Tarih Podcast'leri

Maya Tikal Glif

Maya Tikal Glif


Tikal: Kısa Bir Tarih


Templo I Yucatan Yarımadası'ndan El Salvador'a kadar uzanan Maya topraklarının merkezinde mükemmel bir konuma sahip olan Tikal'in, MS 200'den MS 800'e kadar Klasik Dönem boyunca tüm bölgeye hakim olduğuna inanılıyor. Zirvesinde, şehir 16 km2'lik bir alana yayılmıştır ve yaklaşık 90.000 kişilik bir nüfusa ev sahipliği yaptığı düşünülmektedir. Bir şehir devleti olarak, Tikal'in idari bölgesi 120km2'yi kapladı ve 425.000 kişiye ev sahipliği yaptı - o zaman için çok büyük bir nüfus.


Şekil W0856: Kuzey Akropolis Tikal, Tikal'in uzun ve şanlı tarihinde gerçekleşen birçok önemli olayı detaylandıran çok sayıda dikilitaş, oyma sunaklar ve yazıtlara sahiptir. Bu şifreli anıtlar tarihçilere Tikal, komşuları, ittifakları, savaşları ve hükümdarları hakkında birçok bilgi sağlamıştır. Tikal, büyük hükümdarlarını, özellikle Kuzey Akropolis'tekiler olmak üzere, şehrin etrafındaki devasa Tapınaklara gömdü. Mezarlar, kim olduklarını, ebeveynlerinin kim olduğunu, ne zaman hüküm sürdüklerini ve ne zaman öldüklerini belirtmek için stellerle işaretlendi. Bu, tarihçilere MS 90'dan MS 869'a kadar doğru bir hükümdar listesi sağladı.

Tikal'deki ilk işgal belirtileri, Orta Preklasik olarak bilinen bir dönemde MÖ 1000'e kadar uzanır. Ancak Tikal'deki anıtsal yapı MÖ 400 yıllarında Kuzey Akropolis'in etrafına tapınakların dikilmesiyle başlamıştır (şek. W0856). Bugün Tikal arkeoloji parkında gördüğünüz şeylerin çoğu, çoğu Mezoamerikan kültürünün kullandığı ritüel bir rejenerasyon sürecinde daha önceki yapıların üzerine Klasik ve Geç Klasik dönemde inşa edilmiştir.


Şekil W0016 – Teotihuacan Tapınağı

Şekil W0821: Tapınak 5C-49,Tikal Tikal'in tarihindeki ilk belirleyici olay, MS 378'de Teotihuacan'ın ellerinde bir müdahale veya yenilgi gibi görünüyor. Teotihuacan şehri, yaklaşık 1000 km uzaklıktaki Meksika Vadisi'nin yüksek ovaları arasında yer aldığından, dikkatlerinin Maya ormanlarına çekilmesi pek olası görünmüyor, ancak Tikal'deki Stela 31, bir 'Batı'nın Efendisi'nin gelişinden bahsediyor. Siyah K'ak' (Ateş Doğuyor) adı altında ve birçok kişinin Teotihuacan ile ilişkilendirdiği bir tarzda mızraklanmış bir baykuşun Maya olmayan bir glifini içerir. Bir Teotihuacan etkisinin daha fazla kanıtı, Mundo Perdido kompleksi içindeki Talud-Tablero Tapınağı, Yapı 5D-47'de bulunur. Bu tapınak MS 300 ile MS 550 arasına tarihlenir ve Tikal'de, birbirini izleyen dik eğimli duvarlar (taludlar) ve dikey duvarlar (tableros) ile bu belirgin Teotihuacan yapı tarzını kullanan tek tapınaktır (bkz. şek. W0016 ve şek. W0821). ). Büyük olasılıkla ilişkinin çatışmadan ziyade bir ticaretten doğduğu görülüyor. Teotihuacan, geniş bir ticaret ağıyla o zamanlar Mesoamerica'daki en güçlü uygarlıktı ve Tikal'i Mayalarla, özellikle daha güneydekilerle ticaret için ideal bir üs olarak görmüş olabilir. Siyah K'ak'ın ortaya çıkışı, Tikal hükümdarı Chak Tok Ich'8217aak'ın (Büyük Jaguar Pençesi) ölümüyle aynı zamana denk gelir ve Siyah K'ak'ın daha sonra Nun Yax Ahiin'in atanmasına başkanlık ettiği düşünülmektedir. Tikal'in hükümdarı. Bu nedenle, Teotihuacan, ticarete açık olan ve Teotihuacan'a ticaret operasyonlarını temel alabilecekleri Mundo Perdido gibi görünen bir şehir bölgesi verecek bir lider kurmak istemiş olabilir.


Şekil W0846: Templo 33'te maske

MS 426'da kanıtlar, Tikal'in güneye doğru genişlediğini ve Copan şehrini (günümüzde Honduras'ta) kurmaktan ve K'8217inich Yax K'8217uk'8217 Mo'yu hükümdar olarak kurmaktan sorumlu olduğunu gösteriyor. Copan o yıl Quirigua şehrini kurdu ve bu iki şehir aracılığıyla Tikal güney bölgelerine hakim olmayı başardı. Genişleme ayrıca Teotihuacan'dan etkilenmiş gibi görünüyor, çünkü Teotihuacan'ın ikonografisinin çoğu, Yağmur Tanrısı Tlaloc da dahil olmak üzere Copan'a aktarıldı. Uzun burnu, iri gözleri ve kocaman kulakları ile kolayca tanınabilen Tlaloc'un büstü, müdahaleden kısa bir süre sonra, 5. yüzyılın sonlarına tarihlenen Tikal Tapınağı 33'ün inşasının ikinci evresinde de ortaya çıkarıldı. Teotihuacan'ın fotoğrafı.

6. yüzyılda, Calakmul ile uzun vadeli bir rekabet başladı ve Calakmul'un, MS 562'de Tikal'i yenmeye devam eden Caracol ile bir ittifak kurmasıyla doruğa ulaştı. Tikal'de “Tikal haitus” olarak bilinen 120 yıllık bir sessizlik dönemi başladı ve kayda değer bir stel ve yazıt yokluğu yaşandı. Bu dönemde, Caracol hızla büyürken ve Calakmul büyürken Tikal bastırıldı. Tikal, MS 629'da, Pasion Nehri'ni kontrol ettiği “Dos Pilas” olarak bilinen başka bir şehir kurdu. Dos Pilas, 7. yüzyılın ortalarında Calakmul tarafından saldırıya uğradı ve yenildi, ancak şehrin hükümdarı Calakmul'un bir vasalı olarak yeniden görevlendirildi ve MS 657'de Tikal'e saldırması emredildi ve Tikal'in hükümdarı Nuun Ujol Chaak'ı sürgüne zorladı. Calakmul daha sonra Dos Pilas, El Peru ve Caracol ile ittifaklar kurarak bölgeye hakim olmaya çalıştı.


Şekil W0841 Templo I MS 682'de Jasaw Chan K’awiil I, kendisini şu şekilde ilan eden bir dikilitaş diktiğinde Tikal sonunda sessizliği bozdu. kaloomte’, bunun “Yüksek Kral” anlamına geldiğine inanılıyor. Bu unvan, onun bir şehrin hükümdarı değil, bir Krallığın hükümdarı olduğunu gösteriyordu. Jasaw Chan K'8217awiil, kendi mezar tapınağı Templo I ve eşi Templo II'nin mezar tapınağından başkası olmayan birçok etkileyici yeni anıt inşa etmeye devam etti. MS 695'te Jasaw Chan K'8217awiil, hükümdarlarını ele geçirmeyi ve düşman devletinin istikrarlı düşüşünü başlatmayı başararak Tikal'i Calakmul'a karşı zafere götürdü. Oğlu Yik', Chan K'8217awiil, daha sonra MS 734'te devraldı.

Yik’in Chan K’awiil aynı zamanda bir inşaat ustasıydı, aslında muhtemelen babasından daha üretkendi ve bugün hala Tikal'de duran anıtların çoğundan sorumlu. İlk önce babasının ölüm tapınağı Templo I'i bitirmekle akredite oldu (şek. W0841), ardından içine gömülen annesinin yeniden gömme kutlamasının bir parçası olarak Templo II'yi yeniden inşa etti ve daha sonra Grupo G olarak bilinen kendi sarayını inşa etti. Acanalanduras Sarayı (bkz. şek. W0837), sonunda Templo IV ve Templo VI'yı ve onlara giden geçitleri inşa etti –, şimdi Tozzer ve Mendez geçitleri olarak biliniyor. Yik'in Chan K'8217awiil, babasının askeri rönesansını sürdürdü ve MS 736'da onları ve MS 743 ve 744'te müttefikleri El Peru ve Naranjo'yu yenerek Calakmul'a daha fazla sefalet çekti. Bu, Calakmul için sonun başlangıcı anlamına geliyordu, ancak ne yazık ki Tikal, bölge daha istikrarsız hale geldikçe Tikal'in muazzam nüfusu daha iyi korunmak için içeriye doğru hareket ederken, istismarlar sırasında da kendini yere atıyordu. Sonuç, Tikal'in etrafındaki arazinin aşırı çalışması ve mahsullerin bozulmaya başlamasıydı. Bu, tanrıların şehri ve yöneticilerini terk ettiği inancına yol açtı.

8. yüzyılda, Tikal'in hükümdarları, şehrin etrafına dikilen kutsal stelleri, Büyük Plaza olarak bilinen Kuzey Akropolis'in önünde tek bir yere taşımaya başladılar. Bu muhtemelen ataların gücünü kullanma girişimi ve şehrin kaderini tersine çevirmek için umutsuz bir girişimdi. Ne yazık ki, düşüşte olan şehir değil, güç daha kuzeye kaydığı için tüm bölgeydi. Son araştırmalar, şehri ve komşularını aç bırakan ve şehrin ölümünü başlatan bir kuraklık olabileceğini gösteriyor.

9. yüzyılda şehir hızlı bir düşüş içindeydi. Templo III eklendi, ancak bu inşa edilecek son bina olacaktı. MS 869'da, Jasaw Chan K'8217awiil II tarafından bir dikilitaş dikildi, ancak bu, inşa edilecek her türden son anıt olacaktı. Tikal'in toplulukları ve uydu siteleri kırılgan hale geldi ve büyük şehrin müdahale edemeyecek gücüyle bağımsız olarak çalışmaya başladı. 10. yüzyılın sonunda, şehir, Kraliyet Sarayları ve tapınaklarından yararlanan ve Great Plaza'da bir gecekondu kasabası kuran gecekondularla neredeyse tamamen terk edildi. MS 950'ye gelindiğinde, bu serseriler bile şehri terk etmiş ve 19. yüzyılın ortalarında ortaya çıkana kadar orman tarafından geri alınmaya bırakılmıştır.

Tikal adı 'su çukurunda' anlamına gelir, şehrin muazzam nüfusu sağlamak için yağmur suyunu toplamak için inşa ettiği ve şehir terk edildikten çok sonra yerlilerin kullanmaya devam ettiği güçlü rezervuarlara atıfta bulunur. Alternatif bir teori, “seslerin yeri” –, yerlilerin ataların ruhlarının yaşadığına inandıkları yerlerin ortak adı anlamına gelmesidir. Her iki durumda da, yeniden keşfedilmesi üzerine kendisine verilen bir isimdi ve şehir kendisini Mutal veya Yax Mutal (#8220ilk Mutal” anlamına gelir) olarak biliyordu.

Tikal ilk olarak 19. yüzyılın ortalarında yeniden keşfedildi, daha sonra 1881-1882'de Alfred P Maudesley tarafından ünlü bir şekilde fotoğraflandı, 20. yüzyılın başlarında öncüler tarafından arkeolojik araştırmalar yapılmadan önce 1895'te Teobert Maler tarafından tekrar fotoğraflandı ve araştırıldı. Sitedeki çalışmaların çoğu, Pennsylvania Üniversitesi tarafından 󈨀'larda üstlenildi.


ÜRETİM KREDİLERİ

Yazan ve Yöneten
David Lebrun

Michael D. Coe'nun "Maya Kodunu Kırmak" kitabına dayanmaktadır.

NOVA için Üretilmiş ve Anlatım Tarafından Yazılmıştır.
Sarah Holt

tarafından üretilen
Rosey Guthrie
David Lebrun

Ortak Yapımcılar
Karen Olender
Gitanjali Dönemi
Jonathan Loewald

Tarafından düzenlendi
David Lebrun
Nathan Hendrie
Eric Marin

Ek Düzenleme
Kimberly Beyaz

Yardımcı Editörler
Jed Lackritz
Gitanjali Dönemi

sinematografi
Amy Halpern
Steven Kline

Ses Kayıtçıları
Galen Kullanışlı
Gustavo Aguilar

Anlatan
Jay O. Sanders

Müzik
Yuval Ron
Ed Tomney

Hat Yapımcısı
İnanç Radlesi

Katkıda Bulunan Yapımcı
Amy Halpern

Dramatizasyon Çizgi Yapımcısı
Adam Hyman

Dramatizasyonlar Sanat Yönetmeni
Regina O'Brien

Dramatizasyon Müşterisi
Jeannine Wiest

Avrupa Hattı Üreticisi
Laura J. Medine

Grafik tasarım ve Animasyon
Charles Owens

Hattat
Mark Van Taşı

Ek Grafikler
Dan Nutu
Nik Blumish
James Bromley
Daryl Furr
Bernadette Rivero

Ses Editörleri
George Lockwood
Robert Todd

Araştırma
Cheyenne Spetzler
Josephine Volpe
Peter Coogan
Eduardo Sanchez

İspanyolca Seslendirme
Ignacio Rivera

Çevrimiçi Düzenleyici ve Renk Uzmanı
Michael H. Amundson

Ses Karışımı
John Jenkins

Arşiv Malzemesi
Mike Beetem
İngiliz müzesi
Michael Coe
H. Dubois
Galina Dzeniskevitch
Galina Ershova/Bilinmeyen Gezegen Prod.
Alan Müzesi
Gordon W. Gahan
Kurt Ghode, Transilvanya Üniversitesi
Gillett Griffin
Görüntü Bankası Filmi/Getty Images
Kütüphaneci, Glasgow Üniversitesi Kütüphanesi
Ann Parks Hawthorne
Otis Imboden
harri kettunen
S. Ashley Kistler
National Geographic Society
Doug Stern / National Geographic Resim Koleksiyonu
New York Times/Redux Resimleri
Peabody Arkeoloji ve Etnoloji Müzesi, Harvard Üniversitesi
Merle Greene Robertson
David Schele
char süleyman
David Stuart
George E. Stuart
Thames ve Hudson
ABD Savunma Bakanlığı
Oklahoma Üniversitesi Yayınları
WQED
Michel Zabé / AZA
Maya Vazolarının kullanıma sunulduğu fotoğraf ve kopya Justin Kerr, 2008
SLUB Dresden / Deutsche Fotothek

Baş Danışman
Michael D. Coe

Danışma Kurulu
Federico Fahsen
William L.Fash
Nikolai Grube
Stephen D.Houston
Justin Kerr
Simon Martin
Peter Mathews
Mary Ellen Miller
Robert J. Paylaşan
David Stuart
George E. Stuart
Karl A. Taube
barbara tedlock
Evon Vogt

Özel teşekkür
IDAEH - Guatemala Antropoloji ve Tarih Enstitüsü
IHAH - Ulusal Antropoloji ve Tarih Kurumu, Honduras
Ministerio De Cultura Y Deportes De Guatemala
Ulusal Arkeoloji ve Etnoloji Müzesi, Guatemala Şehri
OKMA Maya Dil Merkezi, Antigua
Huntington Kütüphanesi
Maya Araştırma Merkezi, Kuzey Karolina
Metropolitan Sanat Müzesi, NY
Pennsylvania Üniversitesi Arkeoloji ve Antropoloji Müzesi
Kolomb Öncesi Sanat Araştırma Enstitüsü
Boston Güzel Sanatlar Müzesi
Sachsische Landesbibiliothek, Dresden
Kunstkamera Müzesi, St. Petersburg
Christophe Helmke
Philip Wanyerka
Marc Zender

Meksika'nın izin verdiği arkeolojik sit alanlarında ve müzelerde çekimler
Ulusal Antropoloji ve Tarih Enstitüsü
CONACULTA - İNAH - MEKSİ

tarafından sağlanan ulaşım
Meksika Havayolları

Yapımcı
Nick Noxon

Editör devreye alma
Christoph Jorg

Unité Découverte et Connaissance
Hélène Coldefy

NOVA Serisi Grafikler
yU + co.

NOVA Tema Müziği
Walter Werzowa
John Luker
Musikvergnuegen, Inc.

Ek NOVA Tema Müziği
Işın Loring

Altyazı
Altyazı Merkezi

NOVA Yöneticisi
ashley kral

Tanıtım
Carole McFall
Eileen Kampüsü
Lindsay de la Rigaudiere
Victoria Louie
Kate Becker

Araştırmacı
Gaia Remerowski

Üretim Koordinatörü
Linda Callahan

paralegal
Raphael Nemes

Yetenek İlişkileri
Scott Kardel, Av.
Janice Sel

Hukuk Müşaviri
Susan Rosen

Asistan Editör
Alex Kreuter

Yardımcı Yapımcı, Post Prodüksiyon
Patrick Carey

Post Prodüksiyon Süpervizörü
Regina O'Toole

Post Prodüksiyon Editörü
Rebecca Nieto

Üretim Sonrası Müdürü
Nathan Gunner

Denetleyici Yapımcı
Stephen Sweigart

İşletmeci
Joseph P. Tracy

Üreticiler, Özel Projeler
lisa mirowitz
David Condon

Koordinatör Yapımcı
Laurie Cahalane

Kıdemli Bilim Editörü
Evan Hadingham

Kıdemli Dizi Yapımcısı
Melanie Wallace

Genel müdür
Alan Ritsko

Kıdemli Yönetici Yapımcı
Paula S. Apsell

Night Fire Films ve ARTE France ortaklığında bir NOVA Prodüksiyonu

Bu materyal, 0407101 numaralı Hibe kapsamında Ulusal Bilim Vakfı tarafından desteklenen çalışmalara dayanmaktadır. Bu materyalde ifade edilen herhangi bir görüş, bulgu ve sonuç veya tavsiye yazar(lar)a aittir ve Ulusal Bilim'in görüşlerini yansıtmayabilir. Temel.

Bu programda ifade edilen herhangi bir görüş, bulgu, sonuç veya tavsiye, National Endowment for the Humanities'in görüşlerini yansıtmaz.


Maya Hiyeroglifleri ve Alfabeleri

Mayaların hiyeroglif dili genellikle glif adı verilen bireysel alfabelerin kullanılmasından oluşuyordu. Glifler, genellikle bir veya daha fazla sembolden oluşan ve tek bir kelime öbeği veya kelimeyi belirtmek için kullanılan ayrı dil birimleriydi. Tek bir Maya kelimesini hecelemenin birçok farklı yolu vardı, sonuç olarak Mayaların büyük bir glifleri vardı. Bunlardan bazıları modern bilim tarafından logogram olarak sınıflandırılırken, diğerleri heceogram olarak sınıflandırılır. Her ikisi de Maya hiyerogliflerinde yaygın olarak kullanılmıştır.


MAYA HİYEROGLİFLERİNİN DEŞİFRE EDİLMESİ TARİHİ

İSPANYA DÖNEMİ
1517'de İspanyol kaşifler Yucatan kıyılarına ayak bastıklarında, yarımada sürekli birbirleriyle savaş halinde olan ve kendi sınırlarını oluşturmaya çalışan şehir devletlerine bölündü. Her şehir devletinin, altında cesur savaşçılardan oluşan bir elit olan "halach uinic" adlı bir hükümdarı vardı. Rahipliğin, yaşamları din ve takvim tarafından yönetilen Mayaların yaşamları üzerinde muazzam bir etkisi vardı. Kitapları ve takvimi tutmaktan rahipler sorumluydu (Coe 1992: 71-72).

Mayalarla ilgili en kapsamlı eser, Fray Diego De Landa'nın 1566 civarında yazdığı Relacion de las Cosas de Yucatan ("Yucatan Şeylerinin Hesabı") idi. Maya Hiyerogliflerini çözmenin anahtarı (Houston 1989: 8). Bununla birlikte, yaklaşık 300 yıl boyunca, Maya gliflerine olan ilgi on dokuzuncu yüzyılda yeniden alevlenene kadar el yazması tanınmadı. De Landa'nın Maya günleri ve aylarıyla ilgili açıklaması 1863'e kadar gün ışığına çıkmadı (Coe 1992: 73-80).

Şehir devletlerinin en güçlüsü olan Kiş, Yeni Dünya'nın bilinen en büyük edebi başarısı olan "Popol Vuh" ya da "Danışmanlar Kitabı" destanını sömürge dönemine kadar korudu. "Popol Vuh", sömürge döneminin ortasında İspanyol harfleri kullanılarak yazılmıştır. Bu kitap Maya kültürünün bazı sırlarını anlamada çok yardımcı oldu (Coe 1992: 72). Bu arada, Maya yazıcıları, glifler Maya geleneğinde ve Batılı bilimde kayboluncaya kadar Avrupa yazısını giderek daha fazla kullanmaya başladılar (Houston 1989: 8).

18. yüzyılda, Chiapas, Palenque yakınlarındaki kayıp bir şehrin söylentileri Guatemala Kraliyet Seyirci Başkanı Josef Estacheria'ya ulaştı. 1784'te Estacheria, Palenque'ye gitmek için İspanyol kaptan Andonio del Rio'yu ve Ricardo Almendariz'i seçti. Del Rio ve Almendariz, 1787'de harabelere ulaştı ve ormanla kaplı yapılardan bazılarını temizledi. Bu iki İspanyol ayrıca Palenque Sarayı'nda bazı eserler ve bir tahtın ayağını topladı ve sonunda Madrid, İspanya'ya gönderildi (Coe 1992: 74).

Del Rio, Palenque hakkındaki raporunu Almendariz'in çizimi ile birlikte Haziran 1787'de sundu. Estacheria, raporu uygun arşivlerde saklandığı ve hemen unutulacağı İspanya'ya gönderdi (Coe 1992, s.74).

AYDINLANMA
On dokuzuncu yüzyılın başında İspanya kolonilerini kaybetti ve Chiapas Guatemala'nın bir parçası oldu. 1822'de Del Rio'nun raporunun İngilizce çevirisi Londra'da yayınlandı. Almendariz'in 17 çizimi, Maya yazısının yayınlanan ilk çizimleriydi ve rapor ve levhaları Mayalara yeniden ilgi uyandırdı. Aynı zamanda, Maya perdesi katlanmış bir el yazması olan Dresden Codex, Dresden Kraliyet Kütüphanesinde ortaya çıktı ve kısmen Alexander von Humboldt tarafından yayınlandı (Houston 1989: 8).

1834'te Guatemala hükümeti Juan Galindo'yu Copan bölgesini keşfetmesi için gönderdi. Galindo, Peten valisi olarak atandı ve 1831'de Palenquee'yi keşfetmeye başladı. Yerli Kızılderililerin piramitleri inşa eden insanların gerçek torunları olduğu ve "Maya uygarlığının dünyadaki diğer tüm uygarlıklardan üstün olduğu" sonucuna vardı (Coe). 1992: 75).

Galindo ayrıca anıtlardaki yazıların dilin fonetiğini temsil ettiğine inanıyor ve hem Copan hem de Palenque'de mimari, heykel ve yazının benzer olduğunu öne sürüyordu (Coe 1992: 76). Galindo, tüm yazılarında Del Rio'nun raporunu tamamen görmezden geldi. 1840 yılında Galindo, Honduraslılar tarafından öldürüldü.

Constantine Rafinesque-Smaltz (1783-1840), 1827'de Maya yazısını deşifre etmeye çalıştı. Çok zayıf araştırma materyali ile Rafinesque, Maya gliflerini deşifre etmede iki büyük atılım gerçekleştirdi. Birincisi, Dresden Kodeksi'ndeki yazı ile Palenque yazısının aynı yazı olduğuna inanıyordu ve ikincisi, Maya sayı sistemindeki çubukların ve noktaların değerlerini fark etti. Çubuklar beş sayısını ve noktalar birimleri temsil eder (Coe 1992: 89-91):

John Lloyd Stephens ve Frederick Chatherwood'un isimleri de Maya yazı yorumlamasındaki atılımlarla bağlantılıdır. Bu kaşifler 1839 ve 1842'de Orta Amerika'yı ziyaret ettiler ve seyahatlerinin hesaplarını yazdılar. Catherwood, Maya gliflerini ve sanatının şekillerini yeniden üretip küçülttü, Stephens ise güney topraklarında dil ve yazının birliğini ve konuşulan Maya dilinin Maya yazılarının deşifre edilmesinde rol oynadığını öne süren uzak görüşlü ve fütürist yorumlar yaptı. Stephens ayrıca, belki de ormanın altında yatan bir "kayıp şehrin" varlığını öne sürdü ve uzun yıllar sonra Peten'in "kayıp şehirleri" (Uaxactun, Tikal, Naranjo, Nakum, Holmul ve diğerleri) keşfedildi (Coe 1992: 93- 98 Houston 1989: 9).

1862'de Abbe Charles Etienne Brasseur de Bourbourg, De Landa'nın "260 günlük takvimdeki günlerin adlarını ve yaklaşık güneş ışığında ayların adlarını" içeren "Relacion de las Cosas de Yucatan" adlı el yazmasının kısaltılmış bir versiyonuna rastladı. 365 yılı, uygun hiyeroglifleriyle ortaya çıktı" (Coe 1992: 101). De Landa, Maya yazı sisteminin nasıl çalıştığını açıkladı. Breaking the Maya Code (1992) adlı kitabında Michael Coe, De Landa'nın el yazmasından "Maya hiyeorlifik yazısının deşifre edilmesi için gerçek Rosetta Taşı" (s.100) olarak bahseder.

(Kaynak: Coe, Michael D.Hudson, 1992: 105). Maya Kodunu Kırmak Thames ve Hudson, 1992:105).

YİRMİNCİ YÜZYIL
Maya gliflerini yorumlamaya çalışırken iki araştırma çizgisi izlenmiştir: fonetik-dilsel yorum ve Maya hiyerogliflerinin ideogramlar olduğunu açıklayan takvimsel-astronomik yorum. On dokuzuncu yüzyıl sona erip yirminci yüzyıl başladığında takvimsel-astronomik yorum zafer kazandı ve ne yazık ki bu görüş Maya yazılarının incelenmesini ve anlaşılmasını neredeyse yarım yüzyıl geride bıraktı.

Ernest Forstemann (1822-1906), Saksonya Seçmenleri Kraliyet Kütüphanecisi (şimdi Doğu Almanya'da), Maya takviminin büyük deşifrecisi olarak duruyor. Forstemann'ın birçok keşfi arasında, vigesimal (yirmi taban) sisteminin kullanımı, Venüs tablolarının (Dünya'dan bakıldığında Venüs'ün 584 günlük görünen döngüsü) ve Dresden Kodeksi'ndeki ay tablolarının tanınması (muhtemelen ay tutulmaları uyarısı) sayılabilir. Maya için kötü bir alâmet olan) (Coe 1992: 108).

Ancak, anıtların yazıtları hala bir gizem olarak kaldı. Yirminci yüzyıl başlarken, Maya yazılarının incelenmesi, bireysel maceracılar veya özel hayırseverler yerine kurumlar tarafından giderek daha fazla desteklenmeye başladı.

Amerikalı bir arkeolog olan Sylvanus Griswold Morley, Washington'daki Carnegie Enstitüsü'nü Maya uygarlığı üzerine uzun vadeli araştırmaları desteklemeye ikna etmeyi başararak Maya yazılarının araştırılmasına büyük katkı sağladı. Enstitü'nün desteğiyle Chichen Itza, Quirigua, Copan ve Uaxactun'daki kazılar ciddi bir şekilde başladı (Coe 1992: 128 Houston 1989: 11-12).

Dr. Coe'ya göre, Carnegie Enstitüsü ile veya Carnegie Enstitüsü için çalışan hemen hemen tüm uzmanlar tarafından tutulan Klasik Maya yazıtlarının doğası ve içeriğine ilişkin hakim görüş, takvimsel veya astronomik olmayan yazıtları görmezden gelmek veya atmaktı. Maya hükümdarları olduğu düşünülen figürlerin yanı sıra küçük yazıtlar. Coe, muhtemelen "Carnegie döneminin, herhangi bir ilerleme ya da herhangi bir "Maya yazıtlarının gerçek külliyatı" üretmemesinin nedeninin bu olduğunu tahmin ediyor (s.129).

1915'te İngiliz antropolog Eric Thompson, Carnegie Enstitüsü'nün Chichen Itza'daki projesinde Maya tarihleri ​​ve hesaplamaları hakkındaki bilgisini vurgulayarak bir iş istedi. Thompson işe alındı ​​ve Maya hiyeroglif yorumunda "Thompson dönemi" olarak bilinen dönem başladı.

Thompson, tarihi tekrar eden bir kehanet olarak gördü. Maya yazısının fonetik yerine ideografik olduğu kavramına dayanarak Maya yazımı ve toplumu hakkında çok soyut bir görüş geliştirdi. Thompson'ın görüşüne göre Maya hükümdarları, "zamanın doğası ve kehanet hakkında felsefi spekülasyonlara verilen barışçıl rahipler"di (Houston 1989: 14). Thompson'ın güçlü kişiliği ve akademik prestiji, Maya gliflerinin deşifre edilmesini yarım yüzyıl boyunca geciktirdi.

Thompson döneminde, bir yazı sisteminin konuşulan dili kaydetmesi gerektiğinde ısrar eden ve De Landa'nın hece sistemine dayalı fonetik Maya yazısı sorusunu açan Benjamin Lee Whorf gibi birkaç muhalif ses vardı. Ayrıca "Eski İmparatorluk şehirlerinin dillerinin" deşifre edilmesinin Hitit yazı sisteminin yeniden inşası kadar önemli olacağını öngördü (Coe 1992: 136-139). Ne yazık ki, Whorf'un teorilerini gerçek deşifreye uygulaması arzulanan çok şey bıraktı, bu yüzden kuruluş tarafından ve özellikle Thompson tarafından şiddetle saldırıya uğradı.

En önemli fonetik atılım 1950'de Sovyetler Birliği'nde gerçekleşti. Bir dilbilimci olan Yurii Knorosov, alfabenin tamamen yanlış yorumlandığını belirten bir dizi makale yayınladı. Glifler ideogram olmaktan ziyade bir "hece, ünsüz/sesli harf kombinasyonu" idi ve "birleştiğinde, bu tür heceler ünsüz + sesli harf + ünsüzden oluşan kelimeler oluşturuyordu" ve birkaç Maya kelimesi sona erdiği için son sesli harfin düşürülmesi gerekiyordu. sesli harflerde. Knorosov, kodeksleri deşifre etmek için De Landa'nın işaretlerini kullandı (Houston 1989: 15-16).

Eric Thompson, Knorosov'un bulgularını esas olarak bir komünist propaganda hilesi olarak reddetti. Gerçek Maya yazılarının deşifresinin ciddi olarak başlaması için 1976'da Thompson'ın ölümü gerekti (Coe 1992: 144).

Bugün Maya dilbilimcileri ve arkeologlar, glifleri deşifre ediyor ve siteleri hızlı bir şekilde kazıyorlar. Yale Üniversitesi'nden Coe, David Stuart ve Floyd G. Lounsbury'ye göre, Austin'deki Texasxas Üniversitesi'nden sanatçı ve Maya bilgini Linda Schele ve diğer genç epigraflar, Maya yazılarının deşifre edilmesindeki ilerlemelerin ön saflarında yer alıyorlar (Scarborough 1994: 40).

Linda Schele ve Peter Mathews, "Eğer yazıtlar Maya dilini yansıtıyorsa, o zaman aynı sözdizimsel yapıyı da göstermelidirler" (Saunders 1992: 27) argümanını takip ederek birbirini takip eden altı Maya hükümdarının yaşam öykülerini yeniden inşa ettiler.

1980'lerin ortalarına gelindiğinde, Maya yazısının sonunda logografik, içerik olarak çoğunlukla fonetik olduğu kanıtlandı ve polivalans (birden çok sese sahip tek bir işaret ve birden fazla işarete sahip bir ses anlamına gelir) ve homofoni (birden fazla işarete sahip bir ses anlamına gelir) ilkeleriyle karakterize edildi. aynı ses değeri) ve Maya-Cholan dil ailesinde yazılmıştır (Saunders 1992: 27).

MAYA HİYEROGLİFLERİ
Maya uygarlığı, bugün doğu Meksika, Guatemala, Belize ve Honduras ve El Salvador'un batı kesiminde bulunan tropikal bölgede kurulmuştur (Stuart ve Houston 1989: 82). Stuart ve Houston'a göre, arkeolojik kazılar ve yüzey araştırmaları MÖ 1500 civarında M.Ö. insanlar zaten bu bölgeye yerleşmişlerdi ve "muhtemelen Maya'nın atalarına ait bir formu konuşuyorlardı". Bu insanlar, MÖ 250'ye kadar binlerce yıl ekvator ormanlarında yaşadılar ve geliştiler. sosyal ve politik yapıda belirli değişiklikler meydana geldiğinde (Stuart ve Houston 1989: 83).

İlk hiyerogliflere göre, sonraki iki veya üç yüzyıl, ilahi bir rol üstlenen lordlar tarafından yönetilen güçlü şehir devletlerinin yükselişine tanık oldu (Stuart ve Houston 1989: 82). Bu şeflikler, bugünkü Morelos, Veracruz, Oaxaca ve Chiapas eyaletlerinin güneyindeki Meksika Vadisi'ni ve El Salvador ve Guatemala'nın Pasifik kıyılarını işgal etti (Marcus 1991: 26).

İspanyollar fethi başlattığında Aztekler, Zapotekler, Maya, Zoque ve Mixtec gibi birçok halk Nesoamerica'da yaşıyordu. Farklı diller konuşuyorlardı ve farklı gelenekleri vardı, ancak hepsi ortak Mezoamerikan kültürel özelliklerini paylaştı. Maya, Yucatan'ın ovalarında anıtsal şehirler inşa etmesine rağmen. Yarımada, hiyeroglif yazı ve takvim sistemleri gibi en iyi bilinen başarıları, "anayurtlarının batısında bulunan daha eski toplumlar arasında" ortaya çıkmıştır (Marcus 1991: 26).

Eski gliflerle yazılmış ve şimdiki Oaxaca eyaletinde keşfedilen bir anıt, yazının MÖ 700 civarında mevcut olduğunu kanıtlıyor. (Stuart ve Houston 1989: 82) Marcus'a göre, bu zamana kadar Veracruz Olmekleri ve Mezoamerika'nın "ana kültürü" olarak kabul edilen "Tabasco" zaten düşüşteydi(1991: 26). Bununla birlikte, Olmecler, bir yazı sistemi kullansalar da kullanmasalar da, Mezoamerikan kültürünün temellerinin çoğunu hala attılar (Vickers 1995).

250'ye kadar, klasik Maya döneminin başlangıcında, yüzlerce sitede yaklaşık 250 hieropglif kullanılıyordu. MS 900 civarında sona eren Klasik Dönem boyunca, birçok taş anıtın yüzeyleri hiyerogliflerle kaplanmıştır (Stuart ve Houston 1989: 82).

MAYA LOGOGRAMLARI
Geriye dönüp bakıldığında, ilk epigraflardan hiçbirinin takvim dışı yazıtları deşifre etmek için De Landa'nın Maya alfabesini kullanmamış olması çok garip görünüyor. De Landa'nın çalışması ancak 1860'larda yeniden keşfedildi, ancak 1960'lara kadar hakim görüş, Maya gliflerinin tüm kelimeleri temsil eden logograflar veya işaretler olduğuydu. Bu görüş, örneğin, uzun takvimdeki 20 günlük aylardan birini yarasa adıyla betimleyen bazı arkeolojik bulgularla pekiştirildi, "ve ayın adı için işaret bir yarasayı tasvir ediyor" (Stuart ve Houston). 1989: 85).

Bu yüzyılın ilk yarısında tüm Maya çalışmalarına hakim olan Eric Thompson, Maya kalıntıları üzerindeki gliflerin dilin sesleri değil, ideograflar veya fikirleri kapsayan işaretler oldukları için konuşulamayacağını savundu (Scarborough 1994: 40). .

Çalışmalarını De Landa'nın fonetik alfabesine dayandıran ve sonunda Maya kodunu çözen Rus epigraf Yuri Valentinovich Knorosov'du (Stuart ve Houston 1989: 85 Scarborough 1994: 40). Knorosov, "alfabenin tamamen yanlış temsil edildiğine" inanıyordu (Houston 1989: 15). "Maya gliflerindeki kelimelerin, hecelerin veya harflerin seslerini bulmaya" çalıştı (Scarborough 1994: 40) ve De Landa'nın listesinin bir hece veya hece listesi olduğunu, burada her bir işaretin belirli bir kombinasyonu temsil ettiğini öne sürdü. ünsüz ve bir ünlü (Stuart ve Houston 1989: 85) Bir kez birleştiğinde, heceler ünsüz + ünlü + ünsüzden oluşan sözcükleri oluşturdu ve "birkaç Maya sözcüğü ünlüyle bittiği için son harf atıldı" ve bu düşen ünlü " ilki, "eşzamanlılık" olarak adlandırdığı bir ilkedir" (Houton 1989: 15-16). 'Eşzamanlılık' ilkesine göre, kelime yazıldığı zaman yazıcı, "başlangıçtaki heceyle aynı sesli harfi içeren bir hece seçmiş olurdu" (Stuart ve Houston 1989: 85). Houston'a göre bu çok önemliydi çünkü "fonetik bir yazımda ikinci hecenin ünlüsünü" ortaya çıkardı (1989: 16).

Korosov, teorisini kanıtlamak için, çoğu glifin hayvanlar ve tanrılarla ilgili sahnelere eşlik ettiği kodlara geri döndü ve gliflerin "görüntüleri açıklayacağını ve etiketleyeceğini" umdu (Houston 1989: 9). 'Ku' için De Landals işaretiyle başladı ve onu Yucatec'teki "Kutz"daki "türkiye"nin yazılışına uyguladı. "tzu." Ardından Korozov, ilki varsayımsal "tzu" ve ikincisi De Landa'nın "Lu"su olmak üzere köpek için iki glife döndü. "Tzul" veya "Iltzu-l(u)," Maya'nın yazacağı gibi, "köpek" için eski bir Yucatec kelimesiydi (Houston 1989: 16-17 Stuart & Houston 1989: 85).

Knorosov'un çalışmaları şimdi kanıtlandı ve geçerli olarak kabul edildi, ancak Batı'da neredeyse hiç kimse onları başlangıçta kabul etmedi. Knorosov'un Rusça'dan Sophie Coe tarafından tercüme edilen The Writing of the Maya Indians (1967) adlı kitabında belirttiği gibi, "Amerikan 'takvim' ekolünün başkanı Eric Thompson. Maya yazılarında fonetik işaretlerin kullanımını kategorik olarak reddetti. Landa'dakiler ve Landa 'alfabesinin' anlaşılması güç bir şekilde yazılmış işaretlerinin çoğunun Maya kodlarındaki işaretlerle eşitlenemeyeceği konusunda ısrar ettiler" (s. 33). Knorosov, Thompson'ın teorisini reddetmesinin nedenlerinden birinin de siyaset olduğundan bahseder. Thompson, bildiği kadarıyla Rusya'da deşifre olmadığını ve bu nedenle asla olmayacağını yazmıştır (Korosov 1967: 33).

İki batılı bilim adamı, Heinrich Berlin ve Tatiana Proskouriakoff, yazıtların içeriğini anlamada önemli ilerleme kaydettiler. 1958'de Mexico City'de yaşayan Berlin, belirli bir glif kategorisinin yerleri veya bu yerlerdeki yönetici aileleri temsil ettiğine inanıyordu. Maya yazımı üzerine yapılan çalışmaların ana odak noktası olan bu gliflere "Amblem Glifleri" adını verdi. Two years after Berlin's work, Proskouriakoff, then charting changes in artistic Maya style, noted that the "pattern of dates on the monuments corresponded to periods" in a human's life (Stuart and Houston 1989: 85-86). As Stuart and Houston point out, Proskouriakoff demonstrated convincingly that "the recorded dates marked historical events in the lives of named rulers and their families" (1989: 86). For the first time Maya scholars understood that the writing system included both logograms and syllables of the consonant-vowel pattern.

For Stuart and Houston the basic elements of Maya writing are signs, of which only about 800 are known.They explain their understanding of the Maya signs as follows:

According to Stuart and Houston, the decipherement of Maya glyphs gets even more complicated because of the signs that share the same values (allographs), which are not only restricted to syllables but to words. For example, "the Maya word 'kan' (or 'kaan') may mean snake, I 'sky, I or four, I just as the English word for tie, may mean an article of clothing . or an equal score in an athletic context" (1989: 87). It is possible that the Maya used allophony for punning, as when using a "sky" sign when they meant "four."

It is interesting to note that by 580 A.D. glyphic texts appeared in great quantities and on a wide variety of media, something that might suggest a high literacy rate or a bigger population. But by 790 A.D. the insciptions started showing signs of ineptitude with irregular and almost casual incision and little attention to detail. Few writings have been found from about 900 A.D. to the Spanish conquest. The codices date from about A.D. 1250 to 1450 (Houston 1989: 24).

Since Knorosov, Berlin, and Proskouriakoff revolutionized Maya studies with their discoveries (the phonetic alphabet and the glyphs recording the names and deeds of native lords), epigraphers have been revealing "accounts of courtly officials, warriors, scribes, and sculptors, ladies of the blood and sacrificial captives" (Houston 1989: 52). But so far these accounts reveal only the deeds and concerns of the elite, or the apex of the Maya society (Houston 1989: 52 Stuart and Houston 1989: 87).

The following section attempts to give a summary of the history of the Maya rulers as it is known today. Most inscriptions were commissioned by the ruling elite and record information that these rulers considered important. So far, the record is silent about the common people, the minor artisans, farmers, merchants, traders, and masons, and their everyday lives and concerns.

THE HISTORY OF THE MAYA RULERS
The first written history of the New World before the Spanish conquest has come to light thanks to the recent interpretation of Maya hieroglyphs. This written record demonstrates that the Maya were the first Americans whose rulers, deeds and personalities are comparable to their Egyptian, Greek, and Roman counterparts (Johnson 1986: 39).

Since researchers now know how the Maya arranged verbs, objects, subjects, and punctuation, the process of translation is proceeding at a rapid pace. Bower (1986) explains that most inscriptions are made up of a date, the name of the subject (often a king), which can take as many as 30 glyph blocks (several glyphs per block) , and an event like the capture of a lord (p. 361) Also, the glyphs often record another important event: death.

William Weber Johnson (1986: 44) notes that Dr. Linda Schele believes that the Maya rulers strove to be remembered by future generations by building monumental structures and stelas and writing of their conquests and rituals on their surfaces. Also, the imagery in Maya art seems to have been made for these rulers and their families as "major political and religious statements of their world" (Schele 1987: 39).

In their book A Forest of Kings (1990), Linda Schele and David Friedel write that all the great events in the lives of rulers births, accessions, marriages, conquests, defeats, deaths, and births of children - were recorded on public monuments. Also, the kings, wives and courtiers commissioned monuments of their own. And artists and sculptors signed their names so they would be recognized by future generations (p. 19).

These rulers, like the Egyptian pharaohs, were considered living gods and they called themselves "Ahau." They ruled over the tropical lowlands of Central America and flourished for over a thousand years (200 B.C. to 900 A.D.). Schele and Freidel (1990: 17) note that the classic Maya world was organized at its peak into more than fifty independent states covering more than 100,000 square miles of forests and plains.

The divine "ahauob" ruled over millions of people -craftsmen, farmers, traders, warriors, and nobility- in capitals containing pyramids, palaces, plazas, and temples and serviced by tens of thousands of people. The Maya also engaged in war, trade, and diplomacy with other states in the mountains of Central Mexico. Schele and Freidel called this "a civilized world: a world of big government, big business, big problems, and big decisions by the people in power" (1990: 17).

Joyce Marcus (1992) writes that between 3,000 and 2,500 years ago, a network of chiefdoms ran from the Valley of Mexico south through the present states of Morelos, Veracruz, Oaxaca, and Chiapas to the Pacific coast of Guatemala and El Salvador and that "the Maya who occupied the southern lowlands of the Yucatan Peninsula" were "relatively late participants in this network" (p. 26).

In the introduction to the book Classical Maya Political History: Hieroglyphic and Archaeological Evidence (1989), Norman Hammond writes that scholars divide Mesoamerica into four principal regions according to the amount of archaeological, epigraphic, and interpretative research being done. The f our regions are the Western region which includes Palenque and the Passion sites (Altar de Sacrif icios and Seibal) the southeast region with a significant number of inscriptions at Copan and Quirigua the northeast Peten region (Uaxactun, Tikal, and Rio Azul) and the Yucatan Peninsula region (Chichen Itza) . The Peten is often considered the heartland of classic Maya civilization, and also has an abundance of inscriptions covering the entire historical span of the Classic Period, especially with the history of the Tikal dynasty. The Yucatan has fewer inscriptions than the other regions but is starting to achieve historical status as a political center thanks to work being done by Linnea H. Wren and Peter Schmidt (p. 3) .

According to Stuart and Houston (1989), the primary concerns of the ruling elite seemed to have been lineage ties and, political authority. After Berlin and Proskouriakoff constructed lists of the kings at Palenque, Piedras Negras and Yaxchilan, later work clarified the family relationships among the people named in the inscriptions. It is now clear that during the Classic Period Maya rule was passed from father to son and family connections appear to have been of great importance to the political organization of the society (p. 87).

According to Schele (1987), two of the first ancient Maya names were Shield Jaguar, the king of Yaxchilan, from October 23 A.D. 681, to June 19 742, and his son, Bird Jaguar, who reigned until 771. On October 28, A.D. 709, Shield Jaguar and Lady Xoc, his principal wife, underwent a blood-letting ceremony, 62 days after the birth of their son, Bird Jaguar, to another of his wives. Shield Jaguar, over 60 years old, and his wife, were probably sanctifying the birth of a son. Later on, in February 12, 724, Shield Jaguar won a battle in which he took captives and commissioned the three lintels in which this story is told and who were placed in the same structure (pp. 40-41).

Bird Jaguar became king ten years after his father's death. There is no record why it took him so long to come to the throne, but there is also no record of other kings in the interim. On February 18, A.D. 752, Shield Jaguar celebrated the birth of his son and heir, Shield Jaguar II. Eighty three days before the birth of his son, Bird Jaguar went to battle, won and became the high king (Schele 1987: 42). Other inscriptions at Yaxchilan name the founder of the Yaxchilan dynasty as Progenitor Jaguar and suggest that he came to the throne in A.D. 320.

Marriage among ruling lineages of different city states had an important role in diplomacy and in forging alliances and members of the royal family "who were not in direct line to the throne sometimes filled the bureaucratic roles" (Stuart and Houston 1989: 87). A ceramic vessel found in the Naranjo area of northern Guatemala is signed "the son of the Naranjo 'ahaw' and the lady of Yaxhall (Stuart and Houston 1989: 87).

War between city-states was an important endeavor. Stuart and Houston (1989) note that it was a royal duty, and a matter of pride, to take prisoners. "One king from Yaxchilan is almost always referred to in the inscriptions as 'he' of the 21 prisoners" (p. 88). Houston (1989) notes that for such war-like people 21 captives does not seem worth mentioning unless 'twenty one' meant more than twenty or a low count of captives referred to the number of royal or high status prisoners (p. 54).

The Lake Petexbatun region of the Guatemalan lowlands has extensive records of warfare. The inscriptions indicate that in a span of 40 years some city-states shifted alliances from friendly to belligerant and back again. And a city-state centered in Dos Pilas (Petexbatun region) waged several raids, expanded, and then lost its grip on the conquered lands and shrank to its original size, all within the same 40 year span (Stuart and Houston 1989: 88).

According to Tim Applebaum (1994: 733), epigraphers Simon Martin and Nikolai Grube believed that many individual cities were tied in two large, durable alliances and each alliance was led by a dominant power (for example, the city of Tikal in Guatemala and an even larger urban center at the base of Yucatan called Calakmul). Both Martin and Grube speculate that the collapse of the great alliance of Calakmul in the middle of the eigth century might "have contributed to the political fragmentation and widespread warfare that followed" (Applebaum 1994: 733).

Applebaum (1994) writes that early Classic texts from Caracol in Belize imply an alliance between Calakmul and Caracol because a hieroglyphic stairway from Dos Pilas identifies the ruler of Calakmul as lord of the local king, known as ruler 1. Also, another stela from the city of Naranjo names Calakmulls ruler as the lord of the Naranjo king, Smoking Squirrel. In the same article, Applebaum also quotes Grube stating that it seems that by A.D. 730 there was not one single state in the Maya lowlands that was not in a political sphere. Calak. ills domain included a ring of cities near Tikal, among them Dos Pilas, El Peru, and Naranjo, while Tikalls smaller sphere included the distant site of Palenque and other neighbors (p. 734).

For Applebaum, it seems that Calakmul tried to unify all the lowlands under its power, but somehow it over-reached and around 740 or 750 Tikal, under powerful kings, overthrew Calakmul in a series of conflicts. And Calakmulls glyph, which translates roughly as "the unifier," disappeared at all distant sites (p. 734).

Warfare was a very serious business at Dos Pilas, although incriptions in other areas imply that conquest was not always the main purpose of war perhaps ritual played a part. Understanding emblem glyphs might shed some light on this question. The majority of scholars today think that emblem glyphs refer to city-states (polities) larger than the specific sites where they appear (Stuart and Houston 1989: 88-89).

Stuart and Houston (1989) believe that some specific names refer to natural site characteristics like Aguateca (Petexbatun region) was called IlKlinich Wits," or "Sun Faced Hill," with the written record depicting a "hill" sign split at the top (p. 89). Stuart and Houston also write that the Maya probably gave names to the structures they built because some funerary pyramids are referred to as "wits" or "hills." Furthermore, the Maya referre to the inscribed upright stelae, found in great numbers in their cities, as "plant stones" or "tree stones" (p. 89).

Joyce Marcus (1991) states that the Maya depicted prisoners as the pedestals on which the winning rulers stood. Marcus gives the example of the early Monument 3 from San Jose Mogote (in the Oaxaca Valley), which has a stone depicting what appears to be a sacrificial victim, sprawled on the floor with blood flowing from his chest after removal of his heart. Between the f eet of the figure is the Zapotec day sign for "earthquake" placed above a dot. Marcus believes that the name of the victim was probably 1 Earthquake (p. 28).

Of note is the fact that stone monuments erected at four different early sites -Chiapa de Corzo, Tres Zapotes, El Baul, and Abaj Takalik- do not lie within the area generally assigned to the Classic Maya. The earliest securely dated monument in the Maya lowlands, Stela 29, is in Tikal, northern Guatemala its date corresponds to July 6, 292 A.D., in the western calendar (Marcus 1991: 28-29).

According to Johnson (1986), Merle Green Robertson and Dr. Schele have an almost complete record of Palenque's rulers and their achievements from the birth of Kuk I in A.D. 397 to the accession of 6 Cimi Pacal in A.D. 799, almost at the end of the Classical Period- a list of 19 rulers, including two women. Pacal's reign seemed to have been a sort of a golden age for the city-state. He was succeded by his son, Chan-Bahlum II, and his reign was almost as good as his father's. Next on the throne was Kan-Xu. II, his second son who was captured in a war with Tonina and was eventually sacrificed (pp. 44-45).

Women played a central role in Maya culture. Houston (1989) states that there is enough evidence to show that the wives of rulers were royal themselves, sometimes of foreign birth. These weddings seemed to have established useful bonds between powerful families, and in the case of new or struggling dynasties, obtained the prestige of older blood lines. However, these bonds were rarely durable (p. 55).

There was plenty of blood-letting (like tongue-piercing and testicle piercing) and terrible ways of sacrificing captives (such as skinning, decapitation, and the extraction of the beating heart) . But courtly life also had other dimensions, such as dances with the iridiscent plumes of the quetzal bird, covering buildings with flowers, royal coronations, and the building of stelae, temples and palaces. The Maya noted when these structures were built as well as what their names were for example, the "Accession House," and the "Sweat-bath House" (Houston 1989: 56).

Another pasttime of courtly life was sports, which included the ballgame, played within a narrow alley between two parallel structures. Players scored points by moving the ball over flat markers on the floor or through rings on the wall. The rules for this game are not fully understood yet (Houston 1989: 57). Houston also writes that "at the end of their lives rulers were buried in high style under pyramids, in tombs with jaguar pelts, jade and fine ceramics" (p. 57).

THE CALENDRICAL SYSTEM
In 1880, Ernst Forstemann, a royal librarian at Dresden, began studying the Maya hieroglyphs in the surviving codices (books written on bark-paper, of which the Dresden Codex is the most famous) and in the few inscribed monuments known at the time. In 14 years Forstermann deciphered the workings of the Maya calendar. He demonstrated that the calendar is based on paired cycles of 260 days and 365 days. The date is commonly expressed by noting its position in both the 260 and 365 day cycle. Because this combination repeats itself every 52 years the Maya chroniclers recorded a "date's position in a more precise long count, I a linear reckoning whose starting point is the year 3114 B.C." (Stuart & Houston 1989: 84).

At a symposium organized by the Kimbell Ark,- museum in July 1986, Floyd Lounsbury, a Yale anthropologist, "explained that the Maya developed a complex 'day count' calendar 16 centuries before a similar system was devised in Europe" (Bower 1986: 361).

Marco y Marcus De Paz in the book Calendario Maya: el camino infinito del tiempo (1991), wrote that the complicated Maya chronological system seems to have been created by one person, although data about the movements of the sun and the moon had been accumulated for many centuries (1991: 19). De Paz notes that the American archaeologist Sylvanus Morley thought the calendar was conceived at the end of the seven baktun, or the year 7.0.0.0.0. of the Mayan era, around 353 B.C., or at the latest in the year 7.6.0.0.0., 235 B.C., probably in Tikal or around Uaxactun, because these are the two oldest known dates (1991: 19-20).

De Paz also lists some of the forms by which the Maya measure time. The following are a few examples (1991: 23-24):

a. The TZOLKIN, or short count, also known as the ritual calendar. It consisted of 260 days, divided in 13 periods of 20 days. The sacred year starts with 1 Ik.

B. The HAAB, or tropical calendar, also known as the civil calendar, consisted of 365 days divided into 18 months of 20 days, plus 5 additional days called 'Uayabab' or 'Uayeb'. This year started with the month '0-Pop'.

C. The CALENDRICAL WHEEL consisted of a cycle of 52 Haab years, composed of 4 periods of 13 years each, for a total of 18, 980 days, the time that must pass so any given day might coincide with a Tzolkin day and with any given position of the Haab. For example, 2 Ik (Tzolkin) and O-Pop (Haab) will again after 52 years. The fourteen and fifteen century Mexicans called this coincidence Ixiuhmolpilli, or a knot or package of years.

NS. The LONG COUNT, which was a system to register time in its linear form. The long count was the calculation of the number of days that had passed since the date 4 Ahau 8 Cumku, from which the Maya started counting time.

For Joyce Marcus, the 260-day calendar was based on twenty and it was used by all Mesoamerican Indians, and the day names were based on animals and natural phenomena. Thirteen was a lucky number. The importance of the 260-day calendar was so significant that among the Zapotec, Mixtec, and Aztec, "children were often named for the day of their birth," in such a way that children's names were, for example, 2 Wind, 5 Flower, 3 Crocodile, and 8 Deer. The day name was given from a hieroglyphic sign, and to give the number the dot (1) and the bar (5) were used. For example, 8 Deer would be written as a bar with three dots and a picture of a deer Is head (Marcus 1991: 27).

The Maya notation of time "has many possible uses--including history, religion, and myth" but scholars did not know what the non- calendrical portions of the Maya inscriptions were saying (Stuart and Houston 1989: 84-85)

MAYAN CALENDAR

To calculate the Mayan Date, enter the Gregorian Date below. The Gregorian Calendar is the standard western calendar that most use today.
View Mayan Calendar Stone

The order is Gün, Month Number, and 4 digit Yıl
eg. 1st of February, 1998 is: 1 2 1998

Months of Solar Calendar

Mayan Month Anlam Mayan Month Anlam
Pop Şef Zac Frog
Uo Night Jaguar Ceh Red Deer
Zip Cloud Serpent Mac Enclosure
Zotz yarasa Kankin Dog of the Underworld
Tzec Sky and Earth Muan Kuş
Xul Dog Sulh Great Puma
Yaxkin First Sun Kayab Turtle
Mol Toplamak Cumhu Underworld Dragon
Chen Cave of the Moon Uayeb Poisoned
Yax Yeni
The numbers before the day and month names in the Java calendar designate the date in each of the two Mayan calendars. The Mayans used two calendars running simultaneously. The first is the religious calendar year of 260 days (numbers 1-13 * 20 day names). The second is the solar calendar year of 365 days (20 days per month * 18 months + 5 days in Uayeb, an unlucky period of the year used to synchronize the calendar with the sun). Together, the two calendars name the unique date in a 52 year cycle called the "Calendar Round."

The second set of numbers, #.#.#.#.#, is called the Long Count date. It is a day by day count of days since the beginning of time for the Mayans. We now use a 10-base numbering system (0-9). The Mayans used a 20-base numbering system (0-19). The values in the Long Count are 0-12.0-19.0-19.0-17.0-20 so 7/28/98 which is
12.19.05.07.00 would be calculated
(0*1) + (7*20) + (5*360) + (19*7200) + (12*144000) = 1866740 days since the beginning of the current age (a Pictun)

Throughout history only a handful of cultures invented and developed an original complex written language. The Maya were one of these few. From their written record the Maya are now telling us how people lived on the American continent, at a time when the Assyrians, Egyptians and Chinese were at a similar societal developmental stage.

The Mayan written history and the study of the hieroglyphics shows the language to be highly sophisticated and detailed, with puns and jokes, lies and bragging, as well as the tales of kings, or lords of city states, and their wars and ceremonies. The picture of life emerging in the ancient world of Mesoamerica is one filled with wars and heroes, peagantry and cruelty, diplomacy and betrayal. This history is continually changing as new epigraphic and archaeological discoveries come to light.

The Mayas were not the first Mesoamericans to use writing and a calendar. But, under the Mayas both writing and the calendar acquired a level of development and sophistication not seen before. Questions for future research include: where di" the Mesoamerican writing develop and when? Were there multiple origins, or a single one? Who were the inventors of Mesoamerican writing?

One opportunity for research is the reconstruction of the history of the Maya sites in Belize. Some of the known sites include Caracol, Lubaantun, Xunantunich, Pusilha, Xnaheb, and many others still covered by jungle vegetation. Although, there has been some study in this area, there is still much to be uncovered, deciphered, analyzed and compared before a comprehensive history of Belize prior to the European conquest can be written.

For me, the most exciting field in anthropology today is the work being done by the epigraphers who are translating and interpreting the written languages of the Maya. Perhaps one day, in the not so distant future, the names of Shield Jaguar, Bird Jaguar, Pacal of Palenque, and Yax Pax of Copan, will be taught to children all over the world along with the names of Ramses, Alexander, and Julius Cesar.

SILVIA PINZON- BA,MLS
The work of Glyphs was done by Silvia Pinzon BA,MLS, an archeologist/anthropologist who works as a librarian at Florida International University, of South Florida, USA. Silvia herself, was born in Bogota, Colombia and is a USA citizen. She is also 1/4 native American indian, her grandmother being a princess of the Chibcha Tribe, that stretched from Costa Rica to Bogota, Colombia. The other 3/4 of her ancestory directly descends from the Pinzon brothers who showed Colombus how to reach the New World and financed the Colombus first expedition. She still has the Coat of Arms granted by Charles V of Spain to the family and descendants.

This information was obtained from her husband, and should be taken as "tongue in cheek"!

Appenzeller, Tim
1994 "Clashing Maya superpowers emerge from a new analysis" Science 266:733-734.

Bower, Bruce
1986 "Blood and sacrifice" Science 129:360-362.
1992 "Deciphering the Maya" Science News 141:40-42.
1993 "The Write stuff" Science News 143:152-154.

Coe, Michael D.
1992 Breaking the Maya code . (n.p.): Thames and Hudson.

De Paz, Marco y Marcus
1991 Calendario Maya: el camino infinito del tiemloo . Ciudad de Guatemala, Guatemala: Gran Jaguar 1.

Fish, Peter
1994 "Unraveling the mysteries of the Mayas" Sunset 193:82-87.

"New life in the old tradition."
1992 Hispanic 5:44.

Gates, William
1977 An outline dictionary of Maya glyphs: with a concordance and analysis of their relationships . New York: Dover Publications, Inc.

Houston, S.D.
1989 Maya glyphs . Berkeley: California Üniversitesi Yayınları.

Johnson, William Weber
1986 "Two new exhibitions explore the dark mysteries of the Maya" Smithsonian 17:38-49.

Knorozov, Yuri V.
1967 Selected chapters from The writing of the Maya Indians translated by Sophie Coe. Peabody Museum of Archaeology and Ethnology. Russian Translation Series, vol. 4. Cambridge: Peabody Museum.

Marcus, Joyce
1991 "First Dates" Natural History 4:26-29

Morley, Sylvanus Griswold
1975 An Introduction to the studv of the Maya hieroglyphs " New York: Dover Publications, Inc.

Mathews, Peter
1991 "Classic Maya Emblem Glyphs" in Classic Maya Political History: Hieroglyphic and Archaeological Evidence edited by T. Patrick Culbert. Cambridge Üniversitesi Yayınları.

Saunders, Nicholas J.
1992 "Revealing ancient language" Nature 360:26-27.

Scarborough, Vernon
1994 "Mesoamerican graffiti" The Sciences 34:40-45.

Schele, Linda
1987 "Reading Mayan images" Americas 39:38-43.

Schele, Linda and David Freidel
1990 A Forest of Kings: The untold Story of the Ancient Maya New York: William Morrow and Company, Inc.

Stuart, David and Stephen D. Houston
1989 "Maya writing" Scientific American 261:82-89.


Small Sculptures

Catalogue © 2021 Manuel Palos Mayan Stelae Reproductions © 2021 Manuel Palos Patten Collection Mayan Stelae Rubbings and Casts © 1982 Manuel Palos (by Assignment) Reg. Cert. VAu000045155. Joan W. Patten was an influential American sculptor and scholar of Mayan art, who was one of a rare few US citizens to receive official permission from the Guatemalan government between 1968 and 1985 to make castings and rubbings of rare Mayan stelea and artifacts with great cultural and historical significance. She was permitted to export them to the United States and bequeathed her replicas to collaborator Manuel Palos.


Traces of ritual

Hieroglyphs which describe the conquering of Masuul © The earliest dated reference to the Masuul kingdom is found on Tikal Stela 10. Dating to 486, the passage states that the capital of the Masuul kingdom (ie Naachtun) was conquered by Tikal. The defeated king was brought before the Tikal king 'seven days later' and may well be the captive shown on the front of Stela 10.

The early hostilities between Naachtun and Tikal were almost certainly the result of power struggles with Calakmul, Tikal's bitter enemy. Earlier on it seems probable that Naachtun had been in Calakmul's sphere of influence. Yet during the early fifth century, Tikal went on the offensive against Calakmul, and pushed northwards in a series of campaigns aimed at enlarging and consolidating its northern frontier.

The final passage dates to 711, and describes the funerary rite of an important woman.

However, during the late sixth and early seventh centuries, Tikal suffered a series of defeats at the hands of Calakmul and its allies. Consequently Naachtun was forced to switch allegiance back to the nearer neighbour, and a hieroglyphic block from Structure 4 at Calakmul includes a reference to the Masuul kingdom from about this period.

In the late seventh and early eighth centuries, Naachtun's loyalties changed again. Tikal resurged, defeating Calakmul's armies in 695. Indeed, the next reference we have to the Masuul kingdom is on Tikal Altar 5, which records a series of events beginning in 692 and involving the king of Masuul and the king of Tikal. The final passage dates to 711, and describes the funerary rite of an important woman - a rite overseen by both kings. Details of this ceremony are depicted on the face of Altar 5, where both kings are captured in the act re-interring the bones of the deceased in a prominent area of Tikal. This type of ritual re-interment of a deceased individual is very rare and, in this instance, signals the significant role that this woman played in the political relationship between Tikal and Naachtun. Such personal interaction strongly implies that the two kings were each related to the deceased woman, and hence to one another.


İlgili Mesajlar

For much of its history, Quirigua was little more than a trading outpost, designed to control.

For much of its history, Quirigua was little more than a trading outpost, designed to control trade along the Motagua River, but then Cauac Sky came to power.

The Acropolis at Quirigua may be small, but it lies at the heart of Quirigua's development from.

The Acropolis at Quirigua may be small, but it lies at the heart of Quirigua's development from a small trading outpost to a powerful independent city that ended up living in fear.

Stela C features a very important text describing the founding of the universe in 3114BC. In it.

Stela C features a very important text describing the founding of the universe in 3114BC. In it, three stones are placed to create a new home for mankind.

The stelae at Quirigua are an outstanding example of Mayan art and include Stela E which is the.

The stelae at Quirigua are an outstanding example of Mayan art and include Stela E which is the largest monolithic monument ever erected in Mesoamerica.

Weighing as much as 20 tuns and encoded with mystery, the zoomorphs of Quirigua are amongst the.

Weighing as much as 20 tuns and encoded with mystery, the zoomorphs of Quirigua are amongst the most profound and amazing pieces of art ever produced by the Maya.

Feline-faced Monument 13, also known as Altar M, curiously marks the beginning of Quiriguá's.

Feline-faced Monument 13, also known as Altar M, curiously marks the beginning of Quiriguá's battle for independence thanks to the inclusion of a brand new emblem.

The beastly Zoomorph G (Monument 7) is dedicated to Quiriguá's greatest ruler, Cauac Sky (K'ak'.

The beastly Zoomorph G (Monument 7) is dedicated to Quiriguá's greatest ruler, Cauac Sky (K'ak' Tiliw Chan Yopaat) who reigned for over 60 years.

Quirigua's most prestigious ruler's image can be seen on the majority of the amazing monuments.

Quirigua's most prestigious ruler's image can be seen on the majority of the amazing monuments found at the site and there's something curiously Egyptian about him.

Although fundamentally Copan was a Mayan City that controlled trade on the southern frontier of.

Although fundamentally Copan was a Mayan City that controlled trade on the southern frontier of Mesoamerica, the majority of its history is both mysterious and very intriguing.

Tikal was the most powerful city in the Mayan territories during the Classic Period, but its.

Tikal was the most powerful city in the Mayan territories during the Classic Period, but its monuments might suggest that Teotihuacan was inspiration and power behind its success.


Rediscovery and Restoration

Tikal was never completely "lost:" locals always knew of the city throughout the colonial and republican eras. Travelers occasionally visited, such as John Lloyd Stephens in the 1840s, but Tikal's remoteness (getting there entailed several days' trek through steamy jungles) kept most visitors away. The first archaeological teams arrived in the 1880s, but it wasn't until an airstrip was built in the early 1950s that archaeology and study of the site began in earnest. In 1955, the University of Pennsylvania began a long project at Tikal: they remained until 1969 when the Guatemalan government began research there.


Yani. What Happened to the Ancient Maya?

Experts in the field simply do not have enough solid information to state with clear-cut certainty how the Maya civilization ended. The downfall of the ancient Maya was likely caused by some combination of the factors above. The question seems to be which factors were most important and if they were linked somehow. For example, did a famine lead to starvation, which in turn led to civil strife and warring upon neighbors?

Investigations haven't ceased. Archaeological digs are ongoing at many sites, and new technology is being used to re-examine previously excavated sites. For example, recent research, using chemical analysis of soil samples, indicates that a certain area at the Chunchucmil archaeological site in Yucatan was used for a food market, as had been long suspected. Mayan glyphs, long a mystery to researchers, have now mostly been deciphered.

McKillop, Heather. "The Ancient Maya: New Perspectives." New York: Norton, 2004.