika yapıcılarının devreye girmesine yardımcı oldu, Amerikan dış politikasının emperyal yönleri hakkında Amerikan farkındalığını artırdı, Amerikalıları her gün yaşam tarzlarının temel dayanaklarını yeniden incelemeye zorladı ve teşvik etti. Amerikan ailelerinde keskin kuşak bölünmeleri. Zaman geçtikçe ve Vietnam'ın aciliyeti ve dersleri azalmaya devam ettikçe, bir tarihçinin "Amerika'nın en uzun savaşı" olarak adlandırdığı şeyin kökenlerini, davranışlarını ve etkisini anlamayı teşvik etmek her zamankinden daha önemli hale geliyor.

Hedefler

Öğrencilerin ABD'nin bir tarihçinin yerinde olarak "bataklık" olarak adlandırdığı şeye nasıl tuzağa düştüğünü anlamalarına yardımcı olmak için. Amerikan kamuoyunu savaşa karşı döndürmede Tet Taarruzu'nun önemini vurgulamak. Vietnam Savaşı'nın nasıl Amerikan yaşamının ve kültürünün hayati bir parçası olmaya devam ettiğini aydınlatmak.

Bölüm I: Bağlam ve Kökenler

Dersin ilk bölümü, öğrenciyi Güneydoğu Asya'nın coğrafyası ve tarihi konusunda sağlam bir şekilde temellendirmeyi amaçlamalıdır. Vietnam'ın Çin ve Japonya'ya yakınlığını ve Amerika Birleşik Devletleri'ne olan uzaklığını göstermeye yardımcı olan bir haritayla başlayın. Bir taslak kullanarak, coğrafyanın erken Vietnam tarihinin gidişatını nasıl büyük ölçüde etkilediğini açıklayın. İkinci bir web sitesi, Avrupa'nın imparatorluk çılgınlığı içinde olan Fransızların Vietnam'ı nasıl işgal edip sömürgeleştirmeye geldiğini ayrıntılarıyla anlatıyor. Ho Chi Minh'in yükselişi ve Dien Bien Phu'daki Fransız yenilgisiyle bitirin (Vietnam Passage: Journeys from War to Peace web sitesi bu tartışma için çok kullanışlı olacaktır).

Ardından, Amerika'nın Soğuk Savaş'taki büyük stratejisini gözden geçirmek için zaman ayırın. Öğrencilere George Kennan'ın çevreleme politikasını ve ardışık başkanlık yönetimlerinin bunu dünya çapında nasıl uyguladıklarını hatırlattığınızdan emin olun. Amerika'nın kademeli tırmandırma politikasının nihayetinde Johnson'ın kara birlikleri gönderme kararıyla nasıl sonuçlandığını bir örnekleyin.

Bölüm II: Tet ve Karşı Kültür

Amerikalılar ciddi olarak savaşa girdiğinde, Amerikan kamuoyu bu çabanın kesinlikle arkasındaydı. Savaşı kazanma konusunda dırdır eden bir beceriksizliğe rağmen, Amerikan hükümeti Amerikan halkına hala kendinden emin ve iyimser bir görünüm yansıtıyordu. (Büyük Amerikan muharebelerinin bir incelemesi için bu interaktif haritayı kullanın.) Bununla birlikte, Tet'te algılanan Amerikan yenilgisi, Amerikan görüşünü büyük ölçüde değiştirdi.

Tet, birçok Amerikalıyı Amerikan ordusunun kaybetmekte olduğuna ve daha da kötüsü, Vietnam'daki Amerikan hedeflerinin yanlış yönlendirildiğine veya düpedüz emperyal olduğuna ikna etmeye yardımcı oldu. Sonuç olarak Tet, Vietnam'daki savaşın Amerika'da yanlış olan her şeyi simgelediği fikrini teşvik etti ve bu amaçla Vietnam giderek çeşitli protestolar için bir paratoner haline geldi. Dr. Martin Luther King, Jr.'ı dinleyin; o, Güneydoğu Asya'daki Amerikan talihsizlikleri ile beyaz olmayan insanların eşit haklar için mücadelesi arasındaki bağlantıları etkili bir şekilde gösterirken.

Vietnam protestosunun en kalıcı eserlerinden bazıları Altmışlı yıllardan şarkılar. Altmışlı yılların müziğine adanmış birçok web sitesi var. Öğrencilerinize popüler şarkıları Vietnam'daki Amerikan askerleri tarafından yazılanlarla karşılaştırın.

Altmışlar Projesi, Amerika'nın Vietnam'a devam eden katılımına karşı çıkan gruplar ve bireyler hakkında çok sayıda birincil belge içeriyor. Askerin tanıklığı özellikle güçlüdür. Öğrencinize, Philip Caputo'nun Savaş Söylentileri gibi Vietnam üzerine bir kitap okutuyorsanız, bu sayfa onların kitabı anlamalarına katkıda bulunabilir.

Şu soruları sorabilirsiniz: Tet nasıl hem zafer hem de yenilgi olabilir? Martin Luther King, Vietnam Savaşı'nı sivil haklar hareketiyle nasıl karşılaştırdı? Savaşı protesto edenler tarafından kullanılan bazı argümanlar nelerdi?

Aktif öğrenmeyi teşvik etmek için diğer yöntemler, savaş yanlısı ve karşıtı görüşler arasında sınıf içi bir tartışmayı içerebilir veya belki de birkaç öğrencinin çatışmadan önemli figürleri ve "izleyicilerden" alan sorularını canlandırdığı bir "talk show" formatı kullanabilir. Ayrıca, CNN: The Cold War sitesini kullanarak öğrencilerin Vietnam çatışmasındaki birkaç önemli şahsiyetin görüşlerini karşılaştırmasını sağlayabilirsiniz. Diğer ders fikirleri Vietnam Passage: Journeys from War to Peace sitesinde yer almaktadır.


Tartışmalı Bir Soru: Tet, Viet Cong'u Yok Etti mi?

Tet Taarruzu sırasında ABD Büyükelçiliğine saldıran bir Viet Cong, 31 Ocak 1968'de ABD Askeri Polisi tarafından esarete götürülür. Saygon'daki Viet Cong birimleri ciddi kayıplara uğradı ancak daha sonra yeniden toplandı.

Dr. Erik Villard
Şubat 2021

Vietnam Savaşı'nın tartışmalı konularını inceleyen bir dizi

Aralık 1967 sonunda, Güney Vietnam'daki komünist Tet Saldırısı saldırılarından bir ay önce, Güney Vietnam'da yaklaşık 225.000 Viet Cong ve Kuzey Vietnam savaşçısı faaliyet gösteriyordu.

Bunlar, Kuzey Vietnam'da doğan 68.000 tam zamanlı savaş askerinden, Güney'de doğan 47.000 Viet Cong savaş askerinden, ülkenin birçok yerinde komünist gölge hükümetini yöneten 37.000 Güney doğumlu Viet Cong idari personelinden ve 71.000 yarı zamanlı Viet'ten oluşuyordu. Vietnam Askeri Yardım Komutanlığı'nın tahminlerine göre Kong gerillaları Güney'de doğdu.

MACV, komünistlerin 1968 Tet Taarruzu'na 124.000 muharip birlik ve gerilla gönderdiğini hesapladı - 30-31 Ocak'taki ilk muharebelerde 84.000 artı sonraki birkaç hafta içinde 40.000. Bunların yaklaşık yarısı Kuzey Vietnam birimlerinde görev yaptı ve geri kalanı Viet Cong birimlerine aitti. Viet Cong idari personelinin bir kısmı, şehirlerde ayaklanmalar düzenlemeye çalışarak saldırıda aktif ve görünür bir rol aldı.

Saldıran birimler zarar gördü beş haftalık saldırı sırasında ciddi kayıplar. Vietnam'ın savaş sonrası tarihlerinin Tet Taarruzu'nun sonu olarak tanımladığı 5 Mart 1968'e kadar, komünist olmayan güçler yaklaşık 40.000 savaş askerini öldürmüş veya esir almıştı.

Ek olarak, MACV'nin düşman askeri birlikleri listesinde yer almayan yaklaşık 10.000 kişi öldürüldü veya esir alındı. Bu grubun çoğu, Viet Cong'un Tet Taarruzu öncesinde mühimmat taşıyıcıları veya sedye taşıyıcıları olarak hizmete soktuğu sivillerdi, ancak bu sivillerin belki de 2.000'i, gölge hükümeti birkaç büyük şehirde, özellikle Saygon, Hue, Nha Trang ve Qui Nhon, diğer şehir ve köylerin çoğunda çok az hasarla hayatta kaldı.

Düşman askerleri arasındaki tahmini 40.000 ölüm, Kuzey Vietnam birimleri ve Viet Cong birimleri arasında yaklaşık olarak eşit olarak bölündü. Bu Viet Cong birimlerinin bazıları, özellikle Saygon, Hue ve Central Highlands ve Mekong Deltası'ndaki birkaç bölgesel başkente saldıran birimler olmak üzere, feci kayıplar verdi, ancak hayatta kalan yeterli sayıda kişi, bu birimin bir sonraki neslinin çekirdeğini oluşturmak üzere üsse geri döndü.

1968 yılının sonunda, Tet Taarruzu ve Mayıs-Haziran ve Ağustos-Eylül aylarındaki ek komünist saldırılardan sonra, Viet Cong, Tet sırasındaki savaşın yoğunluğuna rağmen, 1967'nin sonunda olduğundan daha büyük bir güç oluşturdu. MACV tahminleri, Güney Vietnam'daki toplam düşman gücünü bir yıl öncesine göre 26.000 artışla 251.000 asker olarak belirledi.

O yıl sonu 1968 toplamı, 138.000 savaş askerini içeriyordu - 86.000'i Kuzey Vietnam'dan (Tet'ten önce 68.000'di) ve 52.000 Güney doğumlu Viet Cong savaşçısı (47.000'den). Viet Cong'un idari gücü 37.00'den 35.000'e biraz düşmesine rağmen, Viet Cong gerilla gücü 78.000'de (71.000'den yukarı) kaldı.

1968'den 1975'e kadar olan yıllarda, Güney'deki komünist birimler, kayıplarını telafi etmek için Kuzey Vietnam Ordusu birliklerinin eklenmesine giderek daha fazla güveniyorlardı, ancak Viet Cong, savaşın sonuna kadar geçerli bir savaş gücü olarak kaldı.

Erik Villard, Washington DC'deki Fort McNair'deki ABD Ordusu Askeri Tarih Merkezi'nde Vietnam Savaşı uzmanıdır.

Bu makale Vietnam dergisinin Şubat 2021 sayısında yayınlandı. Daha fazla hikaye için Vietnam dergi, buradan abone olun ve bizi Facebook'ta ziyaret edin:


Saldırı, Ocak - Mart 1968

1967 boyunca, Kuzey Vietnam askeri komutanlığının stratejisi, ABD askerinin dikkatini büyük şehirlerden, onları seyrek nüfuslu dağlık bölgelerde artan çatışmalara çekerek başka yöne çekmekti. Plan işe yaradı ve 1968'in başında ABD askeri komutanlığı, dağılmış bir düşmana karşı orta dağlık bölgelerde bir dizi muharebeyi kazanmaya odaklandı.

General Westmoreland tarafından ABD için izlenen tartışmalı askeri strateji, neredeyse tamamen mümkün olduğu kadar çok Vietnamlı savaşçıyı öldürmeye odaklandı. Bu strateji, her iki tarafta da on binlerce zayiata yol açtı, ancak ABD'nin uzun bir yıpratma savaşında düşmanlarını geride bırakabileceğine inanılıyordu.

Bu nedenle, ABD ordusu, kapsamlı bir taktik ve operasyonel strateji elde etmek için çalışmak yerine, Vietnamlı düşmanları, onları öldürmek için ortaya çıktıkları her yerde körü körüne takip etti.

İlk aşamada, 100'den fazla şehir Vietkong ve Vietnam düzenli kuvvetleri tarafından saldırıya uğradı. Tüm Güney Vietnam'ı bir anda çökertecek gibi görünen savaşta yaklaşık 100.000 asker konuşlandırıldı.

Köyler, askeri üsler, hava limanları, ikmal depoları, demiryolları ve sokaklar cezasız bir şekilde hedef alındı. Bir roket veya topçu barajı, bir saldırının başlangıcını ve ardından kitlesel bir insan saldırgan dalgasının sinyalini verir.

Tüm ABD ordusunu şaşırtmasına rağmen, Kuzey Vietnam stratejisi askeri bir başarısızlıktı. Saldırıları geri püskürtüldü, çok az toprak kazanıldı ve kampanyanın kayıpları Komünist güçlerin hızla artmaya başladı.


Haberlerde Tet

Vietnam Savaşı'nın en önemli olaylarından biri olan komünistlerin 1968 Tet Taarruzu, basının yanlış bir şekilde bir ABD zaferini bir yenilgi olarak tasvir edip etmediği ve halkı savaşa karşı çevirdiği konusundaki tartışmalara saplandı. Medyanın saldırıları Amerikan ve Güney Vietnam birlikleri için bir felaket olarak gördüğüne dair çok sayıda makale ve kitaptan beslenen yaygın bir inanç var. Ancak basına yönelik bu suçlamalar, genellikle haber raporlarından alınan gerçek alıntılarla desteklenmeyen ve saldırılara ilişkin medyanın fikir birliğini yansıtmayan genellemelerle ifade ediliyor.

Komünist güçler -çoğunlukla Viet Cong, ancak önemli sayıda Kuzey Vietnamlı da dahil olmak üzere- 30 ve 31 Ocak 1968'de taarruz başladığında sayıca çok daha fazlaydı ve hatta daha da ağır basıyordu. Zafer şansı bile elde etmek için iyi bir koordinasyona ihtiyaçları vardı. ve neredeyse tam bir sürpriz. Sürpriz talebi, planlarını kendi güçleri arasında yaygın bir şekilde yaymalarını engelledi ve büyük bir koordinasyon başarısızlığına neden oldu. Yine de kısmi bir sürpriz elde ettiler. Bazı Amerikalı ve birçok Güney Vietnamlı birlikler saldırı için yetersiz veya tamamen hazırlıksızdı, ancak diğerleri saldırganlar için hazırdı.

İlk komünist saldırılar, Amerikan halkı ve onlar hakkında haber yapan birçok gazeteci için korkunç bir şok oldu. ABD hükümeti ve ordusu, basın ve halk için komünist zayıflığın bir resmini çiziyordu. Güney Vietnam'daki tüm ABD muharebe kuvvetlerinden sorumlu General William Westmoreland, Vietnam Askeri Yardım Komutanlığı'nın başı olarak, ilerleme iddialarını öne sürmekte özellikle göze çarpıyordu.

Sahadaki subaylarla çok konuşan Güney Vietnam'daki en iyi muhabirlerin çoğu, bu iddiaların abartılı olduğunu kabul etti, ancak New York ve Washington'daki üst düzey gazeteciler, kıdemli subay ve yetkililerin iyimser açıklamalarına inanma eğilimindeydi. Bir ağ haber programının çapası Westmoreland'ın komünist güçlerin zayıfladığı iddialarına inanıyorsa, sahada daha iyi bilen bir muhabirin olması pek iyi olmadı.

Hanson W. Baldwin, şahin askeri editörü New York Times, zayıflayan bir düşmanın raporlarının savaş alanındaki komünist güçlerin gerçek performansına uymadığını fark etti, ancak yine de raporlara inanmayı seçti. 3 Aralık ve 26 Aralık 1967 tarihli makalelerinde, “Dakto'nun [kanlı Kasım 1967 savaşı] gazileri için zayıflama algılanamaz görünse de, iki yıllık yıpratma düşmanı zayıflattı” ve “ Çoğu istihbarat uzmanı, düşmanın göründüğünden daha zayıf olduğuna inanıyor.”

Joseph Alsop, düzenli sütunu Washington post ona Washington'da olağanüstü bir nüfuz sağladı ve ülke çapında yüzlerce gazeteye sendikalıydı, 1966 ve 1967'deki savaş hakkında o kadar çılgınca iyimserdi ki Westmoreland bile gazeteciye çok ileri gittiğini söyledi. 11 Ekim 1967'de Alsop, Hanoi'nin Güney Vietnam'da büyük birlik savaşını terk ettiğinin “neredeyse kesin” olduğunu açıkladı. Beyaz Saray ona Tet Taarruzu'nun ne olduğuna dair erken bir istihbarat sızdırdığında, analizini sulandırdı: "Bir yandan kaçmayı düşünürken, bir yandan da son bir saldırıya gaddarca hazırlanan oldukça önemli düşman birimlerinin birkaç belirtisi var. saldırı başarısız olursa toplu olarak. ”

Amerikan medyası Tet Taarruzu'nu komünist bir askeri zafer olarak tasvir etmedi. Bu efsane. Ancak saldırının şoku, birçok gazetecinin, komünistlerin Güney Vietnam'daki şehirlere ve kasabalara saldırma yeteneğine sahip olduklarını göstererek siyasi bir zafer kazandığı sonucuna hızla varmasına neden oldu. Şubat 1968'deki askeri haber, çoğunlukla süregiden mücadelenin ayrıntılarına odaklandı ve çok az gazeteci, savaş devam ederken askeri çatışmada genel bir kazanan veya kaybeden belirlemeyi seçti. Erken bir tarihte kaybeden taraf seçenler komünistleri seçme eğilimindeydi. Alsop, 19 Şubat'ta komünistlerin şehirlere saldırısının kendileri için “bir felaket” olduğunu yazdı.

Amerikan medyasının Saygon'daki ABD Büyükelçiliğine yapılan Viet Cong saldırısına çok fazla ilgi gösterdiği yönündeki suçlamalar oldukça doğru. Saldırganlar, küçük bir grup özel saldırı birliği (sappers olarak adlandırılır), yaklaşık altı saat içinde öldürüldü veya yakalandı ve büyükelçiliğe ciddi şekilde zarar vermedi. Ancak medyanın bu olaya abartılı odaklanmasının, halkın savaşa verdiği desteği olumsuz etkilemesi pek olası değil. Saygon'daki olayların yoğun bir şekilde ele alınması, dikkatleri, daha güçlü komünist güçlerin çok daha uzun süren diğer savaşlarda ciddi kayıplar verme biçiminden uzaklaştırdı. Tet Taarruzu'nu olduğundan daha küçük ve daha az tehlikeli gösteriyordu.

CBS Haber sunucusu Walter Cronkite, 13 Şubat'ta Saygon'da Westmoreland ile röportaj yaptıktan sonra, ertesi gece CBS Evening News'de yayınlanan filme alınmış bir raporda şunları söyledi: “Birincisi ve en basiti, Vietcong askeri bir yenilgiye uğradı. Görevleri intihar olduğunu kanıtladı. Bir müzakere noktası olarak şehirlerde kalmayı düşündülerse, bunda başarısız oldular. [Güney] Vietnam Ordusu, en ateşli destekçilerinin bile beklediğinden daha iyi tepki verdi.” Tet'in bu açıklaması, diğer gazetecilerin ağ haber programlarında ve büyük basılı yayınlarda bildirdikleriyle önemli ölçüde aykırı değildi, bu yüzden fazla dikkat çekmedi.

Cronkite'nin görüşü, Güney Vietnam'da bir haftadan fazla bir süre geçirdikten sonra, Amerikalı subaylarla konuştuktan ve oradaki komünist güçlerin Westmoreland'ın ona söylediğinden çok daha güçlü olduğunu Hue'da bizzat gördükten sonra değişti.

Cronkite, New York'a dönüşünde, 27 Şubat'ta yayınlanan 30 dakikalık bir CBS News özel raporunu hazırladı. Bu, komünist saldırının üzerinden neredeyse bir ay geçmişti, ancak Güney Vietnam'ın birçok yerinde şiddetli çatışmalar hâlâ devam ediyordu. . Yayın haftasında, Vietnam'da 542 Amerikalı eylemde öldürüldü. O zamana kadar savaşın herhangi bir haftası için en yüksek sayı 11-17 Şubat için 543 idi.

Bu yayının sonundaki yorumunda Cronkite, taarruzun her iki taraf için de bir zafer ya da yenilgi olarak değil, bir "beraberlik", bir "uzaklaşma" olarak tanımlanamayacağına inandığını söyledi ve ABD'nin "karmaşaya saplanmış" göründüğü sonucuna vardı. çıkmaz.”

Ancak birkaç dakika önce Tet'e komünist bir yenilgi demiş gibiydi. Tet saldırılarının üç aşamalı bir planın ikinci aşaması olduğunu söyledi. İlk aşama, 1967'nin sonlarında Dak To ve Loc Ninh'e yapılan saldırılar başarısız olmuştu. Ay Yeni Yılı'nı kutlayan Tet tatili sırasında Güney Vietnam'ın dört bir yanındaki şehirlere yönelik ikinci aşama saldırıları, büyük hasara yol açsalar da "başarısız oldu", dedi Cronkite ve ekledi, "Artık düşmanın hareket etmeye hazır olduğuna inanılıyor. İlk iki aşamada kaybettiklerini orada telafi edebileceği umuduyla kış-ilkbahar saldırısının üçüncü aşamasına." Sadece birkaç gün sonra Cronkite, komünistlerin üçüncü aşama için umutlarının gerçekçi olmadığını belirtti. 4 Mart'ta yayınlanan Akşam Haberlerinde, "Vietnam'daki herhangi bir gözlemci için komünistlerin bu saldırıyı savaş alanında kazanamayacağı oldukça açık görünüyor" dedi.

Cronkite, Tet Taarruzu'nu komünist bir zafer olarak adlandırmamıştı, ancak 27 Şubat'taki yayını şok edici derecede olumsuz olarak hatırlanıyor, belki de halkın Tet ve düşman için askeri yenilgiler olarak tanımlanan diğer komünist saldırılar.

Medyadaki en savaş karşıtı ifadeler bile, Cronkite'nin Tet Taarruzu'nun berabere olduğu yönündeki yargısından nadiren daha olumsuzdu. 11 Mart'ta, Zamanlar Vietnam'a daha fazla Amerikan askeri gönderme önerisine karşı editörlük yaptı. “Tünelin sonunda ışık” olabileceği fikrini şiddetle kınadı ve şöyle ilan etti: “Tünel, hiçbir yere doğru inen dipsiz bir kuyuya dönüştü…. Bu iflas politikasından vazgeçmenin zamanı geldi.” Ancak başyazı, iflas eden politikanın yenilgiye yol açtığını söylemedi, sadece düşmanın Amerikan kuvvetlerinin geçmişteki genişlemelerine ayak uydurabildiğini ve bu nedenle “her tırmanış yeni bir açmaz üretti” dedi.

ABD askerleri, Güney Vietnam'ın güneyindeki Loc Ninh bölgesinde, 29 Ekim-Kasım'dan kısa bir süre sonra, 11 Kasım 1967'de nefes alıyor. Ocak 1968 Tet Taarruzu sırasında ABD ve Güney Vietnam askerlerini büyük şehirlerden uzaklaştırmak için Viet Cong tarafından yürütülen 7 muharebe. (AP Fotoğrafı)

Tet'ten sonraki haftalar ve aylarda komünist güçler yaralarını yalamak için ormana geri dönmedi. Savaş, Haziran ayı sonuna kadar sürekli olarak ağırdı ve Eylül ayının sonuna kadar aralıklı olarak ağırdı. O zamana kadar komünistler, kümülatif kayıpları nedeniyle ciddi şekilde zayıflamışlardı ve umutsuzca bir dinlenmeye ihtiyaçları vardı. Amerikalılar ve Güney Vietnamlılar taarruz harekâtlarında, 1968'in son çeyreğinde, o zamana kadar olduğu kadar ciddi bir muharebeye neredeyse hiç rastlamadılar. Viet Cong'un etkisini zayıflatmak için kırsal alanlara sivil iyileştirmeler ve artan güvenlik sağlayan hızlandırılmış bir barış kampanyası, daha az direnişle karşılaştı ve Güney Vietnam hükümetinin yılın ilk yarısında kaybedilen birçok köyde kontrolünü geri kazandı.

1969'un başlarında, Vietnam'daki Amerikalı muhabirler, hükümet sözcülerinden çok daha fazla güvendikleri sahadaki subaylardan, düşmanın gerçekten ciddi şekilde zayıfladığını duyuyorlardı. 3 Ocak'ta Charles Mohr, gazetede şunları yazdı: Zamanlar:

“Yerli Güney Vietnam Vietkong askeri ve siyasi liderliği, Ay Yeni Yılı'nda başlayan 1968 genel taarruzunda en iyi liderliğinin büyük bir bölümünü kaybetti. Liderlerin kaybından daha az önemli olmasına rağmen, Vietkong gerillalarının ve sızmış Kuzey Vietnamlı askerlerin safları şehirlere yönelik cesur saldırılarında çok ağır acı çekti. ”

New York ve Washington merkezli kıdemli gazetecilerden bazıları yeni iyimserliği kabul etti, ancak diğerleri kabul etmedi. A Zamanlar 17 Ocak'taki başyazı, "askeri zaferin aldatıcı hayallerini desteklemeye devam eden" Amerikalı generalleri, "daimi iyimserleri" kınadı. Bu tür konuşmalar daha önce de duyulmuştu - özellikle geçen yılki yıkıcı Tet saldırısından hemen önce."

1969: Örtülecek Başka Bir Tet

23 Şubat 1969'da, o yılki Tet kutlamasının hemen ardından yeni bir komünist saldırı gerçekleşti. 1968 Tet Taarruzu kadar büyük değildi ve o kadar uzun sürmedi, ancak zayiat sayıları önemliydi. 1 Mart'ta sona eren hafta için Amerikan muharebe ölümleri, 1968 saldırısı için en yüksek haftalık geçiş ücretinden çok da kısa olmayan toplam 453'e ulaştı (17 Şubat'ta sona eren hafta için 543 ölüm).

1967'deki savaş, haftada yaklaşık 180 Amerikalı'yı öldürmüştü. Tet 1968, 21 hafta süren ve 28 Ocak'tan 22 Haziran'a kadar haftada ortalama 403 Amerikalıyı öldüren, sürekli olarak çok ağır bir savaş dönemi başlattı. Tet 1969, 18 haftalık aralıklı ağır çatışmalarla başladı ve haftada ortalama 275 Amerikalı öldü. 23 Şubat'tan 28 Haziran'a kadar.

Ağır kayıpların '69 saldırısını da unutulmaz bir olay haline getireceğini düşünürdüm, ancak neredeyse tamamen unutuldu. Bunun temel nedeni, basının bunu bir kriz olarak görmemesidir. Basın, Tet '68'i bir kriz olarak ele almıştı çünkü açıkça bir krizdi. Amerikan ordusu, 1968'de Başkan Lyndon B. Johnson'ı Vietnam'a 200.000'den fazla askerden oluşan büyük bir takviye göndermeye ikna edemedi, ancak önemli bir sayıda -başlangıçta 17.000, daha sonra 22.000 asker- göndermekten başka seçeneği olmadığını hissetti. Basın, takviye paketinin boyutuyla ilgili tartışmalara geniş yer verdi.

Bir yıl sonra, basın, Tet '69'a olası Amerikan yanıtlarını düşündüğünde, önemli takviyeler sorusu bile ortaya çıkmadı. Halihazırda Güney Vietnam'da bulunan Amerikan kuvvetlerinin taarruzla başa çıkmak için yeterli olduğu açıktı. Basın, saldırıyı bir kriz olarak değil, sadece bir provokasyon olarak ele aldı. 1969'daki soru, Başkan Richard Nixon'ın bu provokasyona, Johnson tarafından 1968'in sonlarında sona eren Kuzey Vietnam'ın bombalanmasına devam ederek yanıt verip vermeyeceğiydi.

MACV, gerçek tehdit daha küçük olmasına rağmen, Şubat 1969'da bir saldırı ihtimalini Ocak 1968'dekinden çok daha ciddiye aldı. Basının ve halkın tepkilerinin şekillenmesinde belki de en önemlisi, MACV ve Güney Vietnam hükümetinin Saygon'da ciddi bir çatışma olmamasını sağlamak için yaptıkları büyük ve başarılı çabaydı. Oradaki savunmalar çok daha güçlüydü ve birlikler Tet '68 için olduğundan çok daha ciddi bir şekilde Tet '69 için tetikteydi.

4 Ocak 1969 gibi erken bir tarihte, Zamanlar şöyle bildirmişti: “Düşmanın başka bir büyük saldırı planladığı yönündeki spekülasyonlara tepki olarak son zamanlarda Saygon ve diğer Güney Vietnam şehirlerinde güvenlik önlemleri artırıldı…. Bu öğleden sonra, Güney Vietnamlı askeri mühendisler derin bir köprüye yaklaşmak için dikenli teller çekiyorlardı. Saygon'un yerleşim bölgelerinde. Daha önce, güvenliği tek bir muhafız sağlıyordu…. 1968 yılının Ocak ayı sonlarında ve Şubat ayında yapılan Tet saldırısını kimse unutmadı…. 1969 yılı başlarken, Güney Vietnam'daki yaklaşık 100.000 düşman askerinin çoğu, Saigon, Danang veya Hue'dan çarpıcı bir mesafede bulunuyor.”

Komünistler 1969 saldırısı sırasında kilometrelerce uzaktan Saygon'a roket atmayı başardılar, ancak 30-31 Ocak 1968 gecesi olduğu gibi tüm taburları şehre yürütemediler.

Mohr şikayet etti Zamanlar 24 Şubat ve 13 Mart'ta askeri sözcüler bazen durumu olduğundan daha iyi göstermeye çalıştılar, ancak bu önemli bir sorun haline gelmedi çünkü MACV'nin iyimserliği 1969'da Tet'ten önceki aylarda olduğu kadar aşırı değildi. '68.

Saygon'daki Terence Smith, 27 Şubat'ta MACV'de kıdemli memurlarla konuştu ve şunları yazdı: Zamanlar ertesi gün: “Beş günlük düşman bombardımanı ve kara saldırıları bugün işaretlendi, ancak Birleşik Devletler Komutanlığının birkaç üyesi bu durgunluktan çok rahatladı…. Burada hiç kimse düşmanın tam bir saldırı başlatma kabiliyetinden şüphe etmiyor. Saygon'un batısında yaklaşık 40.000 ila 50.000 düşman birliği var ve bunların 15.000'i başkentin kolay vuruş mesafesinde bulunuyor.

1968'in ortalarında MACV komutanı olarak Westmoreland'in yerini alan General Creighton Abrams, Westmoreland'ın bir kenara attığı ilerleme iddialarının güvenilirliğinin bir kısmını geri kazanmayı başarmıştı.

Editör yazarlar, Postalamak- Amerika Birleşik Devletleri'nin savaşı gerçekten kazanma şansını görmemiş ve sahadaki herhangi bir başarının basitçe olması gerektiğini hisseden

ABD'yi barış görüşmeleri sırasında daha iyi bir müzakere pozisyonuna getirmek için kullanılacaktı - sahada gerçekten ilerleme olabileceğini kabul etmeye hazırdılar. Mevcut saldırıyı ilerleme eksikliğinin kanıtı olarak görmediler.

1969 saldırısının altı gününde, 28 Şubat'ta, baş editör Postalamak "Güney Vietnam'da sahadaki ilerleme konusundaki iyimserlik yeni bir şey değil. İyi ve kötü zamanlarda bizimle birlikte olmuştur, giderek daha uzun ve karanlık bir tünelin sonunda her zaman işaret eden bir ışıktır. . . . 1963'te John F. Kennedy'den, 1964'te General Maxwell Taylor'dan, 1965'te [Savunma Sekreteri] Robert McNamara'dan, [Güney Vietnam Büyükelçisi] Henry Cabot Lodge'dan 1966'da, General William Westmoreland'dan 1967'de ve Barışçıllaştırma] 1968'de Robert Komer. Bunlar sorumlu adamlardı, ancak tahminlerine inanılmadı: ne basın ne de nihayetinde halk. Tahminlerin çoğu yanlış çıktı. 1963'ten beri, şüphecilerin ve kötümserlerin sicili mükemmel. Şimdi, . . . yine iyimserlik var. . . . Ancak, bir değişiklik için ciddiye alınması gereken, hatta belki de inanılması gereken iyimserliktir. ”

1968 saldırısına altı gün kala böyle bir açıklamanın ortaya çıkması hayal edilemez.

Cronkite, Şubat ayının ortalarında, savaşın yaralı olduğu Hue'da Westmoreland'ın açıklamalarıyla çelişen acımasız bir mücadele buldu. (Getty Images aracılığıyla CBS)

Basın ve Kamuoyu

1968 Tet Taarruzu'nun kamuoyu üzerindeki etkisi genellikle abartılmıştır. 1965 Kasım'ının başlarında, Güney Vietnam'ın Ia Drang Vadisi'nde ilk önemli ölüm çetelesini getirmeden hemen önce, bir Gallup anketi, halkın yüzde 64'ünün Vietnam'a ordu gönderme kararının doğru olduğunu ve sadece yüzde 21'inin doğru olduğunu düşündüklerini buldu. Bu bir hataydı.

Mayıs 1971'e gelindiğinde, ABD'nin muharebe mevcudiyeti nihayet sona ererken, savaş son derece popüler olmadı ve ilk karar sadece yüzde 28 tarafından desteklendi - 1965'e göre 36 puanlık bir düşüş. Bu arada, yüzde 61'i bunun bir savaş olduğuna inanmaya başladı. hata.

Ocak 1968 Tet Taarruzu, olumsuz basın kapsamına ve ABD zayiatlarında dramatik bir artışa rağmen, savaşa verilen desteğin bu genel düşüşün sadece küçük bir kısmına neden oldu. Büyük düşüşler, savaşa desteğin 1965 anketine göre 18 puan gerileyerek yüzde 46'da kaldığı Aralık 1967'de zaten meydana gelmişti. Savaşın bir hata olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 45'e yükseldi.

1968 Şubatının sonlarında, saldırılardan kısa bir süre sonra, savaşa verilen destek, Aralık 1967 sayısının sadece 5 puan altına, yüzde 41'e düştü. Savaşın bir hata olduğunu düşünenlerin sayısı da pek değişmedi, Aralık ayından bu yana 4 puan artarak yüzde 49'a yükseldi. Ancak bu anket kamuoyunda önemli bir değişime işaret etti. Önemli ölçüde daha fazla insan savaşın doğru olduğuna inanmaktan çok bir hata olduğunu düşündü - Johnson yönetiminin Tet saldırılarına yanıt vermesiyle politik olarak mümkün olanın bir devrilme noktası.

Johnson hala Güney Vietnam'a daha fazla asker gönderip Çinhindi'ndeki aylık bomba tonajlarını artırabilse de, bunu yaparken başkanlığa aday olamazdı ya da bu konuda çok açık konuşamazdı. Johnson, 31 Mart'ta 1968 seçimlerinde aday olmayacağını açıkladığı zaman, yanlış bir şekilde “mevcut düşmanlık seviyesini azalttığını – önemli ölçüde azalttığını” söyledi, çünkü halkın çoğunun duymak istediği şeyin bu olduğunu fark etti.

Ağustos 1968'e gelindiğinde, kayıp sayısı hala yüksekken, Amerikalıların çoğu, yüzde 53'ü, ilk kez savaşın bir hata olduğunu düşündü.

Şubat 1969 Tet saldırılarından sonra yoğun muharebenin yenilenmesi, halkın savaşa verdiği desteği, Nixon'ı gerilimi düşürmeye zorlayacak bir düzeye indirdi. Çinhindi'ne atılan aylık bomba tonajı Mart 1969'da zirveye ulaştı. Vietnam'daki Amerikan askeri personelinin sayısı Nisan'da yaklaşık 543.000'e ulaştı. Her iki şekilde de ilk önemli düşüşler Ağustos'ta gerçekleşti.

Mart 1973'ün sonunda tüm Amerikan birlikleri Vietnam'ın dışındaydı. Kuzey Vietnamlılar 1968 Tet Saldırısı hedeflerine Saygon'daki Güney Vietnam hükümetinin teslim olduğu Nisan 1975'te ulaştılar.

Clemson Üniversitesi'nde tarih profesörü olan Edwin E. Moïse, kitabın yazarıdır. Tet Efsaneleri: Vietnam Savaşı'nın En Yanlış Anlaşılan Olayı, ve Tonkin Körfezi ve Vietnam Savaşı'nın Yükselişi (gözden geçirilmiş baskı yakında).


Saldırgan

İlk saldırıların ertesi sabahı, yaklaşık 80.000 komünist askeri Güney Vietnam'ın her yerine dağıldı. 36 il merkezi, 5 özerk şehir, 72 ilçe olmak üzere 100'den fazla kasaba ve şehir saldırıya uğradı. Saldırıların çoğu hükümet binalarını ve askeri üsleri hedef aldı. Tet kutlaması sırasında daha önce bir Tet Ateşkesi olduğu için hem ABD hem de Güney Vietnam Ordusunun ilk şaşkınlığına rağmen, hızla tepki verdiler ve düşmanlarına büyük kayıplar verdiler. Çoğu yerde yerel milisler ve ARVN güçleri savunmayı elinde tuttu, komünistler iki veya üç gün içinde sürüldü. Ancak Saygon, Kon Tum, Can Tho, Ben Tre gibi diğer bazı şehirlerde günlerce şiddetli savaşlar devam etti.


Tet Saldırısı

Tet Taarruzu, Vietnam'daki Amerikan savaşının dönüm noktası olarak kutsandı. Ortaokul ders kitapları, ister en başlangıç ​​düzeyindeki öğrenciler için yazılmış olsun, isterse AP öğrencileri için tasarlanmış olsun, Tet Taarruzu'nun savaşın dönüm noktası olduğunu iddia ediyor. Amerikan tarih ders kitaplarının çoğu, Tet Taarruzu'na atıfta bulunarak asıl "dönüm noktası" ifadesini kullanır ve bu terimi kalın harflerle yazar veya bu ifadeyi bir alt bölüm başlığı olarak kullanır. Ders kitapları ayrıca Tet'ten sonraki savaşın, Amerikan katılımının azalmasından biraz daha fazlası ile karakterize edildiğini iddia ediyor. “Tet”in ardından gerçekten de Amerikan siyasi sisteminde bir şok etkisi yarattı ve savaş çabalarına dair yeni düşüncelere katkıda bulundu. Bununla birlikte, Tet Taarruzu'nu bu şekilde çerçevelerken, metinler savaşın askeri ve siyasi kovuşturulmasındaki önemli değişiklikleri, kritik derecede önemli gerçekleri ve savaşla ilgili önemli fikirleri görmezden geliyor. Bu tür ihmaller, Vietnam'ın hikayesini, öğrencilerin Vietnam deneyiminin, hem Vietnam Savaşı'ndan önce hem de o zamandan beri olan olaylarda, dünyanın geri kalanında Amerikan katılımı tarihiyle ilişkisini anlamalarını zorlaştıracak şekilde çarpıtıyor.

Tet Taarruzu Vietnam hikayesinde gerçekten önemliydi. Savaşı hızlı bir sonuca ulaştırmak ve güneyde genel bir ayaklanmayı körüklemek amacıyla Viet Cong (aslında “NLF”, ABD tarafından “VC” olarak bilinen Ulusal Kurtuluş Cephesi) ve Kuzey Vietnam Ordusu Ocak 1968'in sonlarında Vietnam Yeni Yılı (Tet) kutlamaları sırasında Güney Vietnam'da bir dizi sürpriz saldırı düzenledi. Bu saldırıların kapsamı ve öfkesi başlangıçta ABD ordusunu ve Güney Vietnamlı müttefiklerini, iddiayı yalanlayarak hazırlıksız yakaladı. Amerikan kamuoyuna savaşın yakında kazanılacağı “tünelin ucunda ışık olduğu” söylendi. ABD büyükelçiliği personelinin tam da elçilik arazisinde geri çekilirken çekilmiş görüntüleri ve sokaklardaki infazların fotoğrafları (bkz. Birincil Kaynak “Güney Vietnamlı Bir Subay Bir Viet Cong Mahkûmunu İnfaz Ediyor” Fotoğrafı [1968]), Tet'in nihai bir başarısızlığın sinyalini verdiği hissine katkıda bulundu. Amerikan stratejisi. Uygun bir şekilde, tüm ders kitapları bu psikolojik yenilgi duygusunun yanı sıra önemli siyasi yansımaları, özellikle de Lyndon Johnson'ın yeniden seçilmek için aday olmama kararını tartışıyor. Ders kitapları tipik olarak çoğu tarihçi tarafından şu anda kabul edilen Tet'in Viet Cong için askeri bir yenilgiyi temsil ettiği argümanını tartışır. Yine de ders kitapları okuyucuyu, Tet'in ABD'yi bir savaş biçiminden, ABD'nin “kazanma” girişiminden diğerine, ABD karar iznine çevirmeye yönlendirdiği sonucuna götürür.

Ortaokul ders kitaplarının hiçbiri 1968'in kalan 10 ayı boyunca Vietnam Savaşı'nın kendisini tartışmaz ve çok azı 1969 veya 1970'in başlarındaki savaşı tartışır. Hepsi, 1968'deki ABD seçimlerinden sonra yeni bir bölümle başlar.

İçinde Amerikan Marşı (Holt/Rienhart Winston), bir sonraki bölümün ana fikri "Başkan Nixon sonunda ABD'nin Vietnam'a müdahalesini sona erdirdi." Tet sonrası bölümü Bizim tarihimiz (Prentice Hall) “Savaşın Sonu ve Etkisi” başlığını taşıyor. İçinde Amerikan Yolculuğu (McGraw Hill), 1968 sonrası bölümdeki ana fikir, "Nixon, Amerikan güçlerini eve getirmek ve Vietnam'daki savaşı bitirmek için adımlar attı." Kitapların tümü, Nixon'ın “Onurla Barış” çağrısına ve Güney Vietnam ordusundaki asker sayısını artırırken ABD asker sayısını azaltmak için tasarlanmış bir politika olan “Vietnamlaştırma” politikasına odaklanıyor. Vietnam'ın genel anlatısında, ABD'nin müdahalesi Tet'ten önce istikrarlı bir artış, Tet'in dönüm noktası ve ardından Tet'ten sonra bir düşüş ile karakterize edilir. Richard Nixon, bu zayıflatılmış çabanın yalnızca bekçisi olur ve bu nedenle okuyucuya Tet'ten sonra Vietnam'da pek bir şey olmamış gibi görünür. Böyle bir anlatı sadece aşırı basit olmakla kalmaz, aynı zamanda Vietnam Savaşı'nın merkezi yönleri olarak öğretilmesi gereken kritik öneme sahip olayları, fikirleri ve tarihsel değişiklikleri görmezden gelir.

Tet'ten sonra Amerikan askerleri tam beş yıl Vietnam'da savaşmaya devam etti. Bu, Amerikan Devrimi ve tesadüfen değil, Irak ve Afganistan'daki savaşlar dışında ABD tarihindeki herhangi bir savaşın süresinden daha uzundur. Vietnam Savaşı'nın tamamında ABD kuvvetlerinin maruz kaldığı ölümlerin yarısından biraz azı Tet'ten sonra meydana geldi, yani anlatıya göre savaşın sona erdiğini ima ettikten sonra acı çektiler (bkz. İlginç bir şekilde, bir ders kitabı, Amerikalılar (McDougall) includes a chart that shows that more ordnance was dropped on the enemy by U.S. forces in the time period AFTER Tet than in all of World War II on both fronts. Ironically, this chart is included in the post-1968 section under the title “The End of the War and its Legacy.” If all that happened in the April 1968-1973 period was to end the war in Vietnam, why would so many bombs have been dropped? If Nixon’s only real policy was “Vietnamization,” why would so many U.S. troops have been killed? And if everything after Tet was merely the conclusion of U.S. involvement in Vietnam, why would so many significant historical events have happened in this time period? Clearly, although Tet was important, the traditional narrative that it was only the beginning of the end is too simplistic. The story of Tet and its part in the greater narrative is instead one of “confusion, controversy and indeterminacy.” For example, many of the textbooks argue or at least imply that Tet led to the peace movement and the peace movement, starting in April 1968, led to the end of the war. U.S. History (Prentice Hall) begins its post-Tet chapter (“The War’s End and it’s Impact”) under the picture of a peace march, leaving the impression of a clear connection. Yet those in charge of the military after 1968 (Richard Nixon and the military leaders on the ground) had a very different view. Nixon believed that “Tet so thinned the NLF presence in the countryside as to provide a basis for successful pacification managed by American advisors" (see Primary Source Memorandum for the President from Henry Kissinger: “Possible Responses to Enemy Activity in South Vietnam” [1969]). According to historian Lewis Sorley, the American military leadership believed that “the fighting wasn’t over, but the war was won in 1970.” Something quite different was happening than a full-scale retreat from the war caused by a Tet-induced peace movement.

That "something" was a military policy initiated after Tet in 1968 that was wholeheartedly endorsed by Richard Nixon: the policy of “pacification.” According to Ronald Spector in After Tet, “developments in South Vietnam (in the April-December 1968 period) were far more important in shaping the course of the war for the next five years than anything done in Washington during February and March" (see Primary Source Agenda and Testimony of William Colby [1970]).

During this time period, the U.S. helped to fashion “Operation Phoenix,” a counterinsurgency program to be carried out by the South Vietnamese armed forces with the training, support, and advice of the U.S. military. This program called for the “neutralization” of NLF forces in the countryside and often resulted in the kidnapping, imprisonment, and assassination of suspected insurgents. “Operation Phoenix” and its attendant political work in the countryside served as the lynchpin of U.S. policy from 1968-1973 (see Primary Source Quang Nam Province: Phoenix/Phung Hoang Briefing [1970]). None of the textbooks mention pacification or Operation Phoenix, an omission that needs to be remedied. Combined with use of American technological force in the form of strategic bombing and the mining of harbors, this policy of counterinsurgency was designed to force the North Vietnamese to bargain and result in a new kind of American victory.

Historians and policy analysts debate the effectiveness of this policy, but there is no question that Nixon and the military leadership believed in it. Tet did not cause the war to wind down. It did change the method of warfare, moving away from Westmoreland’s tactics of “search and destroy” towards a late 20th-century version of counterinsurgency.


The Tide Turns in Vietnam: The Tet Offensive

T he Tet Offensive of early 1968 constituted the biggest military setback suffered by communist forces – that is, the combined armies of the National Front for the Liberation of Southern Vietnam (NLF, or Viet Cong) and the People’s Army of Vietnam (PAVN, the North’s regular army) – in the Vietnam War. Launched on 30 January, it was supposed to decimate the ‘puppet’ armed forces of South Vietnam. It was also supposed to bring about a general uprising of the population, producing a decisive strategic victory that would presage the end of the war. It achieved none of these things. These communist forces suffered in excess of 100,000 casualties, including more than 40,000 dead, during the initial and follow-up attacks on South Vietnam’s most important urban centres. Contrary to popular belief in the West, in launching the offensive communist authorities in Hanoi sought to win not just a psychological or moral triumph, but an outright, unmitigated military victory. Yet in retrospect, though it was the costliest offensive launched by the North, it was also the most fortuitous, as the Hanoi regime snatched a propaganda victory from the jaws of military defeat.

By the beginning of 1967, communist forces had been fighting US, South Vietnamese and other allied forces for nearly two years. Despite successfully holding their own against their better equipped and better supplied enemies, Viet Cong and PAVN troops had failed to deliver, in Vietnamese communist parlance, the ‘decisive victory’ necessary to change the ‘balance of forces’ – the barometer used by communist leaders to measure the war’s progress – in their favour. To the communist leaders in Hanoi, it seemed the war had reached a stalemate, with no imminent end in sight. That bothered them.

No one in Hanoi was more upset about the impasse in the South than Communist Party Secretary Le Duan. The hardline Le Duan had usurped power from the more moderate Ho Chi Minh in a bloodless palace coup in late 1963. After stripping his predecessor of his powers, Le Duan consolidated his own authority by appointing trusted allies to key posts within the Party and sidelining Ho’s supporters, including General Vo Nguyen Giap, architect of the victory at Dien Bien Phu, which had sealed the fate of the French in Indochina in 1954.

Le Duan was tough, dogmatic and uncompromising. He had been hardened by long, dreadful stints in colonial prisons and years fighting in southern Vietnam during the Indochina War. He was impetuous – ‘adventurist’ in communist parlance – and obsessed with defeating the US and its allies. Consumed by these thoughts, he refused to consider a diplomatic solution, or even the possibility of ‘waiting out’ his enemies. He wanted victory, which he defined as national reunification under his own governance, expeditiously. In his view, the Vietnamese had waited long enough to see their country reunited under a proud, competent and fully sovereign leadership.

In the summer of 1967, Le Duan called upon the PAVN General Staff to assist him in devising a military plan to bring about a ‘decisive victory, and thus the end of the war on acceptable terms, in coming months. The minimum objective of the plan was to demonstrate to policymakers in Washington that they would never be able to meet their objectives in Vietnam and that their military venture was doomed to end in failure.

Le Duan and his top military brass settled on a plan calling for a ‘general offensive’ that would be sudden enough to surprise the enemy and overwhelming enough to inspire a ‘general uprising’ of the southern population. Le Duan thought that a big, dramatic showcase of the resourcefulness, bravery and strength of communist armies would embolden the southern masses and prompt them to rise as one to demand the end of US intervention and the immediate surrender of the ‘treacherous’ regime in Saigon. His comrades in the Party warned him that it was presumptuous to assume that southern civilians would respond to a communist show of force in this way, that the people in the South may not be ready for a generalised, synchronised uprising. Le Duan would have none of it. Once people recognised that communist armies in the so-called General Offensive – General Uprising of Tet 1968 (Tổng công kích – tổng khởi nghĩa Tết Mậu Thân 1968) were on ‘the right side of history’, they would rally to support them. The Party needed to have faith in the Vietnamese people, in their ability to recognise the inevitability of the triumph of ‘peace-loving’ communist armies and of the defeat of their ‘warmongering’ enemies in this ‘just struggle’ of the Vietnamese people, as authorities in Hanoi insisted in their domestic and international propaganda.

The communist plan specifically called for concerted, coordinated attacks on cities across the South, including the capital Saigon, Da Nang and Hue to end the regime’s authority over them. Upon realising that Saigon no longer exercised control over the South’s major cities and that the communist armies were now in charge, the masses would instinctively take to the streets to express their gratitude and demand the immediate end of US interference in Vietnamese affairs. The Saigon regime would collapse and the Americans, with no one to fight for or with, would leave.

The plan hinged on decimating the South Vietnamese armed forces. Attacks on US forces were part of it, but only in remote regions, with the intention of pinning them down and preventing them from coming to the rescue of their embattled indigenous allies. Le Duan had long believed that striking forcefully at the South Vietnamese armed forces, while keeping their US counterparts bogged down elsewhere, represented the best way to exploit the vulnerability of the former while neutralising the superior strength of the latter. A siege of the US garrison at Khe Sanh, situated just south of the demilitarised zone, close to the Laotian border, was an integral part of the plan.

In October 1967 Hanoi agreed to launch the attack on lunar New Year’s Day, 30 January 1968, with the aim of taking the enemy by surprise. That day – Tet – is Vietnam’s most celebrated holiday. Le Duan was convinced his armies would catch the enemy off-guard as the two sides had previously observed an informal truce during the holiday. The timing of the campaign would also allow communist forces to take advantage of the vulnerability of South Vietnamese units depleted by troops and officers taking leave to be with family. Le Duan had a keen sense of history. The Vietnamese emperor Quang Trung had taken advantage of the New Year celebrations in 1789 to defeat a Chinese army occupying Hanoi and secure Vietnam’s independence. He also happened to have a keen understanding of the US political calendar and its impact on the war. His offensive would take place at the beginning of a presidential election year. Through the campaign, he would effectively endeavour to sway domestic opinion in favour of the candidate who seemed to offer the least resistance to his goals. He would do this by demonstrating to the American people the might of his own forces, the futility of the military effort pursued by their leaders and the Vietnamese people’s desire to resolve their own issues themselves.

In early January 1968, Party leaders gave final sanction to the campaign, ratifying a document known as Resolution 14, because it was adopted during the 14th plenary session of the Communist Party’s Central Committee. To ensure that the element of surprise was not compromised, Hanoi instructed its military commanders in the South to withhold the exact day and time of the start of the attack from their own troops. In preparation for the offensive, some of those troops assumed the identity of merchants or relatives of residents and infiltrated southern cities. Weapons were concealed among cargoes of foodstuff, or in the coffins of fake funeral processions and stored at designated safe locations, usually a sympathiser’s private residence.

On 21 January 1968, communist forces laid siege to the American garrison at Khe Sanh. On 30 January, hours before the main offensive on southern cities was to begin, Hanoi ordered its military commanders in the South to wait another 24 hours before proceeding. One commander did not receive that order and instructed his troops to proceed. The cities of Da Nang, Nha Trang, Pleiku, Ban Me Thuot, Hoi An, Qui Nhon and Kontum all came under attack by communist forces one day before the generalised offensive actually began. Though that should have alerted the US and its allies to the possibility of further concerted attacks against vulnerable targets, it did not. Accordingly, communist forces still maintained the element of surprise when the Tet Offensive formally got underway in the early hours of 31 January.

The first and main phase of the Tet Offensive involved more than 80,000 Viet Cong and PAVN troops, who attacked a total of 100 urban centres, including the large cities and provincial capitals of South Vietnam. In several places, it took some time for allied forces to realise an attack was underway the sound of shots fired by communist forces was drowned out by the cacophony of exploding firecrackers used to usher in the New Year. Almost everywhere the attackers quickly secured their assigned target and, almost everywhere, they could not hold on when South Vietnamese and US forces counterattacked. The initial series of assaults on southern urban centres was followed by two other waves of attack in March and May. Consisting primarily of further concerted assaults on southern cities, they produced no significant gains, only more casualties. Some of the local victories in the Tet Offensive were meaningful, but none translated into long-term gains.

The Tet Offensive was an unmitigated military disaster for Hanoi. Le Duan had grossly overestimated the prospects of success. No uprising of the masses, much less a general uprising, materialised. Thus, the core objective and rationale for the entire effort were never met. The human cost of the offensive for Hanoi was horrendous. At least 165,000 civilians died during the campaign and between one and two million were displaced from their homes.

If all of this were not bad enough for Le Duan and his armies, a gruesome event took place in the city of Hue during the offensive that seriously compromised their moral standing. Communist troops, most of them from the North, summarily executed some 2,800 people on charges of being enemies of the people. Victims included not only members of Saigon’s armed and police forces, but also those with only indirect ties to the regime, including doctors, nurses, schoolteachers and foreign missionaries. In a war that produced its fair share of atrocities, the Massacre at Hue stands out because of the number of victims, their innocence and the means used by the communist forces to murder them. Victims’ bodies were dumped in mass graves. Later investigations revealed some were still alive when they were buried. The Massacre at Hue fed subsequent rumours to the effect that a bloodbath would ensue if and when communist forces triumphed in the war. Those rumours motivated South Vietnamese soldiers to fight harder and even produced a wave of eager volunteers for the army just as Saigon issued a general mobilisation order.

Yet circumstance allowed Le Duan to snatch victory from the jaws of defeat as the generalised attack sent shock waves not just in South Vietnam but around the world. The impact in the US was particularly notable, amplified by the fact that, just weeks before, President Johnson had launched his ‘Success Offensive’ to great fanfare. It was a public relations effort to rally domestic opinion behind the war by exalting the merits and successes of the US intervention in Vietnam. According to the widely publicised account of General William Westmoreland, the commander of US forces in Vietnam, who returned to the United States in late 1967 expressly to participate in the public relations campaign, the military and political situation in South Vietnam had improved so much recently that ‘the end’ was beginning to ‘come into view’ and victory was ‘within our grasp’. The Tet Offensive not only exploded the myth of US progress in the Vietnam War it also shattered the credibility of the Johnson administration, the military brass and the president himself.

The Tet Offensive also served to collapse the moral position of the Johnson administration. During the attack on Saigon, a man presumed to be Viet Cong, wearing a shirt and a pair of shorts, hands tied behind his back, was shot in the head, execution-style, by National Police Chief Nguyen Ngoc Loan. The incident would have gone down in history as another bloody episode in a bloodier war had it not been caught on camera. It looked to the world as if America was working in tandem with men such as Loan and fighting on behalf of a doomed regime that could not even help itself. The net effect of all this was to energise the antiwar movement in the United States. On 30 March 1968, President Johnson declared on American television that he would not seek another term in office. The announcement was tantamount to an admission of defeat. Costly and bloody, the Tet Offensive proved a turning point in the history of the American War in Vietnam.

The Tet Offensive tempered Le Duan’s impetuousness, but only for a period. Heartened by its unforeseen consequences in the US and around the world, he tried his luck again during the next presidential election year, 1972. In March that year, Hanoi mounted the Spring Offensive, a colossal effort that also fell very short of its objectives and cost in excess of 40,000 PAVN and Viet Cong lives. Intractably committed to victory on his terms, Le Duan sanctioned another go-for-broke campaign in 1974-5. He could no longer abide the slow chug of stagnant war: it had been nearly 30 years since Ho Chi Minh had proclaimed the independence of Vietnam on 2 September 1945, but the nation was still divided, unable to enjoy the benefits of complete sovereignty. Also, by this time the last US forces had pulled out of Vietnam and Hanoi was convinced that they would not return ‘even if we offered them candy’, in the words of North Vietnamese prime minister Pham Van Dong. This time, communist armies were victorious. Soon, Vietnam was formally reunified under Le Duan’s governance. It had taken seven years longer than expected, but he finally had his moment of triumph. The country had paid a terrible price for it.

Pierre Asselin yazarıdır Vietnam’s American War: A History (Cambridge University Press, 2018).


8 Reasons Why the Battle of Hue Was So Pivotal in the Vietnam War

Until 1945, the Vietnamese city of Hue was the capital of the country and a shining jewel in its history. The old imperial capital stood largely untouched after 150 years, even as the United States ramped up its involvement in Vietnam.

On Jan. 30, 1968, Hue became the site of one of the longest, bloodiest battles the Americans would fight against the North Vietnamese Army, or NVA, and its Viet Cong guerrillas living in South Vietnam. As part of a much larger and costly offensive, it became a turning point, as public opinion in the United States began to turn against the war.

To understand why, however, there are a few critical things to understand about the battle and its aftermath.

1. Hue was untouched by the war until 1968.

After the French withdrew from Indochina, and the country was divided into a "democratic" south and a communist north, the city of Hue fell south of the demilitarized zone. As the United States increased its involvement and committed to combat actions, the city became an important part of the U.S. strategy in the country. It was an important supply point for the U.S. Navy and part of the Army's supply chain.

Until 1968, the communists were largely unable to hit major urban centers because they didn't have enough men, supplies or support inside South Vietnam's cities to make such attacks effective. They would soon change that perception.

2. The North Vietnamese weren't just a ragtag bunch of farmers.

Although the Viet Cong -- also known as the VC, they were South Vietnamese who actively supported the communist north -- had their share of peasant soldiers, North Vietnam's armed forces were much more sophisticated than popular perception allows. The north had a talented air force, weapons supplied by China and the Soviet Union, tanks, APCs, artillery and more.

More importantly, the Vietnamese had been at war against outside rule for so long, they could boast multiple generations of veteran soldiers fighting on their home turf.

3. The Battle of Hue was part of the Tet Offensive.

On Jan. 30-31, 1968, North Vietnam launched a massive, coordinated assault on nearly every city, town and military installation in South Vietnam. The communists believed it would be followed by a massive uprising against the corrupt, repressive South Vietnamese government of President Nguyen Van Thieu.

Thieu's mismanagement of the military made it much easier for the North Vietnamese Army to surprise and hit the south. As a result, Army of the Republic of South Vietnam (ARVN) forces took the brunt of the casualties. Still, it was the first time the north brought the war to the cities in any meaningful way. Some 14,300 civilians were killed, with another 24,000 wounded and 630,000 forced to flee their homes.

With his disgraceful response to the Tet Offensive, Thieu's government lost popular support in the countryside, which leaned toward the communists.

4. The United States knew an offensive was coming.

North Vietnam massed 80,000 troops and the supplies needed to launch the Tet Offensive in the days before Jan. 31, 1968. That kind of reinforcement and troop movement is hard to hide, especially when the CIA is watching the Ho Chi Minh Trail. In their history of the war, Clark Dougan and Stephen Weiss wrote that the commander of American forces in Vietnam, Gen. William Westmoreland, told Washington that he expected a "countrywide effort" from the NVA soon.

Despite the mounting evidence, in the last months of 1967, the United States and South Vietnam didn't believe an attack of the scale and scope of the Tet Offensive was possible, and were caught completely off guard.

5. Tet is a Vietnamese New Year celebration.

Vietnam has its own calendar, a lunar calendar, in which Tet marks the first day of the year. It's also one of the most important holidays in the country, on which most Vietnamese people return to their homes and immediate families to celebrate together and pay homage to their ancestors.

Launching a major offensive during the Tet holiday meant that many ARVN soldiers wouldn't be at their regular posts, and many were actually on leave at the time. When the attack came, leave was canceled, but the cancellations came too late and many soldiers went on leave anyway. To make matters worse, Westmoreland believed the focus of the attack was on Khe Sanh, when it was really Saigon.

6. It did not go well for North Vietnam.

As far as traditional military thought goes, the North Vietnamese were soundly beaten. Almost overnight, the tide turned against the communists. American and ARVN forces pushed them out of most major cities and towns. Within two weeks, an estimated 32,000 NVA troops had been killed. No South Vietnamese uprising ever came, and the Americans and South Vietnam suffered only around 1,500 and 2,700 casualties, respectively.

But not in Hue, the ancient capital city and the least likely target of an NVA attack. American and South Vietnamese defenders were caught completely off guard, and the North Vietnamese were able to quietly capture the city with few major firefights. In journalist Mark Bowden's book "Hue 1968," the author says the city was captured in four hours, save for a small ARVN contingent inside the city's citadel and the American Military Assistance Command Vietnam (MACV) base, where "400 American troops . were basically holed up like the Alamo."

7. Hue was the single bloodiest battle of the Vietnam War.

According to Bowden's research, the Americans believed Hue was held by a handful of die-hard communist troops and sent small units of U.S. Marines to clear them out. The Marines were instead facing a dug-in and heavily armed NVA stronghold -- and took heavy casualties doing it. The Marines were able to come to the aid of the MACV compound and other MACV elements, but not all of them.

For an entire month, U.S. Marines and soldiers, along with ARVN troops, waged battles throughout the city, often going house-to-house to remove Hue from North Vietnamese control. It was the first time Marines had engaged in urban combat since the Korean War. They were so unprepared for fighting in a major city that Col. Ernie Cheatham, commander of the 2nd Battalion, 5th Marines in Hue City, had to look up how to do it in an old Marine Corps field manual.

8. Hue was a loss for North Vietnam, but it marked the beginning of the end.

Even Americans who initially supported the war in Vietnam were shocked by the bloodiness of the Tet Offensive, especially the fighting in Khe Sanh (which raged on for months) and in Hue. One of those Americans was journalist Walter Cronkite, who had accepted what the government told him about the war.

It was after he landed in Hue to see the war for himself that he delivered the broadcast that many believe is the reason the United States could not achieve its objectives in Vietnam:

"[I]t seems now more certain than ever that the bloody experience of Vietnam is to end in a stalemate. … [I]t is increasingly clear to this reporter that the only rational way out then will be to negotiate, not as victors, but as an honorable people who lived up to their pledge to defend democracy, and did the best they could."


What You Know About the Tet Offensive May Not Be Quite Right

Edwin Moise is a professor of history at Clemson University. He earned a Ph.D. in Chinese and Southeast Asian history from the University of Michigan in 1977, but more recently he has specialized in the history of the Vietnam War. He is the author of The Myths of Tet: The Most Misunderstood Event of the Vietnam War (University Press of Kansas, 2017).

Black smoke covers areas of Sài Gòn during Tet Offensive

In January 1968, American commanders in Vietnam were aware that their enemies were planning a major offensive, but the Americans for the most part did not understand what sort of offensive was coming, or how widely it would be spread. A wave of attacks throughout South Vietnam caught the Americans and the forces of the Republic of Vietnam (RVN) partially by surprise on January 30 and 31, 1968.

The Tet Offensive was a very influential event, but it has been widely misunderstood, and some of the myths about it are still widespread even today. The conventional wisdom about the offensive, that it was a military victory for the American forces but a political defeat, because it undermined support for the Vietnam War in the United States, is basically correct. But both halves of this are often wildly exaggerated. The Tet Offensive was not nearly as devastating a military defeat for the Communists, nor as devastating a political defeat for the US government, as has often been asserted.

In the months leading up to the Tet Offensive, intelligence officers at Military Assistance Command, Vietnam (MACV), had been issuing estimates showing relatively low Communist strength in South Vietnam. They said that the Communist forces were weakening and that the United States was winning the war. The relatively weak forces portrayed in the MACV estimates would not have been capable of conducting heavy combat for an extended period.

After the shock of the Tet Offensive, senior officers, especially General William Westmoreland (commander of MACV) and Brigadier General Phillip Davidson (Westmoreland’s chief of intelligence), tried to come up with an interpretation of the offensive that was compatible with the pre-Tet estimates. They argued that it had been an act of desperation, and that the Communists had been unable to sustain heavy combat very long. General Westmoreland claimed that “almost everywhere except on the outskirts of Saigon and in Hue the fighting was over in two or three days.” Few later authors went that far, but most were persuaded that the heavy fighting lasted no more than about a month. The reality was that the abnormally heavy combat that had begun at the end of January 1968 continued absolutely without interruption for twenty-one weeks, going into late June.

Even while claiming that the heavy fighting had been relatively brief, the mythmakers claimed it had been absolutely calamitous for the Communist forces. Westmoreland said the Viet Cong were “virtually destroyed as an effective force” in the offensive. Davidson said, “In truth, the Tet Offensive for all practical purposes destroyed the Viet Cong.” “The Viet Cong guerrillas and the VC political infrastructure, the insurgency operators, were virtually destroyed in the Tet offensive.”

Many later authors have been persuaded that the Viet Cong were not a major factor on the war after the Tet Offensive, and had to be replaced by North Vietnamese troops. Again this was false. The Viet Cong units that led the attacks, on January 30 and 31, suffered terrible casualties. But most of the Viet Cong military forces survived. The Viet Cong were still important participants in the war even after the combat actually did subside, for a while, in late June of 1968. They still carried almost the whole load in the very important Mekong Delta North Vietnamese troops did not begin to play a major role there until 1969.

There were places where cadres of the political and administrative organizations that Americans called the “Infrastructure” came out in the open, attempting to lead the “general uprising” against the Saigon government, and suffered grievously as a result. But claims that the Infrastructure as a whole was crippled are wildly exaggerated. When the Phoenix Program began to inflict serious losses on the Infrastructure in late 1968 and 1969, this was not a sham it was not attacking a target that had already ceased to exist.

The exaggerated claims about the impact of the Tet Offensive on the Communists should have posed a logical problem: if the Tet Offensive had been such a massive disaster for the Communist forces as was being claimed, the United States and the Republic of Vietnam should have gone on to win the war. The explanation that has been proposed for this paradox is that the Tet Offensive was such a shock to the American public, and the US government, that the United States lost its will to fight, and did not attempt to follow up its advantage. General Westmoreland wrote, “President Johnson and his civilian advisers . . . ignored the maxim that when the enemy is hurting, you don’t diminish the pressure, you increase it.” Of all the myths of the Tet Offensive, this has been the most enduring. Many Americans still believe that Tet was a brief spasm of violence, and that it utterly devastated the Viet Cong, but this is mostly because they have read these ideas in works written years ago. The myth that has appeared far more often in works published very recently is that the Tet Offensive was such a shock to the United States that it caused the US government to abandon the pursuit of victory in the war. Mark Bowden’s best-selling book Hue 1968 is typical of many. Bowden writes that the battle for the old imperial capital of Hue, which lasted until late February 1968, was “a turning point not just in that conflict, but in American history. When it was over, debate concerning the war in the United States was never again about winning, only about how to leave.”

The debate that actually occurred inside the US government, in the days immediately following the end of serious fighting in Hue, was not about how, when, or whether to pull out of South Vietnam but about how many more troops to send, beyond those already there. The Joint Chiefs of Staff were urging President Lyndon Johnson to send large reinforcements. Clark Clifford, who had just taken office as secretary of defense, was indeed looking for a way out of Vietnam the Tet Offensive had been a terrible shock to Clifford. He and a group of his subordinates opposed the military’s request for a large expansion of the American force. But they did not dare suggest that no reinforcements be sent they argued only that the number of additional troops to be sent to Vietnam be kept relatively small. They knew that President Johnson was still determined to prevail in the war, and that if they proposed an abandonment of that goal, the President would reject their proposal and probably accept the military’s plan for massive reinforcement.

President Johnson decided on a modest expansion of the American military effort in Vietnam—tens of thousands, not hundreds of thousands, of additional troops. But he could see a growing hostility to the war in the United States, especially in his own party. He wanted to appear to be making every possible effort to end the war, even as he pursued victory. So in his famous speech on March 31, 1968, in which he announced that he would not run for another term as president, he said that in an effort to ease the way for a negotiated settlement of the war, he was “reducing—substantially reducing—the present level of hostilities.” This was, however, false. He wanted any peace negotiations to produce a settlement under which Hanoi abandoned its war aims and abandoned the Viet Cong, allowing the Republic of Vietnam to impose its full control on South Vietnam. He was increasing the level of hostilities, not reducing it, in an effort to bludgeon his enemies into accepting such a settlement.

Johnson continued to strengthen the American forces on the ground in South Vietnam. At the end of January, as the Tet Offensive was beginning, there had been 498,000 American military personnel in South Vietnam. At the time of Johnson’s speech at the end of March, there were 515,000. There would be 537,000 by July. And Johnson was telling them, right to the end of his term as president, to put as much pressure as possible on the enemy. “Follow the enemy in relentless pursuit. Don’t give them a minute’s rest. Keep pouring it on. Let the enemy feel the weight of everything you’ve got.” Of the twelve bloodiest months of the American war, those in which the numbers of Americans killed in combat were the largest, eight came after Johnson’s speech.

Johnson intensified the American bombing campaign. The most the United States had ever dropped on Indochina in a single month before the Tet Offensive had been 83,000 tons of bombs. Responding to the Tet Offensive, Johnson had increased this to 97,000 tons for March, the month leading up to his speech. It would be more than 110,000 tons in every month from April through August.

The Congress, the press, and the public were deeply divided over the war. But the executive branch of the US government continued pursuing victory in Vietnam through 1968 and well into 1969. What broke the will of the United States, leading President Richard Nixon to announce on June 8, 1969, that he would begin withdrawing American forces from Vietnam, was not a brief spasm of violence at the beginning of 1968, but well over a year of mostly heavy combat. The number of Americans killed in action in Vietnam had been above 1,000 in only a single month before 1968. It was above 1,000 in twelve of the eighteen months from January 1968 to June 1969. The first significant reductions in the number of American military personnel in Vietnam, and in the total monthly bomb tonnage, were in August 1969.


Videoyu izle: The Tet Offensive 1968 (Ocak 2022).