Tarih Podcast'leri

Adams'ın 1. Birlik Durumu - Tarih

Adams'ın 1. Birlik Durumu - Tarih

ABD, 22 Kasım 1797.

Senato Beyleri ve Temsilciler Meclisi Beyleri:

Philadelphia kentini etkileyen bulaşıcı hastalık nedeniyle Ulusal Yasama Meclisini başka bir yerde toplamanın gerekli olacağından bir süredir endişeliydim. Bu önlemden kaçınılması arzu edilirdi, çünkü bu, çok fazla kamu rahatsızlığına ve hatırı sayılır bir kamu masrafına yol açacaktı ve acıları tüm yurttaşlarının sempatisini uyandırmış olması gereken bu şehrin sakinlerinin felaketlerine katkıda bulunacaktı. Bu nedenle, hastalığın durumunu ve düşüşünü tespit etmek için önlemler aldıktan sonra, artık mutlu bir şekilde gerçekleştirilen umutlarla, üyelerin yaşamları veya sağlıkları için herhangi bir tehlike olmaksızın, Kongre'nin bu yerde toplanabileceğine dair kararlılığımı erteledim. sonraki yasaya göre buluşacak. Bununla birlikte, bu gibi durumlarda Anayasa tarafından belirlenen süreyi geçmeden Kongre toplantısını erteleme yetkisinin 1794 yasasında yararlı bir değişiklik olup olmayacağını değerlendirmenize sunuyorum.

Avrupa'da barışın yeniden tesis edilmesi ve yurttaşlarımızın can ve mal güvenliğinin denizdeki adaletsizlik ve şiddetten korunması için sizi henüz tebrik edemesem de, yine de hayırseverliğin kaynağına şükran borçluyuz. ve iç huzur ve kişisel güvenlik, uygun mevsimler, müreffeh tarım, verimli balıkçılık ve genel iyileştirmeler için ve hepsinden önemlisi, rasyonel bir sivil ve dini özgürlük ruhu ve egemenliğimizi desteklemek için sakin ama istikrarlı bir kararlılık için nüfuz. tüm açık ve gizli saldırılara karşı ahlaki ve dini ilkelerimiz olarak

Fransız Cumhuriyeti'ndeki olağanüstü elçilerimiz, biri Temmuz'da, diğeri Ağustos'un başında, Hollanda'daki meslektaşlarına katılmak için yola çıktı. Her ikisinin de 19 Eylül'den birkaç gün sonra Paris'e yolculuklarına devam ettikleri Hollanda'ya geldiklerine dair bir istihbarat aldım. Bu görevin sonucu ne olursa olsun, ABD'nin güvenliği, onuru ve çıkarlarıyla bağdaşabilecek adil koşullarda müzakereyi başarılı bir sonuca götürmek için benim tarafımdan hiçbir şeyin ihmal edilmeyeceğine inanıyorum. Bu arada, hiçbir şey barışın korunmasına ve adaletin sağlanmasına, daha önce birçok kez Birleşik Devletler halkının bu tür unutulmaz kanıtlar vermiş olduğu enerjinin ve oybirliğinin bir tezahürü kadar katkıda bulunamaz. lütufkar bir takdirin nazikçe kendi yetkileri içine yerleştirdiği ulusal savunma kaynakları.

Geç olağanüstü oturumunuzun açılışında iki Meclisin değerlendirmesine önerdiğim ihtiyati tedbirleri gereksiz kılan Kongrenin ertelenmesinden bu yana hiçbir şey olmadığı güvenle söylenebilir. Bu sistem o zamanlar ihtiyatlıysa, şimdi daha da ihtiyatlı, çünkü artan tahribat, benimsenmesinin nedenlerini güçlendiriyor.

Gerçekten de, Fransa ile müzakere konusu ne olursa olsun ve Avrupa'daki savaşın devam edip etmeyeceği konusunda, kalıcı bir huzur ve düzenin yakında sağlanmayacağından kesinlikle eminim. Toplumun durumu o kadar uzun süredir bozuldu ki, ahlaki ve dini yükümlülük duygusu o kadar zayıfladı, kamu inancı ve ulusal onur bu kadar zedelendi, antlaşmalara saygı o kadar azaldı ve milletler hukuku o kadar çok şey kaybetti. Güç, gurur, hırs, açgözlülük ve şiddet bu kadar uzun süredir dizginlenmiyorken, korumasız veya savunmasız bir ticaretin yağmalanmayacağı beklentisini yükseltmek için makul bir neden yok.

Amerika Birleşik Devletleri'nin ticareti, varlıkları için olmasa da, en azından rahatlıkları, büyümeleri, refahları ve mutlulukları için esastır. İnsanların dehası, karakteri ve alışkanlıkları son derece ticaridir. Şehirleri ticaret üzerine kurulmuş ve var olmuştur. Tarımımız, balıkçılığımız, sanatımız ve imalatımız onunla bağlantılıdır ve ona bağlıdır. Kısacası ticaret bu ülkeyi bu hale getirdi ve insanları yoksulluk ve sıkıntıya sokmadan yok edilemez ve ihmal edilemez. Büyük sayılar doğrudan ve yalnızca navigasyon tarafından desteklenir

Toplumun inancı, en az diğer vatandaşlar kadar ticaret ve denizcilik haklarının korunması için taahhüt edilmiştir. İşlerimize bu bakış açısıyla, ticaretimizi korumak için her türlü çabayı göstermemizi ve ülkemizi korumanın tek kesin yolu olarak uygun bir savunma konumuna getirmemizi tavsiye etmekten vazgeçersem, kendimi görevi ihmal etmekten suçlu bulurum. ikisi birden.

Bu oturumun açılışında, Katolik Majesteleri ile birliklerinin topraklarımızdan çekilmesi ve sınırların çizilmesine ilişkin anlaşmamızın gereği gibi yerine getirilmesine ilişkin kabul edilebilir bilgileri size iletmenin benim gücüm altında olacağına dair bir beklentim vardı. Ancak son otantik istihbarata göre ülkemizde İspanyol garnizonları hala devam etmekteydi ve sınır hattının işletilmesine başlanmamıştı. Bu koşullar, Kızılderilileri Amerika Birleşik Devletleri'ne zarar verecek şekilde etkilemekten geri kalamayacakları için daha fazla pişmanlık duymaktadır. Yine de, verilen cevapların, İspanyol subayların antlaşmanın derhal uygulanmasına karşı ileri sürdükleri itirazları ortadan kaldıracağı umudunu besleyerek, görevleri almaya ve görevi yürütmeye hazır olmaya devam etmemizin uygun olduğuna karar verdim. limit çizgisi. Bu konu ile ilgili daha fazla bilgi oturum sırasında iletilecektir.

Batı sınırımızdaki bu nahoş durumla bağlantılı olarak, yabancı ajanların Hint uluslarının sevgisini yabancılaştırma ve onları Birleşik Devletler'e karşı gerçek düşmanlıklara teşvik etme girişimlerinden bahsetmem yerinde olur. Amerika Birleşik Devletleri topraklarında ikamet eden Kızılderili kabilelerini, sevgilerini ve güçlerini yabancı bir ulusa aktarmaları, onları bir konfederasyon haline getirmeleri ve savaşa hazırlamaları için etkilemek için kendilerini ima eden kişiler tarafından büyük bir faaliyet sarf edilmiştir. ABD'ye karşı. Bu hak ihlallerine karşı koymak, Hint düşmanlıklarını önlemek ve ABD'ye olan bağlılıklarını tam olarak korumak için önlemler alınmış olsa da, bu önlemlere daha iyi bir etki sağlamak ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için şunu gözlemlemek benim görevimdir. bu tür uygulamaların tekrarı, bu tür suçlar için yeterli cezayı sağlayan bir yasa gerekli olabilir.

Amerika Birleşik Devletleri ile Büyük Britanya arasındaki dostluk, ticaret ve denizcilik antlaşmasının beşinci maddesi uyarınca, barış antlaşmasında adı geçen St. Croix nehri adı altında gerçekten amaçlanan nehri tespit etmek için atanan komisyon üyeleri, Ekim 1796'da Passamaquoddy Körfezi'ni ziyaret etti ve söz konusu nehirlerin ağızlarını ve bitişik kıyıları ve adaları inceledi ve her iki nehrin kaynaklarına fiili anketlerin gerekli olduğu kanısında, iki ulusun temsilcilerine talimatlar verdi. Bu amaçla ve Ağustos ayında Boston'da buluşmak üzere ertelendi. Bir araya geldiler, ancak tahmin edilenden daha fazla zaman gerektiren ve daha sonra tamamlanmayan komiserler, nihai bir inceleme ve karar bekleyebileceğimiz bir sonraki Haziran ayında, Rhode Island Eyaletindeki Providence'da toplanmak üzere tekrar ertelendi. .

Antlaşmanın altıncı maddesi uyarınca atanan komiserler, Britanya uyruklarının barıştan önce sözleşmeye bağlanmış ve halen ABD vatandaşları veya sakinlerinden alacakları borçlara ilişkin taleplerini incelemek üzere en son Mayıs ayında Philadelphia'da bir araya geldi. Şimdiye kadar çeşitli sebepler herhangi bir tespiti engelledi, ancak şimdi iş yeniden başladı ve şüphesiz kovuşturma kesintiye uğramadan yapılacak.

Birleşik Devletler vatandaşlarının gemilerinin veya diğer mallarının düzensiz ve yasadışı olarak ele geçirilmesi veya mahkûm edilmesi nedeniyle uğradıkları zarar ve ziyanlara ilişkin iddialar hakkında, Londra'daki komiserler tarafından anlaşmanın yedinci maddesine uygun olarak çeşitli kararlar alınmıştır. Komisyon üyeleri tarafından verilen meblağlar İngiliz Hükümeti tarafından ödenmiştir. Masrafların ve zararların ve ele geçirilen mülklerin söz konusu olmadığı, tahkim yoluyla karara bağlanan ve Birleşik Devletler vatandaşlarına hükmedilen meblağların da ödendiği önemli sayıda diğer talepler.

İspanya ile yaptığımız anlaşmanın yirmi birinci maddesine uygun olarak atanan komiserler, geçtiğimiz yaz Philadelphia'da toplanarak vatandaşlarımızın gemilerinin ve yüklerinin tebaa tebaası tarafından alınması nedeniyle uğradıkları zararlara ilişkin taleplerini incelemek ve karara bağlamak üzere toplandılar. İspanya ve Fransa arasındaki geç savaş sırasında Katolik Majesteleri. Oturumlarına yeniden başlandı.

Birleşik Devletler, Büyük Britanya ile yapılan anlaşmanın altıncı maddesi uyarınca hareket eden komiserlerin kararı üzerine İngiliz tebaasının uğradığı zarar ve ziyanları ve İngiliz tebaasının uğradıkları zarar ve ziyanları, Amerika Birleşik Devletleri sınırları ve yetki alanı içinde alınan ve kendi limanlarına getirilen veya Amerika Birleşik Devletleri limanlarında aslen silahlı gemiler tarafından alınan gemileri ve ticari malları, aynı anlaşmanın yedinci maddesine göre hareket eden komisyon üyelerinin kararlarına göre ele geçirme , bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi için provizyon yapılması gerekmektedir.

Amerikan gemilerinin Fransız Cumhuriyeti kruvazörleri tarafından ve bazılarının İspanya kruvazörleri tarafından ele geçirilmesi, vatandaşlarımızın mahkemeleri önünde taleplerinin yapılması ve desteklenmesi için önemli harcamalara neden oldu. Bu amaç için gerekli olan meblağlar çeşitli durumlarda Birleşik Devletler konsolosları tarafından ödenmiştir. Aynı yakalamalar yoluyla çok sayıda denizcimiz yabancı ülkelerde, her türlü geçim kaynağından yoksun olarak karaya atılmış ve özellikle hastalar, büyük ıstıraplara maruz bırakılmıştır. Konsoloslar bu davalarda yardımları için avans da verdiler. Bu avanslar için makul olarak ABD'den geri ödeme bekliyorlar.

Denizcilerle ilgili konsolosluk kanunu revizyon ve değişiklik gerektiriyor. Yabancı ülkelerde desteklenmeleri ve iade edilmelerine ilişkin hükümler yetersiz ve etkisiz bulunmuştur. Konsolosluk kanununa bir başka hükmün eklenmesi gerekli görünmektedir. ABD bayrağı altında ve sahte belgelerle seyreden bazı yabancı gemiler keşfedildi. Konsolosların bu aldatmacayı fark etmeleri nadiren olur, çünkü sicillerin ve deniz mektuplarının incelenmesini talep etme yetkileri yoktur.

Temsilciler Meclisi Beyleri:

Anayasanın özellikle sizin alanınıza yerleştirdiği konuları -ulusal borçlar ve vergiler- ciddi değerlendirmenize önermek benim görevimdir.

Kamu savunmasının esas olarak bireyler pahasına sağlandığı feodal sistemin çöküşünden bu yana, kredi sistemi tanıtıldı ve hiçbir ulus yıl içinde savunma ve askeri operasyonları için yeterli miktarda vergi toplayamayacağından. savaş zamanında, ödünç verilen meblağlar ve sözleşmeye bağlanan borçlar, zorunlu olarak fonlama sistemleri denen şeyin öznesi haline geldi. Diğer ülkelerdeki kamu borçlarının sürekli birikmesinden kaynaklanan sonuçlar, kendi içimizde büyümelerini önlemek için dikkatli olmamız konusunda bizi uyarmalıdır. Ulusal savunma, Hükümetin desteği kadar sağlanmalıdır; ancak her ikisi de mümkün olduğu kadar acil vergilerle ve mümkün olduğu kadar az krediyle gerçekleştirilmelidir.

Önümüzdeki yılın hizmetine ilişkin tahminler, benim talimatımla önünüze koyulacaktır.

Senato Beyleri ve Temsilciler Meclisi Beyleri.

Çok ilginç bir dönemde bir araya geliyoruz. Avrupa'nın başlıca güçlerinin durumları tekil ve uğursuzdur. Bazıları ile anlaşmalarla, herkesle ticaretle bağlantılı, hiçbir önemli olay bize kayıtsız kalamaz. Bu tür koşullar, ülkemizin onurunun, güvenliğinin ve refahının bağlı olduğu tüm önlemlerde bir araya gelme eğiliminden daha az değil, tüm bilgelik ve kararlılık çabalarından daha az önemli değildir.

Tüm bu önlemlerde, benim gayretli ve içten mutabakatıma güvenebilirsiniz.

JOHN ADAMS.


Birlik Devleti'nin amacı nedir? Tanım ve anlam

BRENDAN SMIALOWSKI AFP

Çarşamba günü Başkan Joe Biden, göreve başladığından beri Kongre'ye ilk adrescumhurbaşkanlığı için gündemi belirlemeye çalışacağı yeni bir yönetim için büyük bir olay.

Etkinliğe giriş kesinlikle davetli olacak ve hiçbir misafire izin verilmeyecek, her ikisinin de bir sonucu olarak covid-19 kısıtlamaları ve ek güvenlik 6 Ocak ayaklanmasından sonra uygulandı.

Konuşma, Biden'ın görevdeki ilk 100 gününü tamamladığı, Kongre'ye ilk başkanlık konuşması için alışılmadık bir şekilde geç kaldığı, ancak Beyaz Saray başlangıçta covid-19 yanıtına odaklandığını söyledi. Bu geceki konuşması ona erken başarıları hakkında halkı bilgilendirme ve davayı savunma şansı verecek. yakın zamanda 2,3 trilyon dolarlık Amerikan İş Planı'nı açıkladı.

Bu bir Birliğin Durumu adresi mi?

Birliğin Durumu konuşması, Anayasa'da belirtilen ve cumhurbaşkanının "zaman zaman Kongre'ye vereceğini" belirten bir gelenektir. Birliğin Durumu Bilgilerive gerekli ve amaca uygun olarak değerlendireceği Tedbirleri Değerlendirmelerine tavsiye eder."

Tipik olarak bu, cumhurbaşkanının gelecek yıl için planlarını ve niyetlerini açıkladığı yıllık bir etkinliktir. Ancak her cumhurbaşkanlığının ilk konuşması biraz farklı bir olaydır yeni başkan genellikle beklenenden daha ileri görüşlü bir perspektif sunuyor.

“Şu anda anı yakalamak için gerçekten nesilde bir kez karşılaşabileceğimiz bir fırsatımız var. Beyaz Saray İletişim Direktörü Kate Bedingfield, Biden'in bu akşam Kongre'ye yapacağı konuşma öncesinde sadece istihdam yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda uzun vadede de istihdam yaratıyor” diyor.https://t.co/mrVyxXNd3R pic.twitter.com/vx2X8HH7gL

— Yeni Gün (@NewDay) 28 Nisan 2021

Bu nedenle, son altı cumhurbaşkanının tümü, ortak bir Kongre oturumuna ilk konuşmalarını başka bir şey olarak adlandırmayı seçti. Bu kez Meclis Başkanı Nancy Pelosi, Biden'ı meclise davet etti. “Bu tarihi anın zorluklarını ve fırsatlarını ele alma vizyonunuzu paylaşın.”

Bununla birlikte, Birliğin Durumu Adresi olarak adlandırılmasa da, Kongre Araştırma Servisi bunları tipik olarak aynı olarak sınıflandırır, çünkü “tipik bir Birlik Devleti ile aynı törensel, retorik ve politik işleve hizmet ederler. Bu nedenle, rutin olarak sayılırlar ve diğer Yıllık Adreslerle bu şekilde analiz edilirler."

Birliğin Devletinin Tarihi adresi

Birliğin Durumu konuşmasının en eski örneği, anlaşılır bir şekilde, Amerika Birleşik Devletleri'nin ilk Başkanı George Washington'dan geliyor. 1790'da “Yıllık Mesaj” verdi. Kongreye, sadece 1.089 kelimeyle bugüne kadarki en kısa konuşma.

Hem Washington hem de halefi Başkan John Adams, yıllık konuşmalarını şahsen yaptı, ancak Başkan Thomas Jefferson onun yerine yazılı bir mesaj şeklinde sundu. 100 yılı aşkın bir süredir yazılı bir mesaj olarak kaldı. Başkan Woodrow Wilson 1913 adresini şahsen verdi.

Birliğin Durumu Kongresi ile konuşmadan önce, 1962 ABD Capitol asansöründe JFK, önünde Gizli Servis ajanı Jerry Behn ile: #USN pic.twitter.com/b8x28cehc6

— Michael Beschloss (@BeschlossDC) 28 Nisan 2021

Birliğin Durumunda Yıllık Mesajın daha politik bir dönüşle gelişmesine yardımcı olan Wilson'du, platformu gündemini tanıtmak ve ana hatlarıyla belirtmek için kullandı. Yine de “Birlik Devleti” adı 1947 yılına kadar tanıtılmamıştı.Başkan Harry Truman görevdeyken.

Son yıllarda, iki cumhurbaşkanı daha çekişmeli durumlarda Birliğin Durumu konuşmasını yapmak zorunda kaldı. Bill Clinton ve Donald Trump kendi suçlama davalarının ortasında konuşmalarını yapıyorlar.


Demokrasi Yürüyüşü: Amerika Birleşik Devletleri Tarihi: Cilt VI: Yıllık Chronicle'ın İkinci Bölümü

Adams, James Truslow

Charles Scribner's Sons tarafından yayınlanmıştır, 1945

Kullanılmış - Ciltli
Durum: Çok İyi

Ciltli. Durum: Çok İyi. Ceket Yok. 1. Baskı. Çok iyi durumda Ciltli Octavo, toz ceketi yok, 1945, 1. baskı, 352 sayfa artı arkada resimli dizin. Sırt ve ön panoda altın kabartmalı tasarım ve başlık ile mavi parlak panolar. İçi boyasız ve sağlam. Yakışıklı bir hacim. Boyut: 8vo - 7,5" ila 9,5" Uzun. Kitap.


George Washington'un ilk Birliğin Durumu konuşması: Küçük şatafatlı ve alkışsız hatlar

Başkan, Kongre'ye hitap etmeye hazırlanırken keşfedilmemiş bir bölgeye adım attı.

8 Ocak 1790, Amerika Birleşik Devletleri'nde yeni bir siyaset ve hükümet çağının şafağıydı. Yeni ulusun ilk başkanı George Washington, ilk Kongre'de bir konuşma yapmak için geçici başkent New York'taki Federal Salon'a faytonla gelmişti.

Washington'un elinde tuttuğu makamın yetki ve sorumlulukları, Cumhuriyetin ilk yıllarında önemli ölçüde tanımlanmadan kaldı. "Seçilmiş bir başkan vardı",&rdquo yazar Fergus M. Bordewich yazdı,&ldquo, ancak işinin neleri gerektirdiği konusunda çok az anlaşma var.&rdquo

Hatta edep konusunda bile belirsizlik vardı. Kongre, CEO'nun unvanı üzerinde tartıştı &mdash, Başkan Yardımcısı John Adams ile &ldquoHis Majesteleri&rdquo veya &ldquoHis High Mightiness&rdquo gibi aristokrat ünvanları tercih etti &mdash, ona sadece &ldquoAmerika Birleşik Devletleri Başkanı olarak hitap etmeyi kabul etti.&rdquo


İsyan Savaşı: Seri 097 Sayfa 1029 Bölüm LVIII. YAZIŞMA, VB.-SENDİKA.

Üçüncü Tugay.

Bvt. Tuğgeneral ROBERT McALLISTER.

11. Massachusetts, Yarbay Charles C. Rivers.

7. New Jersey, Albay Francis Price.

8. New Jersey, Binbaşı Henry Hartford.

11. New Jersey, Kaptan Charles F. Gape.

120. New York, Yarbay Aabram L. Lockwood.

TOPçu Tugayı.

Bvt. Yarbay JOHN G. TEHLİKE.

Massachusetts Light, 10. Batarya, Kaptan J. Webb Adams.

1. New Hampshire, Pil M, Kaptan George K. Dakin.

1. New Jersey Light, Batarya B, Kaptan A. Judson Clark.

4. New York Heavy, C Şirketi, Kaptan Richard Kennedy.

4. New York Heavy, Şirket L. Teğmen Frank Seymour.

New York Light, 11. Batarya, Kaptan George W. Davey.

New York Light, 12. Batarya, Kaptan Charles A. Clark.

1. Rhode Island Light, Batarya B, Teğmen James E. Chase.

4. Amerika Birleşik Devletleri, Battery K, Bvt. Kaptan John W. Roder.

BEŞİNCİ ORDU BİRLİĞİ.

Bvt. Tümgeneral CHARLES GRIFFIN.

ESKORT.

4 Pennsylvania Süvari, C Şirketi, Kaptan Napoleon J. Horell.

PROVOST GUARD.

104. New York, Yarbay John R. Strang.

BİRİNCİ BÖLÜM.

Tuğgeneral JOSHUA L. CHAMBERLAIN.

Birinci Tugay.

Bvt. Tuğgeneral ALFRED L. PEARSON.

185. New York, Albay Gustavus Sniper.

198. Pensilvanya, Kaptan John Stanton.

İkinci Tugay.

Bvt. Tuğgeneral EDGAR M. Gregory.

187 New York, Yarbay Daniel Myers.

188. New York, Albay John McMahon.

189. New York, Albay Allen L. Burr.

Üçüncü Tugay.

Albay J. CUSHING EDMANDS.

1. Maine Keskin Nişancılar (altı bölük), Kaptan George R. Abbott.

20. Maine, Bvt. Binbaşı Atherton W. Clark.

32. Massachusetts, Yarbay James A. Cunningham.

1 Michigan, Yarbay George Lockley.

16. Michigan,* Albay Benjamin F. Partridge.

83. Pensilvanya, Albay Chauncey P. Rogers.

91 Pensilvanya, Bvt. Yarbay Henry O'Neill.

155. Pennsylvania, Binbaşı John A. Cline.

---------------

*Brady's ve Jardine'in şirketleri Michigan Sharpshooters bağlı.

---------------

Bu sayfaya erişmekte sorun yaşıyorsanız ve alternatif bir format talep etmeniz gerekiyorsa [email protected] ile iletişime geçin.


Güncel olaylar hakkında bilgi edinin
Origins sitemizde tarihsel perspektif.


John Adams: Kampanyalar ve Seçimler

Washington'un başkanlığı boyunca, Başkan Yardımcısı Adams kendini varisi olarak gördü. Gerçekten de, iktidardan yoksun bir görev olan başkan yardımcılığında sekiz yıl dayanma isteğini tek başına bu bile açıklıyor. Washington, Eylül 1796'da yayınlanan Veda Konuşmasında emekli olma niyetini açıkladığında, ulus ilk tartışmalı başkanlık seçimiyle karşı karşıya kaldı. Federalist Kongre üyeleri, Başkan Washington'a askerlik yapmış ve bir diplomat olarak hizmet etmiş bir Güney Karolinalı olan Adams ve Thomas Pinckney'i Başkan olarak seçtiler ve aday gösterdiler. Kongredeki Demokratik Cumhuriyetçiler de aynı şekilde bir araya geldi ve Kıta ordusunda ve Washington başkanlığının başlarında ABD senatörü olarak görev yapan New York'tan Thomas Jefferson ve Aaron Burr'ı seçimleri olarak seçtiler. Her parti iki başkan adayı belirledi, çünkü orijinal Anayasaya göre, seçim kurulunun her üyesi Başkan için iki oy kullanacaktı. Cumhurbaşkanlığı seçiminin galibi, kullanılan oyların çoğunluğunu oluşturması halinde en fazla oyu alan kişi oldu. Çoğunluk olsun ya da olmasın en fazla ikinci oyu alan kişi başkan yardımcısı olacaktı. Oyların çoğunluğunu hiçbir adayın alamaması veya iki adayın oyların çoğunluğunu elde etmesi durumunda, Temsilciler Meclisi, büyüklüğüne bakılmaksızın her eyalette tek bir oya sahip olacak şekilde seçime karar verecekti.

1796 yazının sonlarında yarışma tam olarak başladığında, dört adaydan sadece Aaron Burr aktif bir kampanya yürüttü. Ancak dört adayın destekçileri şiddetle kampanya yürüttüler. Federalist basın Jefferson'ı Fransız hayranı olarak etiketledi, Kurtuluş Savaşı sırasında cesaretini sorguladı ve onu ateist olmakla suçladı. Adams bir monarşist ve oğlunun onu Başkan olarak başarmasını sağlayarak gizlice bir aile hanedanı kurmaya kararlı bir Anglofil olarak tasvir edildi.

Adams da kendi kampında sorun yaşadı. Federalistler arasında liderlik için baş rakibi olan Alexander Hamilton'ın, Adams'tan daha dövülebilir olacağı için gizlice Pinckney'i tercih ettiğine dair dedikodular dönüyordu. Birçoğu, Hamilton'un bazı Federalist seçmenlerin oylarını Adams'tan alıkoymasını istediğine inanıyordu, böylece Pinckney onu geride bırakacaktı.

Sonunda, Adams üç oy farkla kazandı. Adams'ın oylarının neredeyse tamamı kuzeyli seçmenlerden gelmesine rağmen (neredeyse Jefferson'ın tüm oyları güneyli seçmenlerdendi), Adams büyük ölçüde iki güneyli seçmenin oyları sayesinde kazandı. Ekici aristokratlara karşı güçlü bir muhalefet geleneğine sahip bir ilçeden bir Virginia seçmeni, Kuzey Carolina kıyılarındaki bir ticaret bölgesinden bir seçmen gibi Adams'a oy verdi. Jefferson ikinci en yüksek oyu alarak onu başkan yardımcısı yaptı. Böylece, ulusun bir partiden bir Cumhurbaşkanı ve diğer partiden bir başkan yardımcısı olacaktır.

Yedi eyalet bu seçimde halk oylamasına izin verdi. Kalan dokuz eyalette, eyalet meclisleri seçim kurulu üyelerini seçti. Bu nedenle, Adams'ın Amerikan Devrimi sırasında uzun ve fedakar hizmetinin tanınmasında bir miktar destek almış gibi görünse de, bu oylamada popüler görüşü anlamak zordur. Kuzey eyaletleri ayrıca, yeni ulusun ilk sekiz yılında bir Virginian'ın görevde olması gibi, bir Başkana sahip olmanın zamanının geldiğini düşündüler. Buna ek olarak, Fransız bakanın ABD'ye Jefferson'a sesli desteği muhtemelen bazı seçim oylarını Adams'a çevirdi.

Seçim kolej delegeleri tarafından kullanılan oyları saymak, başkan yardımcısı ve Senato başkanı John Adams'a düştü. Sayımını bitirdiğinde, George Washington'un yerine "John Adams"ın seçildiğini duyurdu. Nihai seçim koleji çetelesi Adams için 71 oy, Jefferson için 68 oydu.

1800 Kampanyası ve Seçimi

Adams, 1800'de zorlu bir yeniden seçim kampanyasıyla karşı karşıya kaldı. Federalist Parti, dış politikası konusunda derinden bölünmüştü. Birçoğu, onun 1799'da Paris'e elçi gönderme kararına karşı çıkmıştı, bazıları bunun Amerika Birleşik Devletleri için ulusal bir aşağılanmaya yol açacağından korktular ve diğerleri, Yarı-Savaş krizini partizan amaçları için sürdürmeyi umdukları için. Ayrıca, 1800'ün başlarında Adams, dış politikasını desteklemedikleri için kabinesinin iki üyesini, dışişleri bakanı Timothy Pickering ve savaş sekreteri James McHenry'yi görevden aldı. Görevden alınmaları çok sayıda Federalist'i yabancılaştırdı. Partisi içindeki çatlaklara ek olarak, Federalistler ve Cumhuriyetçiler arasındaki farklılıklar beyaz-sıcak hale gelmişti. Jeffersonians, sürekli bir ordunun yaratılması, yeni vergiler ve Uzaylı ve İsyan Kanunları konusunda öfkeliydi.

1796'da olduğu gibi, Federalist Kongre üyeleri 1800 baharında toplandılar ve Güney Carolina'dan Adams ve Charles Cotesworth Pinckney'i, Kıta ordusunda bir subay, Anayasa Konvansiyonu üyesi ve Adams'ın gönderdiği diplomatik komisyonun bir bölümünü aday gösterdiler. 1797'de Fransa'ya. Federalistler başkanlık için bir seçim belirlemediler, ancak başkanlık seçmenlerinden Adams ve Pinckney için iki oy kullanmalarını istediler. Bu arada Demokratik Cumhuriyetçiler, önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adayları olan Jefferson ve Burr'ı aday gösterdiler, ancak Jefferson'u Başkan olarak seçtiler.

Takip eden kampanyada, Federalistler Jefferson'u tanrısız bir inançsız ve radikal bir devrimci olarak tasvir ettiler, ona Fransız Devrimi sırasında Fransa'daki en radikal hizipten sonra genellikle Jakoben deniyordu. Onun seçilmesinin ulusta bir terör saltanatı yaratacağı iddia edildi. Cumhuriyetçiler Adams'ı bir monarşist ve Federalist Parti'yi Amerikan Devrimi tarafından vaat edilen daha büyük eşitlikçilik de dahil olmak üzere cumhuriyetçiliğin düşmanı olarak görüyorlardı. Her iki tarafın da kişisel saldırı seviyesi sınır tanımıyordu. Bir noktada Adams, oğlunun Kral III. Hikayeye göre arsa, yalnızca Adams'ı elinde kılıçla karşılamak için eski Devrim Savaşı üniformasını giyen George Washington'un müdahalesiyle durdurulmuştu. Bu arada Jefferson, Virginia'daki evi Monticello'da dirikesim ve tuhaf ritüel ayinler yapmakla suçlandı.

Adams'ın bu seçimdeki en büyük düşmanlarından biri, kendi partisinin bir üyesi olan Alexander Hamilton'dı. Ekim ayında Hamilton, Adams'ın yeniden seçilmemesi gerektiğini savunduğu bir broşür yayınladı. Başkanın duygusal olarak dengesiz olduğunu, dürtüsel ve mantıksız kararlara bağlı olduğunu, en yakın danışmanlarıyla bir arada yaşayamadığını ve genel olarak Başkan olmaya uygun olmadığını iddia etti. Bununla birlikte, Hamilton'ın saldırısının Adams'a herhangi bir seçim oylamasına mal olması pek olası değil.

Bu çabada başarısız olan Hamilton, Pinckney'i seçmeyi planladı. Kuzeydeki tüm Federalist başkan seçmenlerini partinin iki adayı Adams ve Pinckney'e oy vermeye ikna etmeye çalışırken, bazı güneyli seçmenleri Adams'a oy vermemeye ikna etmeye çalıştı. Bu, Pinckney'nin Adams'ı geride bırakmasını sağlar.

Ancak Hamilton'ın planı başarısız oldu. Adam yanlısı olan çok sayıda New England Federalisti, Pinckney'den ikinci oylarını alıkoymakla kalmadı, Federalist bilet Demokratik-Cumhuriyetçi rakipleri tarafından geride kaldı. Pinckney oylamada dördüncü oldu ve Adams seçim oylarında üçüncü sırada yer alırken, Jefferson ve Burr her biri yetmiş üç oyla ilk sırada yer aldı.

Ulus bir kez daha kesitsel çizgilerle bölünmüştü. Adams'ın oylarının yüzde seksen altısı kuzeyli seçmenler tarafından kullanıldı. Jefferson'ın oylarının yaklaşık dörtte üçü Güney'dendi. Parti disiplini, 1796 seçimlerine göre çok daha gelişmişti. 1796 seçimlerinde, seçmenlerin yaklaşık yüzde 40'ı, partilerinin komitesinin tavsiyelerine uymayı reddetmişti. Ancak 1800'de yalnızca bir seçmen safları kırdı - New England Federalist bir seçmen ikinci oyunu Pinckney'den esirgedi.

1800'deki kamuoyunu ölçmek zordur. 1796'da yedi olan eyaletlerden yalnızca beşi, nitelikli seçmenlerin seçim kurulu üyelerini seçmesine izin verdi. Eyalet yasama organları, kalan on bir eyalette seçim yaptı. Ayrıca, birçok eyalet, seçmenlerin ilçe seçimlerini terk etti ve kazanan her şeyi alır sistemi kurdu. Virginia, geniş formatı benimseyerek Jefferson'un kendi eyaletinden yirmi bir oyunun tamamını kazanmasını sağladı, seçim bölgeye göre yapılmış olsaydı, Adams muhtemelen dokuza kadar oy kazanmış olacaktı. Ayrıca Adams, Anayasa Konvansiyonu'nda kabul edilen rezil beşte üç uzlaşmasının kurbanı olan ilk başkan adayıydı. Mecliste ve seçim kurulunda temsil edilmek üzere köle nüfusunun yüzde 60'ının sayılmasına izin veren bu karar, bu yarışmada Güney'in -Demokratik-Cumhuriyetçi bölgesinin- nüfuzunu artırdı. Hiçbir köle sayılmamış olsaydı, Adams muhtemelen Jefferson'u 63-61'lik bir farkla yenebilirdi. Nihayetinde, seçim New York'ta sonuca döndü. Demokratik-Cumhuriyetçi Parti, o yılın Mayıs seçimlerinde, esas olarak New York City'deki her tartışmalı koltuğu kazanarak New York yasama meclisinin kontrolünü kazandı. Meclisin kontrolü, Jefferson'un New York'tan on iki seçici oyunun tamamını alacağı anlamına gelirken, Adams bu oyları 1796'da kazanmıştı.

Jefferson'un 1800'deki zaferi, Federalist Parti'nin ve daha da önemlisi, partinin hem başkanlığı hem de Kongreyi ele geçirmesini sağlayan Demokrat-Cumhuriyetçilerin üstün parti örgütünün dağılmasından da kaynaklandı. Demokratik Cumhuriyetçiler birkaç yeni gazete başlattılar ve kampanya literatürünün dağıtımını yönlendirmek ve toplantı ve mitingler planlamak için yazışma komiteleri oluşturdular. Zaferleri, dört yıllık parti örgütlenmesi, sofistike siyasi kampanya ve seçmenlerin mizacına ve ruh haline cevap veren bir parti makinesinin şekillendirilmesinden kaynaklandı.

Seçimin eşitlikle sonuçlanmasıyla karar, Anayasa'da belirtildiği üzere Temsilciler Meclisi'ne havale edildi. Evdeki her Demokratik-Cumhuriyetçi delegasyon Jefferson'un yanındaydı, ancak bazı kuzey Federalistler, Virginia'dan uzun zamandır düşmanlarından daha lezzetli buldukları Burr'ı tercih ettiler. Otuz beş oylama ve beş günlük oylamanın ardından Meclis çıkmaza girdi. Her oy Jefferson'ın Burr'ın altısına karşı sekiz oy almasıyla sona erdi. Vermont ve Maryland olmak üzere iki eyaletten gelen delegasyonlar çıkmaza girdi ve oy kullanamadı. Burr, genel seçimlerde başkan yardımcısı adayı olduğu anlaşıldığı halde istifa etmeyi reddetti.

Throughout the long battle, Alexander Hamilton had urged the election of his old rival, Jefferson. He viscerally disliked Jefferson and objected to his democratic and egalitarian principles, but he feared and mistrusted Aaron Burr as an unprincipled opportunist. In the end, however, the outcome in the House appears to have hung on Federalist bargaining with both Jefferson and Burr. In return for their vote, Federalist House members sought a commitment from one or the other to preserve Hamilton's economic program, keep the enhanced Navy intact, and leave Federalist officeholders in their jobs. Burr appears to have refused to bargain. Jefferson, ever after, denied making such a bargain, although several Federalists claimed that he had agreed to their terms. The truth can never be known. What is clear is that on the thirty-sixth ballot, a sufficient number of Federalists broke from Burr and gave their votes to Jefferson. The final House vote was Jefferson with ten states and Burr with four states while two states (South Carolina and Delaware) abstained. With that, Jefferson became the third President of the United States.

When Jefferson assumed office, his opponents stepped down peacefully. This return to domestic tranquility established a powerful precedent for the future. Although it is true that Adams tried to entrench Federalist power in the new administration by appointing Federalist judges in the last weeks of his term, this was viewed as acceptable politics by most observers, yet Jefferson's refusal to honor these last-minute "midnight appointments" led to the landmark Supreme Court case of Marbury v. Madison.


John Adams, 1st Vice President (1789-1797)

On April 21, 1789, John Adams, the first vice president of the United States, began his duties as president of the Senate. Adams's role in the administration of George Washington was sharply constrained by the constitutional limits on the vice presidency and his own reluctance to encroach upon executive prerogative. He enjoyed a cordial but distant relationship with President Washington, who sought his advice on occasion but relied primarily on the cabinet. Adams played a more active role in the Senate, however, particularly during his first term.

As president of the Senate, Adams cast 29 tie-breaking votes. His votes protected the president's sole authority over the removal of appointees, influenced the location of the national capital, and prevented war with Great Britain. On at least one occasion he persuaded senators to vote against legislation that he opposed, and he frequently lectured the Senate on procedural and policy matters. Adams's political views and his active role in the Senate made him a natural target for critics of the Washington administration. Toward the end of his first term, he began to exercise more restraint in the hope of realizing the goal shared by many of his successors: election in his own right as president of the United States

A Family Tradition of Public Service

John Adams was born in Braintree, Massachusetts, on October 19, 1735, into a family with an established tradition of public service. As a child, he attended town meetings with his father, who was at various times a militia officer, a deacon and tithe collector of the local congregation, and selectman for the town of Braintree. Determined that his namesake attend Harvard College, the elder Adams sent young John to a local "dame" school and later to Joseph Cleverly's Latin school. Adams was an indifferent student until the age of 14, when he withdrew from the Latin school to prepare for college with a private tutor, "Mr. Marsh." Adams entered Harvard College in 1751 and plunged into a rigorous course of study. After his graduation in 1755, he accepted a position as Latin master of the Worcester, Massachusetts, Grammar School. The following year, finding himself "irresistibly impelled" toward a legal career, Adams apprenticed himself to James Putnam, a local attorney. He continued to teach school while reading law at night until his admission to the Boston Superior Court bar on November 6, 1758.

His legal studies completed, Adams returned to Braintree to establish his legal practice, which grew slowly. In the spring of 1761, on the death of his father, Adams inherited the family farm&mdasha bequest that enabled him, as a "freeholder" with a tangible interest in the community, to take an active part in town meetings. He served on several local committees and led a crusade to require professional certification of practitioners before the local courts. In February 1761, on one of his regular trips to Boston to attend the Court of Common Pleas, Adams observed James Otis's arguments against the writs of assistance before the Massachusetts Supreme Court. Adams recalled in later years that Otis's impassioned oratory against these general search and seizure warrants convinced Adams that England and the colonies had been "brought to a Collision," and left him "ready to take arms" against the writs. However, Adams's political career remained limited to local concerns for several more years until 1765, when he played a crucial role in formulating Massachusetts's response to the Stamp Act.

A Lawyer and a Legislator

As a member of the town meeting, Adams drafted instructions for the Braintree delegate to the Massachusetts provincial assembly, known as the General Court, which met in October 1765 to formulate the colony's response to the Stamp Act. Adams's rationale, that the colonies could not be taxed by a parliament in which they were not represented, and that the stamp tax was "inconsistent with the spirit of the common law and of the essential fundamental principles of the British constitution," soon appeared in the Massachusetts Gazette ve Boston News Letter. His cousin, Samuel Adams, incorporated John's argument in the instructions that he drafted for the Boston delegates, and other towns adopted the same stance.

With the repeal of the Stamp Act, Adams focused his energies on building his law practice and attending to the demands of the growing family that followed from his marriage to Abigail Smith in 1764. Finding few opportunities for a struggling young attorney in Braintree, the young family moved in 1768 to Boston, where John's practice flourished. Adams soon found himself an active participant in the local resistance to British authority as a consequence of his defense of John Hancock before the vice admiralty court for customs duty violations. He argued in Hancock's defense that the Parliament could not tax the colonies without their express consent and added the charge, soon to become a part of the revolutionary rhetoric, that the vice-admiralty courts violated the colonists' rights as Englishmen to trial by jury. Although the crown eventually withdrew the charges against Hancock, Adams continued his assault on the vice-admiralty courts in the instructions he wrote for the Boston general court representatives in 1768 and 1769.

Adams subsequently agreed to defend the British soldiers who fired upon the Boston mob during the spring of 1770. His able and dispassionate argument on behalf of the defendants in the Boston massacre case won his clients' acquittal, as well as his election to a brief term in the Massachusetts assembly, where he was one of Governor Thomas Hutchinson's most vocal opponents. The enmity was mutual when the general court elected Adams to the Massachusetts council, or upper house, in 1773, the governor denied Adams his seat. The general court reelected Adams the following year, but Hutchinson's successor, Thomas Gage, again prevented him from serving on the council. The general court subsequently elected Adams to the first and second Continental congresses. Although initially reluctant to press for immediate armed resistance, Adams consistently denied Parliament's right to regulate the internal affairs of the colonies, a position he elaborated in a series of 13 newspaper essays published under the name "Novanglus" during the winter and spring of 1775. Like Adams's other political writings, the Novanglus essays set forth his tenets in rambling and disjointed fashion, but their primary focus&mdashthe fundamental rights of the colonists&mdashwas clear.

An Architect of Independence

An avowed supporter of independence in the second Continental Congress, Adams was a member of the committee that prepared the Declaration of Independence. Although Thomas Jefferson of Virginia composed the committee draft, Adams's contribution was no less important. As Jefferson later acknowledged, Adams was the Declaration's "pillar of support on the floor of Congress, its ablest advocate and defender." New Jersey delegate Richard Stockton and others styled Adams "the 'Atlas' of independence." Adams further served the cause of independence as chairman of the Board of War and Ordnance. Congress assigned to the board the onerous tasks of recruiting, provisioning, and dispatching a continental army as chairman, Adams coordinated this Herculean effort until the winter of 1777, when Congress appointed him to replace Silas Deane as commissioner to the Court of Paris.

Adams served as commissioner until the spring of 1779. On his return to Massachusetts, he represented Braintree in the state constitutional convention. The convention asked him to draft a model constitution, which it adopted with amendments in 1780. Adams's model provided for the three branches of government&mdashexecutive, legislative, and judicial&mdashthat were ultimately incorporated into the United States Constitution, and it vested strong powers in the executive. "His Excellency," as the governor was to be addressed, was given an absolute veto over the legislature and sole power to appoint officers of the militia. Throughout his life, Adams was an advocate of a strong executive. He believed that only a stable government could preserve social order and protect the liberties of the people. His studies of classical antiquity convinced him that republican government was inherently vulnerable to corruption and inevitably harbored "a never-failing passion for tyranny" unless balanced by a stabilizing force. In 1780 Adams considered a strong executive sufficient to achieve this end. In later years, he grew so fearful of the "corruption" he discerned in popular elections that he suggested more drastic alternatives&mdasha hereditary senate and a hereditary executive&mdashwhich his opponents saw as evidence of his antidemocratic, "monarchist" intent.

Before the Massachusetts convention began its deliberations over Adams's draft, Congress appointed him minister plenipotentiary to negotiate peace and commerce treaties with Great Britain and subsequently authorized him to negotiate an alliance with the Netherlands, as well. Although Adams's attempts to negotiate treaties with the British proved unavailing, in 1782 he finally persuaded the Netherlands to recognize American independence&mdash"the happiest event and the greatest action of my life, past or future." Adams remained abroad as a member of the peace commission and ambassador to the Court of St. James until 1788. On his return to the United States, he found to his surprise that he was widely mentioned as a possible candidate for the office of vice president of the United States.

Although George Washington was the inevitable and unanimous choice for president, there were several contenders for the second office. At the time of the first federal elections, political sentiment was divided between the "Federalists," who supported a strong central government and toward that end had worked to secure the ratification of the Constitution, and the "Antifederalist" advocates of a more limited national government. Adams was the leading Federalist candidate for vice president. The New England Federalists strongly supported him, and he also commanded the allegiance of a few key Antifederalists, including Arthur Lee and Richard Henry Lee of Virginia. Benjamin Rush and William Maclay of Pennsylvania also backed Adams, hinting that he could assure his election by supporting their efforts to locate the national capital in Philadelphia. Other contenders were John Hancock of Massachusetts, whose support for the new Constitution was predicated on his assumption that he would assume the second office, and George Clinton, a New York Antifederalist who later served as vice president under Thomas Jefferson and James Madison.

As much as he coveted the vice presidency, Adams did not actively campaign for the office, refusing the deal proffered by Rush and Maclay. Maclay later explained that the Pennsylvanians played to Adams's "Vanity, and hoped by laying hold of it to render him Useful." They failed to take into account the strong Puritan sense of moral rectitude that prevented Adams from striking such a bargain, even to achieve an office to which he clearly felt entitled. Maclay, who served in the Senate for the first two years of Adams's initial vice-presidential term, never forgave Adams and petulantly noted in his diary that the vice president's "Pride Obstinacy And Folly" were "equal to his Vanity."

The principal threat to Adams came from Federalist leader Alexander Hamilton, who perceived in the New Englander's popularity and uncompromising nature a threat to his own career aspirations. Acting secretly at Hamilton's behest, General Henry Knox tried but failed to persuade Adams that he was too prominent a figure in his own right to serve as Washington's subordinate. When Hamilton realized that Adams commanded the overwhelming support of the New England Federalists and could not be dissuaded, he grudgingly backed his rival but resolved that Adams would not enjoy an overwhelming electoral victory.

Hamilton exploited to his advantage the constitutional provision governing the election of the president and vice president. Article II, section 1 of the Constitution authorized each presidential elector to cast votes "for two Persons, of whom one at least shall not be an Inhabitant of the same State with themselves." The candidate with the greatest number of electoral votes would become president and the candidate with the next-highest number would become vice president. The Constitution's framers created the vice presidency, in part, to keep presidential electors from voting only for state or regional favorites, thus ensuring deadlocks with no candidate receiving a majority vote. By giving each presidential elector two ballots, the framers made it possible to vote for a favorite-son candidate as well as for a more nationally acceptable individual. In the event that no candidate received a majority, as some expected would be the case after George Washington passed from the national stage, the House of Representatives would decide the election from among the five largest vote getters, with each state casting one vote.

The framers, however, had not foreseen the potential complications inherent in this "double-balloting" scheme. Hamilton realized that if each Federalist elector cast one vote for Washington and one for Adams, the resulting tied vote would throw the election into the House of Representatives. Hamilton persuaded several electors to withhold their votes from Adams, ostensibly to ensure Washington a unanimous electoral victory. Adams was bitterly disappointed when he learned that he had received only 34 electoral votes to Washington's 69, and called his election, "in the scurvy manner in which it was done, a curse rather than a blessing."

Hamilton's duplicity had a more lasting effect on the new vice president's political fortunes: the election confirmed his fear that popular elections in "a populous, oppulent, and commercial nation" would eventually lead to "corruption Sedition and civil war." The remedies he suggested&mdasha hereditary senate and an executive appointed for life&mdashprompted charges by his opponents that the vice president was the "monarchist" enemy of republican government and popular liberties.

Adams took office as vice president on April 21, 1789. Apart from his legislative and ceremonial responsibilities, he did not assume an active role in the Washington administration. Although relations between the two men were cordial, if somewhat restrained, a combination of personality, circumstance, and principle limited Adams's influence. Adams attended few cabinet meetings, and the president sought his counsel only infrequently. Hesitant to take any action that might be construed as usurping the president's prerogative, he generally forwarded applications for offices in the new government to Washington. As president of the Senate, Adams had no reservations about recommending his friend Samuel Allyne Otis for the position of secretary of the Senate, but he declined to assist Otis's brother-in-law, General Joseph Warren, and Abigail's brother-in-law, Richard Cranch, in obtaining much-needed sinecures. Adams was similarly hesitant when Washington solicited his advice regarding Supreme Court nominations.

Although Washington rarely consulted Adams on domestic or foreign policy matters, the two men, according to Adams biographer, John Ferling, "jointly executed many more of the executive branch's ceremonial undertakings than would be likely for a contemporary president and vice-president." Washington invited the vice president to accompany him on his fall 1789 tour of New England&mdashan invitation that Adams declined, although he met the president in Boston&mdashand to several official dinners. The Washingtons routinely extended their hospitality to John, and to Abigail when she was in the capital, and Adams frequently accompanied the president to the theater.

For his own part, Adams professed a narrow interpretation of the vice president's role in the new government. Shortly after taking office, he wrote to his friend and supporter Benjamin Lincoln, "The Constitution has instituted two great offices&hellipand the nation at large has created two officers: one who is the first of the two&hellipis placed at the Head of the Executive, the other at the Head of the Legislative." The following year, he informed another correspondent that the office of vice president "is totally detached from the executive authority and confined to the legislative."

But Adams never really considered himself "totally detached" from the executive branch, as the Senate discovered when he began signing legislative documents as "John Adams, Vice President of the United States." Speaking for a majority of the senators, William Maclay of Pennsylvania quickly called Adams to account. "[A]s President of the Senate only can [y]ou sign or authenticate any Act of that body," he lectured the vice president. Uneasy as some senators were at the prospect of having a member of the executive branch preside over their deliberations, they would permit Adams to certify legislation as president of the Senate, but not as vice president. Never one to acquiesce cheerfully when he believed that important principles were at stake, Adams struck an awkward compromise, signing Senate documents as "John Adams, Vice President of the United States and President of the Senate."

To the extent that Adams remained aloof from the administration, his stance was as much the result of personality and prudence as of principle. He held the president in high personal esteem and generally deferred to the more forceful Washington as a matter of course. Also, as his biographer Page Smith has explained, the vice president always feared that he would become a "scapegoat for all of Washington's unpopular decisions." During the furor over Washington's 1793 proclamation of American neutrality, a weary Adams confided to his wife that he had "held the office of Libellee General long enough."

In the Senate, Adams brought energy and dedication to the presiding officer's chair, but found the task "not quite adapted to my character." Addressing the Senate for the first time on April 21, 1789, he offered the caveat that although "not wholly without experience in public assemblies," he was "more accustomed to take a share in their debates, than to preside in their deliberations." Notwithstanding his lack of experience as a presiding officer, Adams had definite notions regarding the limitations of his office. "It is not for me," he assured the Senate, "to interrupt your deliberations by any general observations on the state of the nation, or by recommending, or proposing any particular measures."

Adams's resolve was short-lived. His first incursion into the legislative realm occurred shortly after he assumed office, during the Senate debates over titles for the president and executive officers of the new government. Although the House of Representatives agreed in short order that the president should be addressed simply as "George Washington, President of the United States," the Senate debated the issue at some length. Adams repeatedly lectured the Senate that titles were necessary to ensure proper respect for the new government and its officers. Pennsylvania senator William Maclay complained that when the Senate considered the matter on May 8, 1789, the vice president "repeatedly helped the speakers for Titles." The following day, Adams "harangued" the Senate for 40 minutes. "What will the common people of foreign countries, what will the sailors and soldiers say," he argued, "George Washington president of the United States, they will despise him to all eternity." The Senate ultimately deferred to the House on the question of titles, but not before Adams incurred the lasting enmity of the Antifederalists, who saw in his support for titles and ceremony distressing evidence of his "monarchist" leanings.

Adams was more successful in preventing the Senate from asserting a role in the removal of presidential appointees. In the July 14, 1789, debates over the organization of executive departments, several senators agreed with William Maclay that removals of cabinet officers by the president, as well as appointments, should be subject to the advice and consent of the Senate. Adams and his Federalist allies viewed the proposal as an attempt by Antifederalists to enhance the Senate's powers at the expense of the executive. After a series of meetings with individual senators, Adams finally convinced Tristram Dalton of Massachusetts to withdraw his support for Maclay's proposal. Richard Bassett of Delaware followed suit. When the Senate decided the question on July 18 in a 9-to-9 vote, Adams performed his sole legislative function by casting a tie-breaking vote against Maclay's proposal. His action was purely symbolic in this instance, however, as a tie vote automatically defeats a measure.

During the protracted debates over the Residence bill to determine the location of the capital, Adams thwarted another initiative dear to Maclay's heart: a provision to establish the permanent capital "along the banks of the Susquehannah," in convenient proximity to the Pennsylvania senator's extensive landholdings. The disgruntled speculator attributed his defeat to the vice president's tie-breaking votes and the "barefaced partiality" of Adams's rulings from the chair. Maclay was enraged that Adams allowed frequent delays in the September 24, 1789, debates, which permitted Pennsylvania senator Robert Morris, whose sympathies lay with Philadelphia, to lobby other senators against the Susquehannah site. After Morris' motion to strike the provision failed, Adams granted his motion to reconsider over Maclay's strenuous objection that "no business ever could have a decision, if minority members, were permitted to move reconsiderations under every pretense of new argument." Adams ultimately cast the deciding vote in favor of Morris's motion.

The vice president's frequent and pedantic lectures from the chair earned him the resentment of other senators, as well. Shortly after the second session of the First Congress convened in January 1790, John Trumbull warned his friend that he faced growing opposition in the Senate, particularly among the southern senators. Adams's enemies resented his propensity for joining in Senate debates and suspected him of "monarchist" sentiments. Trumbull cautioned that "he who mingles in debate subjects himself to frequent retorts from his opposers, places himself on the same ground with his inferiors in rank, appears too much like the leader of a party, and renders it more difficult for him to support the dignity of the chair and preserve order and regularity in the debate." Although Adams denied that he had ever exceeded the limits of his authority in the Senate, he must have seen the truth in Trumbull's observations, for he assured his confidant that he had "no desire ever to open my mouth again upon any question." Acutely aware of the controversy over his views and behavior, Adams became less an active participant and more an impartial moderator of Senate debates.

Although stung by Trumbull's comments and the censure of less tactful critics, Adams continued to devote a considerable portion of his time and energy to presiding over the Senate Abigail Adams observed that her husband's schedule "five hours constant sitting in a day for six months together (for he cannot leave his Chair) is pretty tight service."

In the absence of a manual governing Senate debates, Adams looked to British parliamentary procedures for guidance in deciding questions of order. Despite complaints by some senators that Adams demonstrated inconsistency in his rulings, Delaware senator George Read in 1792 praised his "attentive, upright, fair, and unexceptionable" performance as presiding officer, and his "uncommonly exact" attendance in the Senate.

Still, as a national figure and Washington's probable successor, Adams remained controversial, particularly as legislative political parties emerged in the 1790s. Although sectional differences had in large part shaped the debates of the First Congress, two distinct parties began to develop during the Second Congress in 1791 to 1793. The Federalists, adopting the name earlier used by supporters of the Constitution, were the conservative, prosperous advocates of a strong central government. They supported Treasury secretary Alexander Hamilton's proposals to assume and fund the states' revolutionary debts, encourage manufactures, and establish a Bank of the United States. Hamilton's fiscal program appealed to the mercantile, financial, and artisan segments of the population but sparked the growth of an agrarian-based opposition party&mdashinitially known as Antifederalists and later as "Republicans"&mdashled by Secretary of State Thomas Jefferson. Adams supported Hamilton's fiscal proposals and, with the Federalists still firmly in command of the Senate and the controversy over public finance largely confined to the House of Representatives, he emerged unscathed from the partisan battles over fiscal policy.

The outbreak of the French Revolution prompted a more divisive debate. Republicans greeted the overthrow of the French monarchy with enthusiasm while the Federalists heard in the revolutionaries' egalitarian rhetoric a threat to the order and stability of Europe and America. France's 1793 declaration of war on Great Britain further polarized the argument, with the Republicans celebrating each British defeat, the Federalists dreading the consequences of a French victory, and both belligerents preying on American shipping at will. While Washington attempted to hold the United States to a neutral course, his vice president&mdashwho considered political parties "the greatest political evil under our Constitution," and whose greatest fear was "a division of the republic into two great parties, each arranged under its leader, and concerting measures in opposition to each other"&mdashbecame, as he had anticipated, the target of concerted Republican opposition.

Adams articulated his thoughts on the French Revolution and its implications for the United States in a series of newspaper essays, the Discourses on Davila. He predicted that the revolution, having abolished the aristocratic institutions necessary to preserve stability and order, was doomed to failure. He warned that the United States would share a similar fate if it failed to honor and encourage with titles and appropriate ceremony its own "natural aristocracy" of talented and propertied public men. Adams even went so far as to predict that a hereditary American aristocracy would be necessary in the event that the "natural" variety failed to emerge. The Davila essays were consistent with Adams's longstanding belief that a strong stabilizing force&mdasha strong executive, a hereditary senate, or a natural aristocracy&mdashwas an essential bulwark of popular liberties. They also reflected his recent humiliation at the hands of Alexander Hamilton. Still smarting from his low electoral count in the 1788 presidential election, Adams observed in the 32nd essay that "hereditary succession was attended with fewer evils than frequent elections." As Peter Shaw has noted in his study of Adams's character, "it would be difficult to imagine&hellipa more impolitic act." The Discourses on Davila, together with Adams's earlier support for titles and ceremony, convinced his Republican opponents that he was an enemy of republican government. Rumors that Washington would resign his office once the government was established on a secure footing, and his near death from influenza in the spring of 1790, added to the Republicans' anxiety. In response, they mounted an intense but unsuccessful campaign to unseat Adams in the 1792 presidential election.

Persuaded by Hamilton, Jefferson, and Madison to run for a second term, George Washington was again the obvious and unanimous choice for president. Adams was still the preferred vice-presidential candidate of the New England Federalists, but he faced a serious challenge from Republican candidate George Clinton of New York. Although many of his earlier supporters, including Benjamin Rush, joined the opposition in support of Clinton, Adams won reelection with 77 electoral votes to 50 for Clinton. On March 4, 1793, in the Senate Chamber, Washington took the oath of office for a second time. Adams, as always, followed Washington's example but waited until the Third Congress convened on December 2, 1793, to take his second oath of office. No one, apparently, gave much thought to the question of whether or not the nation had a vice president&mdashand a successor to Washington, should he die in office or become incapacitated&mdashduring the nine-month interval between these two inaugurations.

Early in Adams's second vice-presidential term, France declared war on Great Britain. Washington's cabinet supported the president's policy of neutrality, but its members disagreed over the implementation of that policy. Hamilton urged the president to issue an immediate proclamation of American neutrality Jefferson warned that only Congress could issue such a declaration and counseled that delaying the proclamation would force concessions from France and England. Recognizing the United States's commercial dependence on Great Britain, Hamilton proposed that the nation conditionally suspend the treaties that granted France access to U.S. ports and guaranteed French possession of the West Indies. Secretary of State Jefferson insisted that the United States honor its treaty obligations. The secretaries similarly disagreed over extending recognition to the emissary of the French republic, "Citizen" Edmond Genêt.

Adams considered absolute neutrality the only prudent course. As a Federalist, he was no supporter of France, but his reluctance to offend a former ally led him to take a more cautious stance than Hamilton. Although Washington sought his advice, Adams scrupulously avoided public comment he had "no constitutional vote" in the matter and no intention of "taking any side in it or having my name or opinion quoted about it." After the president decided to recognize Genêt, Adams reluctantly received the controversial Frenchman but predicted that "a little more of this indelicacy and indecency may involve us in a war with all the world."

Although Adams, as vice president, had "no constitutional vote" in the administration's foreign policy, he cast two important tie-breaking foreign policy votes in the Senate, where Republican gains in the 1792 elections had eroded the Federalist majority. In both cases, Adams voted to prevent war with Great Britain and its allies. On March 12, 1794, he voted in favor of an embargo on the domestic sale of vessels and goods seized from friendly nations. The following month, he voted against a bill to suspend American trade with Great Britain. Despite these votes, Adams made every effort to stay aloof from the bitter controversy over foreign policy, remaining silent during the Senate's 1795 debates over the controversial Jay Treaty. Privately, Adams considered the Jay Treaty essential to avert war with Great Britain, but the Federalists still commanded sufficient votes to ratify the treaty without the vice president's assistance.

The popular outcry against the Jay Treaty strengthened Washington's resolve to retire at the end of his second term, and he announced his intentions in September 1796. Although the majority of the Federalists considered Adams the logical choice to succeed Washington, Hamilton preferred their more pliant vice-presidential candidate, former minister to Great Britain Thomas Pinckney. The Republican candidates were Thomas Jefferson and Aaron Burr. Once again Hamilton proved a greater threat to Adams than the opposition candidates. The Federalists lost the vice presidency because of Hamilton's scheming and came dangerously close to losing the presidency as well. Repeating the tactics he had used to diminish Adams's electoral count in the 1788 election, Hamilton tried to persuade South Carolina's Federalist electors to withhold enough votes from Adams to ensure Thomas Pinckney's election to the presidency. This time, however, the New England Federalist electors learned of Hamilton's plot and withheld sufficient votes from Pinckney to compensate for the lost South Carolina votes. These intrigues resulted in the election of a president and vice president from opposing parties, with president-elect Adams receiving 71 electoral votes to 68 for Thomas Jefferson.

Vice President Adams addressed the Senate for the last time on February 15, 1797. He thanked current and former members for the "candor and favor" they had extended to him during his eight years as presiding officer. Despite the frustrations and difficulties he had experienced as vice president, Adams left the presiding officer's chair with a genuine regard for the Senate that was in large part mutual. He expressed gratitude to the body for the "uniform politeness" accorded him "from every quarter," and declared that he had "never had the smallest misunderstanding with any member of the Senate." Notwithstanding his earlier pronouncements in favor of a hereditary Senate, Adams assured the members that the "eloquence, patriotism, and independence" that he had witnessed had convinced him that "no council more permanent than this&hellipwill be necessary, to defend the rights, liberties, and properties of the people, and to protect the Constitution of the United States." The Senate's February 22 message expressing "gratitude and affection" and praising his "abilities and undeviating impartiality" evoked a frank and emotional response from Adams the following day. The Senate's "generous approbation" of his "undeviating impartiality" had served to "soften asperities, and conciliate animosities, wherever such may unhappily exist," for which the departing vice president offered his "sincere thanks."

Adams served as president from 1797 to 1801. He failed to win a second term due to the popular outcry against the repressive Alien and Sedition Acts, which he had reluctantly approved as necessary wartime measures, as well as the rupture in the Federalist Party over the end of hostilities with France. Hamilton was determined to defeat Adams after the president responded favorably to French overtures for peace in 1799, and he was further outraged when Adams purged two of his sympathizers from the cabinet in May 1800. In a letter to Federalist leaders, Hamilton detailed his charges that Adams's "ungovernable indiscretion" and "distempered jealousy" made him unfit for office. With the Federalist Party split between the Hamilton and Adams factions, Adams lost the election. After 35 ballots, the House of Representatives broke the tied vote between Republican presidential candidate Thomas Jefferson and vice-presidential candidate Aaron Burr in Jefferson's favor.

Adams spent the remainder of his life in retirement at his farm in Quincy, Massachusetts. In an attempt to vindicate himself from past charges that he was an enemy of American liberties, Adams in 1804 began his Autobiography, which he never finished. He also wrote voluminous letters to friends and former colleagues toward the same end. In 1811 Adams resumed his friendship with Jefferson, and the two old patriots began a lively correspondence that continued for 15 years. Although largely content to observe political events from the seclusion of Quincy and to follow the promising career of his eldest son, John Quincy, Adams briefly resumed his own public career in 1820, when he represented the town of Quincy in the Massachusetts constitutional convention. Adams died at Quincy on July 4, 1826, the 50th anniversary of American independence.


Group portrait made from a composite of 2 photoprints of Company I, first Wisconsin Volunteer Cavalry. Standing in back: M.P. Stone, Hiram Gee. Next row: unidentified, John A. Read, and Amandus Barnes. Next row: William Horton, Joseph Eschenbaugh. Front row: Henry P. O'Connor, Wilson and John Fransworth. Most of the men of the regiment were from Menomonie, Wisconsin. View the original source document: WHI 6387

The 1st Wisconsin Cavalry was organized at Camp Harvey in Kenosha between September 1, 1861, and February 2, 1862. It mustered in on March 10, 1862, and left for St. Louis, Missouri, on March 17, 1862, where it was stationed at Benton Barracks until April 28.

It traveled to Camp Girardeau, Missouri, on April 28, 1862, where it was attached to a series of Union cavalry brigades that fought in Kentucky, Georgia, Tennessee, and Alabama over the next four years. The regiment fought at the Battle of Chickamauga on September 19-20, 1863, in the Atlanta Campaign the following year, and helped capture Confederate president Jefferson Davis on May 10, 1865.

The 1st Cavalry lost a total of 401 men during service. Six officers and 67 enlisted men were killed. Seven officers and 321 enlisted men died from disease.

View a longer history
View the roster
View a list of casualties
View original documents
View assignments to brigades, divisions, corps and armies

[Source: Estabrook, Charles E, ed. Records and sketches of military organizations: population, legislation, election and other statistics relating to Wisconsin in the period of the Civil War. (Madison, 1914?)]


War of the Rebellion: Serial 097 Page 1049 Chapter LVIII. CORRESPONDENCE, ETC.-UNION.

Third (Reserve) Brigade.

Brigadier General ALFRED GIBBS.

2nd Massachusetts, Colonel Casper Crowninshield.

6th Pennsylvania (six companies),* Colonel Charles L. Leiper.

1st United States, Lieutenant Gustavus Urban.

6th United States, Major Robert M. Morris.

4th U. S. Artillery, Batteries C and E, Captain Marcus P. Miller.

THIRD DIVISION.

Bvt. Major General GEORGE A. CUSTER.

First Brigade.

Colonel ALEXANDER C. M. PENNINGTON.

1st Connecticut, Colonel Brayton Ives.

3rd New Jersey, Lieutenant Colonel William P. Robeson, jr.

2nd New York, Colonel Alanson M. Randol.

2nd Ohio, Colonel A. Bayard Nettleton.

Second Brigade.

Colonel WILLIAM WELLS.

3rd Indiana (two companies),## Lieutenant Benjamin F. Gilbert.

8th New York, Colonel Edmund M. Pope.

15th New York, Colonel John J. Coppinger.

22nd New York, Lieutenant Colonel Horatio B. Reed.

1st Vermont, Lieutenant Colonel Josiah Hall.

Third Brigade.

Colonel HENRY CAPEHART.

1st New York (Lincoln), Colonel Alonzo W. Adams.

1st West Virginia, Lieutenant Colonel Charles E. Capehart.

2nd West Virginia (seven companies), Lieutenant Colonel James Allen.

3rd West Virginia, Lieutenant Colonel John S. Witcher.

ARMY OF THE POTOMAC,

SECOND DIVISION.

Major General GEORGE CROOK.

First Brigade.

Brigadier General HENRY E. DAVIES, jr.

1st New Jersey, Major Walter R. Robbins.

10th New York, Colonel M. Henry Avery.

24th New York, Major William A. Snyder.

1st Pennsylvania (five companies), Captain Warren L. Holbrook.

Second Brigade.

Bvt. Brigadier General J. IRVIN GREGG.$

4th Pennsylvania, Lieutenant Colonel Alender P. Duncan.

8th Pennsylvania (eight companies), Lieutenant Colonel William A. Corrie.

16th Pennsylvania, Major William H. Fry

21st Pennsylvania, Colonel Oliver B. Knowles.

Third Brigade.

Bvt. Brigadier General CHARLES H. SMITH.

1st Maine, Lieutenant Colonel Jonathan P. Cilley.

2nd New York Mounted Rifles, Colonel John Fisk.

6th Ohio, Lieutenant Frank C. Loveland.

13th Ohio, Lieutenant Colonel Stephen R. Clark.

Artillery.

2nd United States, Battery A, Bvt. Major William N. Dennison.

---------------

*On temporary duty at corps headquarters.

#Detailed as General Sheridan's escort.

##Reported absent from brigade.

$On leave Colonel Samuel B. M. Young, 4th Pennsylvania Cavalry, temporarily commanding.

---------------

If you have trouble accessing this page and need to request an alternate format contact [email protected]


Learn about current events in
historical perspective on our Origins site.


The Union Forever: A TL

Back home safe and sound. Thanks for the warm wishes. Now, here's an update. Cheers!

On March 22, Hafizullah Khan the Emir of Afghanistan made a formal visit to Peshawar in the newly acquired territory from former British India. At Peshawar, historically the winter capital for the Durrani Empire, Hafizullah Khan elevated himself to shah or king. A few days later Hafizullah Khan traveled east and ceremonially tossed a clump of dirt into the Indus River cementing the new eastern border of his kingdom.

In April, with the United Kingdom having withdrawn its troops by the end of the previous year, the Dominion of India held its first open elections. As expected the pro-independence groups gained a majority in the new Indian parliament. Their first order of business upon taking office was to formally dissolve their ties to the crown and proclaim the establishment of the Indian Republic. In the following months, British humanitarian aid began to pour in helping to alleviate the worst of the famine. However many other issues continued to plague the new nation, and the weak coalition government under Premier Mundakkal Mirdha struggled to keep the country afloat.

On July 14, what became known as the Bastille Day bombings rocked Algiers killing 19 people. A separatist organization known as the Algerian Independence Front took credit for the attack. While French authorities responded quickly and apprehended several members in the following weeks many in Paris began to worry about whether Algeria would head the way of India.

NS 1959 World’s Fair is hosted in Amsterdam.

In October, German scientists Martin Probts and Jurgen Durr announced the discovery of the double helix structure of Deoxyribonucleic acid (DNA), the molecule that encodes the genetic instructions used in the development and functioning of all known living organisms.

Utgard96

Glad to see you're home safe, Mac. I believe this is the time for the men to cheer and the boys to shout and for all to feel gay (in the sense of "happy")?

Also glad to see that the Indian debacle is over, and interested about the possibilities for Algeria. Especially seeing as how the French situation there IOTL was extremely similar to what the British underwent in India ITTL.

Beedok

EnglishCanuck

Dathi THorfinnsson

Wouldnt Probts and Durr have discovered Sauerstofflos Kernlichesauer, SlKS?

Or some such. My Chemical German is . not good.

Utgard96

Wouldnt Probts and Durr have discovered Sauerstofflos Kernlichesauer, SlKS?


Videoyu izle: DÜNYA TARİHİ - 1 - MÖ 200,000 - MÖ 2,500 (Ocak 2022).